Bu çalışma, XVI. yüzyılda bugünkü Osmaniye il sınırları içinde kalan Yukarı Çukurova’da kırsal iskânın yapısını, değişimini ve mekânsal dağılışını tarihî coğrafya perspektifiyle incelemektedir. Araştırmanın çıkış noktasını, söz konusu sahanın Osmanlı idarî teşkilatı içinde Adana ve Kars-ı Maraş sancakları arasında bölünmüş olması oluşturmaktadır. Bu idarî farklılaşma, aynı coğrafi havza içinde yer alan nahiyelerde kırsal yerleşmelerin benzer değil, farklı gelişim seyirleri izlediğini ortaya koyması bakımından önem taşımaktadır. Çalışma, Kınık, Karamanlu Yakası, Haruniye, Bayındır, Savrun ve Sinbas nahiyelerine ait karye, mezra ve cemaat kayıtlarına dayanmaktadır. Veriler, 1525, 1547, 1563 ve 1572 tarihli tahrir defterleri ile 1530 tarihli 998 numaralı muhasebe defterinden derlenmiş; topoğrafik haritalar, uydu görüntüleri ve CBS teknikleri yardımıyla değerlendirilmiştir. Bulgular, araştırma sahasında mezraların kırsal iskânın başlıca unsurunu oluşturduğunu göstermektedir. İlk karşılaştırma kesitinde 58 karye ve 329 mezra, ikinci kesitte ise 66 karye ve 366 mezra tespit edilmiştir. Ayrıca bazı yerleşmelerin köyden mezraya, bazılarının ise mezradan köye dönüşmesi, kırsal birimlerin sabit kategoriler olmadığını; çevre şartları, üretim yapısı, konar-göçer hareketliliği ve idarî düzenlemeler doğrultusunda yeniden biçimlendiğini ortaya koymaktadır. Kınık’ta köy sayısının azalmasına karşılık Kars-ı Maraş sahasında mezradan köye dönüşümlerin artması, aynı havza içinde farklı iskân örüntülerinin geliştiğini göstermektedir. Yerleşmelerin önemli bir bölümünün modern coğrafi zeminde tespit edilmesi de kırsal iskânın ova, vadi ve etek kuşaklarıyla kurduğu ilişkiyi açıklamayı mümkün kılmıştır. Bu yönüyle çalışma, XVI. yüzyıl Yukarı Çukurova kırsalında yerleşme sürekliliği, statü değişimi ve mekânsal farklılaşmayı birlikte değerlendiren karşılaştırmalı bir tarihî coğrafya çerçevesi sunmaktadır.
This article examines the structure, transformation, and spatial distribution of rural settlement in Upper Çukurova, within the borders of present-day Osmaniye, from the perspective of historical geography. The main framework of the study is shaped by the fact that this area was divided between the sanjaks of Adana and Kars-ı Maraş within the Ottoman administrative system. This administrative division is significant because it allows the comparison of different settlement trajectories within the same geographical basin. The study is based on village, mezra, and nomadic community records from the subdistricts of Kınık, Karamanlu Yakası, Haruniye, Bayındır, Savrun, and Sinbas. The data were compiled from the tahrir registers dated 1525, 1547, 1563, and 1572, together with the no. 998 accounting register dated 1530, and were evaluated through topographic maps, satellite imagery, and GIS techniques. The findings indicate that mezra settlements constituted the principal component of the rural settlement pattern in the study area. In the first comparative section, 58 villages and 329 mezras were identified, whereas in the second section these figures rose to 66 villages and 366 mezras. The transformation of some settlements from village to mezra, and others from mezra to village, demonstrates that rural units were not fixed categories but were reshaped by environmental conditions, production patterns, nomadic mobility, and administrative arrangements. While the number of villages declined in Kınık, the increase in mezra-to-village transformation in the Kars-ı Maraş sector points to distinct settlement patterns within the same basin. The localization of a substantial part of these settlements on the modern geographical surface also makes it possible to interpret the relationship between rural settlement patterns and plains, valleys, and foothill zones. In this respect, the study offers a comparative historical-geographical framework for understanding settlement continuity, status change, and spatial differentiation in sixteenth-century Upper Çukurova.