






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>ACADEMIC SOCIAL RESOURCES JOURNAL, Yıl 2026 Sayı Cilt 11 Sayı 3</title>
    <link>https://asrjournal.org/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=4165</link>
    <description>ACADEMIC SOCIAL RESOURCES JOURNAL</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-04</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Öğretmenlerin Biyofili Düzeylerinin Farklı Değişkenler Açısından İncelenmesi </title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90549</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90549</guid>
      <author>Dilan Kaya Durna Meltem Akın Kösterelioğlu </author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>XIX. Yüzyıl Sonu- XX. Yüzyıl Başlarında Tekfurdağı Sancağı’nda Rum ve Ermeni Cemâati Mektepleri</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90129</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90129</guid>
      <author>Elif Baksı Çevik</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify; line-height: normal; mso-layout-grid-align: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Marmara Denizi kıyısında yer alan bir liman kenti olan Tekfurdağı, İstanbul’a yakın konumu ve kara ile deniz ulaşım ağları üzerindeki stratejik yeri sayesinde Osmanlı Devleti’nin son döneminde önemli merkezlerden biri olmuştur. Edirne Vilâyeti’ne bağlı sancaklardan biri olan Tekfurdağı’nın çok unsurlu demografik yapısı, şehirde eğitim kurumlarının gelişimini etkileyen başlıca unsurlar arasında yer almaktadır. Bu çalışma, XIX. yüzyılın sonu ile XX. yüzyılın başlarında Tekfurdağı Sancağı’nda faaliyet gösteren Rum ve Ermeni cemâat mekteplerini incelemeyi amaçlamaktadır. Osmanlı Devleti’nde Tanzimat sonrasında eğitim alanında gerçekleştirilen düzenlemelerle birlikte gayrimüslim cemâatlerin eğitim faaliyetleri belirli bir hukuki çerçeveye kavuşmuş, bu süreç taşrada cemâat mekteplerinin yaygınlaşmasına önemli ölçüde zemin hazırlamıştır. Sancağın demografik yapısı sebebiyle şehrin sosyal ve kültürel dönüşüm göstergesi olarak ortaya çıkan değişim, Tekfurdağı’nı dikkat çekici merkezlerden biri hâline getirmiştir. Bu bağlamda çalışma, sancakta faaliyet gösteren Rum ve Ermeni cemâat mekteplerinin kurumsal yapısını, eğitim seviyelerini ve gelişim süreçlerini ortaya koymayı hedeflemektedir. Araştırmada Başbakanlık Osmanlı Arşivi belgeleri, Edirne Vilâyet Salnâmeleri ve Maârif Salnâmeleri temel kaynak grubunu oluşturmakta; konunun değerlendirilmesinde destekleyici nitelikte ikincil kaynaklardan da yararlanılmaktadır. Söz konusu kaynaklar doğrultusunda sancakta bulunan gayrimüslim mekteplerinin sayıları, eğitim dereceleri ile öğrenci ve öğretmen kadroları tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra cemâat mekteplerinin finansman kaynakları, ruhsat süreçleri ve fiziki gelişimleri incelenerek merkezî yönetimin eğitim kurumlarına yönelik yaklaşımı değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, Tekfurdağı Sancağı’ndaki Rum ve Ermeni cemâatine ait mekteplerin kuruluş ve gelişim süreçlerini ile birlikte eğitim faaliyetlerini genel bir çerçeve içinde değerlendirme imkânı sunmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Anayasa Mahkemesi’nin 23.12.2015 Tarihli (E.2015/15, K.2015/118) Kararının Marka Hukuku Bakımından Değerlendirilmesi </title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90268</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90268</guid>
      <author>Muhammed Selim Pehlivanlı</author>
      <description>&lt;span class="TextRun SCXW219946048 BCX4" lang="TR-TR" xml:lang="TR-TR" data-contrast="none"&gt;&lt;span class="NormalTextRun SCXW219946048 BCX4"&gt;Marka hukuku, ekonomik hayatın düzenlenmesi ve tüketici güveninin sağlanması bakımından hem özel hukuk hem de kamu hukuku boyutları bulunan bir alandır. Bu çok yönlü yapı, marka hukukuna ilişkin normların anayasal ilkelerle uyumlu olmasını zorunlu kılmaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin 23.12.2015 tarihli ve E.2015/15, K.2015/118 sayılı kararı, marka tesciline ilişkin hükümlerin anayasal denetimi bakımından önemli değerlendirmeler içermektedir. Kararda marka hakkı, fikrî ve sınaî mülkiyet kapsamında mülkiyet hakkı ile ilişkilendirilmiş; ayırt edicilik, karıştırılma ihtimali ve marka tescil engelleri gibi marka hukukunun temel kavramları hukuk devleti ve hukuki belirlilik ilkeleri çerçevesinde ele alınmıştır. Bu çalışmada, söz konusu kararın marka hukukunun yapısal ilkeleriyle kesiştiği noktalar analiz edilmekte; kararın &lt;/span&gt;&lt;span class="NormalTextRun AdvancedProofingIssueV2Themed SCXW219946048 BCX4"&gt;doktrin&lt;/span&gt;&lt;span class="NormalTextRun SCXW219946048 BCX4"&gt; ve yargısal uygulama üzerindeki etkileri ortaya konulmaktadır.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="EOP Selected SCXW219946048 BCX4" data-ccp-props="{"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Görsel Temsillerde Iri Beden: Ana Tanriça Figürlerinin Arkeolojik Yansimalari</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90276</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90276</guid>
      <author>Taylan Mintaş Ayça Tufan Baknalı </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Ana Tanrıça figürinleri, Prehistorik dönemlerden itibaren insan toplumlarının inanç sistemleri, kültürel değerleri ve toplumsal yapıları hakkında önemli bilgiler sunan arkeolojik yapıtlardır. Bu figürler, genellikle iri bedenli ve abartılı özelliklere sahip olarak tasvir edilmiştir. Ana Tanrıça figürleri, Prehistorik dönemlerin görsel temsilleri olarak, insan bedeninin estetik algısını ve dönemin kültürel değerlerinin anlaşılması için önemli bir kaynak sunmaktadır. Bu figürinlerin iri bedenleri, bereket ve doğurganlık gibi kavramlarla ilişkilendirilirken, arkeolojik buluntular, figürinlerin toplumsal yapılar ve inanç sistemleri üzerindeki etkilerini ortaya koymaktadır. Araştırma, Ana Tanrıça figürinlerinin görsel temsillerinin arkeolojik yansımalarını inceleyerek, bu figürlerin dönemin toplumsal ve kültürel dinamikleriyle ilişkisini, iri beden üzerinden ortaya koymayı hedeflemektedir. Nitel araştırma yöntemi ile betimleyici olarak yürütülen araştırmada, konuyla ilgili örnekler ele alınmıştır. Elde edilen bulgular sanat tarihinde insan bedeninin estetik bir nesne olarak ele alınışını göstermektedir. Özellikle, Klasik Venüs Evresi olarak adlandırılan Üst Paleolitik dönemde üretilen figürinler üzerinde durulmaktadır. Hohle Fels Venüsü ve Willendorf Venüsü gibi İri Ana Tanrıça figürinleri, bu dönemin sanat anlayışını ve beden temsillerini yansıtan önemli örneklerdir. Bu çalışmada iri Ana Tanrıça figürinleri kronolojik bir perspektiften değerlendirilerek, her birinin betimleyici çözümlemeleri sunulmuştur. Bu bağlamda, figürinlerin imgelediği kavramlar&amp;mdash;Ana Tanrıça, bereketlilik, doğurganlık ve tılsımları&amp;mdash;üzerinde durulmaktadır. Bu kavramların insanlık tarihindeki yeri ve önemi vurgulanmıştır. Bu doğrultuda incelenen iri bedenli figürinlerin üzerine yapılan analizler, insanlık tarihinin erken dönemlerinde bedenin nasıl algılandığını ve bu algının toplumsal yapılar üzerindeki sosyal ve estetik etkilerinin anlaşılmasına yardımcı olacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Devlet Başkanlarının Cezai Sorumlulukları ve Moğolistan’daki Durum</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90613</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90613</guid>
      <author>Enkhtuvshin Nergui</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 11.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Bu çalışma, devlet başkanının cezai sorumluluğu kavramını teorik, anayasal ve ceza hukuku perspektiflerinden bütüncül bir yaklaşımla ele almakta, parlamenter ve başkanlık sistemlerinde bu sorumluluğun uygulama biçimlerini karşılaştırmalı olarak analiz etmektedir. Araştırmanın temel amacı, Moğolistan’da devlet başkanı (Cumhurbaşkanı) düzeyindeki cezai sorumluluğu, 1992 Anayasası’nın 35. maddesinde öngörülen sorumluluk mekanizmaları ve 36. maddesinde düzenlenen dokunulmazlık hükümleri çerçevesinde tanımlamak ve incelemektir.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 11.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Araştırma kapsamında, devlet başkanının dokunulmazlığının kapsamı &lt;em&gt;ratione personae&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;ratione materiae&lt;/em&gt; ilkeleri açısından ayırt edilerek, görevle ilgili suçlar ile kişisel suçlardan doğan sorumluluk türleri, bu süreçlerdeki ceza muhakemesi usullerinin özellikleri ve özellikle azil (impeachment) benzeri özel prosedürler ayrıntılı olarak analiz edilmiştir. Ayrıca, bu süreçlerde karşılaşılan yasal düzenleme çelişkileri, kurumsal zayıflıklar ve uygulamadaki zorluklar somut örnekler ve vaka çalışmaları ışığında çözümlenmiştir.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 11.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;&lt;span style="mso-tab-count: 1;"&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;Bunun yanı sıra çalışma, ulusal anayasa hukuku ile uluslararası ceza hukuku arasındaki etkileşim ve koordinasyona odaklanarak, Moğolistan’ın Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü’ne taraf olmasıyla üstlendiği görev ve sorumlulukların, geleneksel devlet başkanı dokunulmazlığı doktrini ile nasıl çatıştığını veya bağdaştığını araştırmıştır. Özellikle uluslararası düzeydeki hesap verebilirlik gereklilikleri ile ulusal düzeydeki dokunulmazlık ilkeleri arasındaki gerilimin teorik ve pratik düzeyde ele alınması, bu çalışmanın özgün yönünü oluşturmaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 11.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;&lt;span style="mso-tab-count: 1;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Nitel araştırma yöntemine dayalı olarak yürütülen bu çalışmada, belge incelemesi, karşılaştırmalı hukuk yöntemi ve vaka analizi teknikleri bir arada kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, Moğolistan’ın parlamenter sisteminde devlet başkanının cezai sorumluluğu meselesinin daha net ve sistematik bir şekilde anlaşılmasına destek sunmanın yanı sıra, ulusal hukuk bilimine katkıda bulunmayı, dokunulmazlık ve sorumluluk konularında farkındalık yaratmayı ve hem teorik hem de pratik açıdan önem taşıyan yeni öneri ve sonuçlar sunmayı hedeflemektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Özel Eğitim Sınıfı Öğretmenlerinin Hizmetiçi Eğitim İhtiyaçlarının Belirlenmesi</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90646</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90646</guid>
      <author>Hüseyin GüvenBayram Günay ,Ayşe Kanay </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; text-justify: inter-ideograph; line-height: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-ansi-language: TR;"&gt;Bu araştırma, özel eğitim sınıflarında görev yapan öğretmenlerin mesleki gelişimlerini sürdürebilmeleri için ihtiyaç duydukları hizmet içi eğitim alanlarını tespit etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, öğretmenlerin mevcut yeterlilikleri ile gelişim göstermek istedikleri konular arasındaki farklar çeşitli mesleki ve demografik değişkenler açısından incelenmiştir. Çalışma sonucunda öğretmenlerin; dil ve konuşma güçlüğü yaşayan öğrencilere yönelik müdahale stratejileri, otizm spektrum bozukluğu olan bireylerde gözlenen problem davranışların yönetimi ve cinsel eğitim gibi uzmanlık gerektiren alanlarda yoğun bir eğitim talebi içerisinde oldukları saptanmıştır. Buna karşın, özel eğitimin kuramsal temelleri, yetersizlik türlerinin genel özellikleri ve kaynaştırma uygulamaları gibi konularda öğretmenlerin kendilerini daha yeterli hissettikleri ve bu alanlarda düşük düzeyde eğitim talebinde bulundukları görülmüştür. Mesleki deneyim süresi ve istihdam türü gibi değişkenlerin eğitim ihtiyaçları üzerinde belirleyici bir rol oynadığı; özellikle mesleğe yeni başlayan öğretmenlerin ve özel eğitim alanı dışından gelen personelin daha geniş kapsamlı bir rehberliğe ihtiyaç duyduğu belirlenmiştir. Ayrıca kadın öğretmenlerin öğrencilerin sosyal uyumu ve kişisel güvenliklerini kapsayan mahremiyet eğitimi gibi konularda daha yüksek bir farkındalık ve gelişim arzusu sergiledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular, gelecekte planlanacak hizmet içi eğitim faaliyetlerinin genel içeriklerden ziyade, öğretmenlerin sınıf içinde doğrudan karşılaştıkları güçlükleri gidermeye yönelik uygulama odaklı ve branşlaşmış modüller şeklinde tasarlanması gerektiğini ortaya koymaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>16. Yüzyılda Yukarı Çukurova’da (Osmaniye) Kırsalın İskânı</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=94100</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=94100</guid>
      <author>İbrahim Polat Emin Toroğlu </author>
      <description>&lt;p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Bu çalışma, XVI. yüzyılda bugünkü Osmaniye il sınırları içinde kalan Yukarı Çukurova’da kırsal iskânın yapısını, değişimini ve mekânsal dağılışını tarihî coğrafya perspektifiyle incelemektedir. Araştırmanın çıkış noktasını, söz konusu sahanın Osmanlı idarî teşkilatı içinde Adana ve Kars-ı Maraş sancakları arasında bölünmüş olması oluşturmaktadır. Bu idarî farklılaşma, aynı coğrafi havza içinde yer alan nahiyelerde kırsal yerleşmelerin benzer değil, farklı gelişim seyirleri izlediğini ortaya koyması bakımından önem taşımaktadır. Çalışma, Kınık, Karamanlu Yakası, Haruniye, Bayındır, Savrun ve Sinbas nahiyelerine ait karye, mezra ve cemaat kayıtlarına dayanmaktadır. Veriler, 1525, 1547, 1563 ve 1572 tarihli tahrir defterleri ile 1530 tarihli 998 numaralı muhasebe defterinden derlenmiş; topoğrafik haritalar, uydu görüntüleri ve CBS teknikleri yardımıyla değerlendirilmiştir. Bulgular, araştırma sahasında mezraların kırsal iskânın başlıca unsurunu oluşturduğunu göstermektedir. İlk karşılaştırma kesitinde 58 karye ve 329 mezra, ikinci kesitte ise 66 karye ve 366 mezra tespit edilmiştir. Ayrıca bazı yerleşmelerin köyden mezraya, bazılarının ise mezradan köye dönüşmesi, kırsal birimlerin sabit kategoriler olmadığını; çevre şartları, üretim yapısı, konar-göçer hareketliliği ve idarî düzenlemeler doğrultusunda yeniden biçimlendiğini ortaya koymaktadır. Kınık’ta köy sayısının azalmasına karşılık Kars-ı Maraş sahasında mezradan köye dönüşümlerin artması, aynı havza içinde farklı iskân örüntülerinin geliştiğini göstermektedir. Yerleşmelerin önemli bir bölümünün modern coğrafi zeminde tespit edilmesi de kırsal iskânın ova, vadi ve etek kuşaklarıyla kurduğu ilişkiyi açıklamayı mümkün kılmıştır. Bu yönüyle çalışma, XVI. yüzyıl Yukarı Çukurova kırsalında yerleşme sürekliliği, statü değişimi ve mekânsal farklılaşmayı birlikte değerlendiren karşılaştırmalı bir tarihî coğrafya çerçevesi sunmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Disiplin Sınırında Sanatçı Kimliği — Türkiye'de Malzeme Değiştiren Sanatçılarda Yabancı Gözün Üretkenliği Üzerine</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=94328</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=94328</guid>
      <author>Ayşenur Ceren Asmaz</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Bu çalışma, Türkiye'deki güzel sanatlar fakültelerinin bölüm bazlı eğitim yapısının sanatçı kimliği üzerindeki biçimlendirici etkisini ve bu yapı içinde yetişen sanatçıların farklı malzeme ve disiplinlere geçişte yaşadığı paradoksal konumu teorik çerçevelerde ele almaktadır. Türkiye'de her bölüm, kendine özgü müfredat, atölye geleneği ve değerlendirme ölçütleriyle bağımsız bir alan oluşturmakta; sanatçı bu alanın içinde şekillenmekte ve kimliği büyük ölçüde o malzemeyle özdeşleşmektedir. Ne var ki sanatsal pratiğin seyri bu sınırlarla her zaman örtüşmemekte, pek çok sanatçı zamanla eğitim aldığı disiplinin dışına çıkmaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Çalışma bu olguyu Bourdieu'nün habitus ve alan kavramları, Simmel'in yabancı figürü, Ingold'un malzemeyle düşünme anlayışı, Sennett'in el bilgisi ve bedensel pratik kavramsallaştırması ile Polanyi'nin örtük bilgi kuramı aracılığıyla teorize etmektedir. Merkezi argüman şudur: farklı bir malzemeye geçen sanatçı, yeni alanın içinde var olan ama ona tam anlamıyla ait olmayan bir konuma yerleşir. Bu konum Simmel'in yabancı figürüyle koşutluk taşımakta; hem yaratıcı bir mesafe hem de meşruiyet krizi üretmektedir. Yabancı gözün özgün görme kapasitesi &amp;mdash; konvansiyonlardan azadelik, sorulmayan soruları sorabilmek &amp;mdash; ancak birincil malzemedeki birikimin yeterli derinliğe ulaşmış olması koşulunda gerçek bir üretkenliğe dönüşebilmektedir. Picasso, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Füreya Koral, Alev Ebüzziya Siesbye ve İlgi Adalan örnekleri bu argümanı somutlaştırmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Israrlı Takip Kavramı Ve Türk Hukunda Israrlı Takibe İlişkin Düzenlemeler</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=94478</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=94478</guid>
      <author>Yusuf Gündüz</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 150%; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Modern çağda teknolojinin ulaştığı hız, insanlık tarihinin hiçbir döneminde görülmemiş bir etkileşim ağını beraberinde getirmiştir. İletişim araçlarının çeşitlenmesi ve dijital platformların gündelik yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmesi, bireyler arasındaki mesafeleri kağıt üzerinde ortadan kaldırırken, beraberinde yeni ve karmaşık güvenlik sorunlarını da getirmiştir. Bu sorunların en başında, son yıllarda hem sosyal hem de hukuki düzlemde sıkça tartışılan "Israrlı Takip" (Stalking) olgusu gelmektedir. Israrlı takip, ilk bakışta basit bir hayranlık ya da ilgi gösterisi veya karşı taraf hakkında bilgi edinmeye yönelik eylemler gibi maskelenebilse de , özü itibarıyla mağdurun hürriyetini kısıtlayan, psikolojik bütünlüğünü hedef alan ve yaşam alanını daraltan sistematik bir taciz biçimidir. Geleneksel suç tiplerinin aksine, tek bir anlık eylemden ziyade, zaman yayılmış bir süreçler silsilesi olması ve ısrarlı takip neticesinde farklı ve daha ağır olarak nitelendirebileceğimiz kasten öldürme gibi suçların işlenmesine de yol açabileceğinden &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;bu olgunun ceza hukuku doktrininde müstakil bir başlık altında ele alınmasını zorunlu kılmıştır.&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 150%;"&gt;Karşılaştırmalı hukukta ve uluslararası sözleşmelerde kendine yer bulan bu kavram, Türk hukuk sisteminde de gecikmeli de olsa yasal bir zemine oturtulmaya çalışılmıştır. &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bu çalışmada Israrlı Takip kavramına ilişkin tanımlara, günlük kullanımına ve şiddet, mobbing, zorbalık ve siber zorbalık gibi benzer kavramlara ilişkin karşılaştırmalar yapılarak Türk Hukuk sisteminde Israrlı Takip düzenlemeleri hakkında bilgi verilecektir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Basralı Muhaddislerin Hadis İlmine Sunduğu İlk Uygulamalar ve Özgün Katkılar</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=94554</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=94554</guid>
      <author>Ali Çelik</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify; line-height: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi;"&gt;Bu çalışma, hadis ilminin teşekkül ve gelişim sürecinde Basra havzasında yetişen muhaddislerin literatüre kazandırdığı ilk uygulamaları ve metodolojik yenilikleri incelemektedir. Hz. Peygamber döneminde temelleri atılan ve fetih hareketleriyle genişleyen İslâm coğrafyasında Basra, kısa sürede dönemin en dinamik ilmî merkezlerinden biri hâline gelmiştir. Şehre yerleşen sahâbe, tâbiîn ve tebeu’t-tâbiîn nesline mensup âlimler; hadis rivayetinin muhafazası, tenkidi, tasnifi ve sonraki nesillere tebliği hususunda öncü bir rol üstlenmişlerdir. Bu kurumsallaşma sürecinde; isnâd, hasen, mürsel ve tedlîs gibi temel hadis ıstılahlarının ilk kavramsallaştırmaları ile cerh-ta‘dîl faaliyetlerinin sistemli bir hüviyet kazanması, doğrudan Basralı muhaddislerin ilmî mesaileriyle belirginleşmiştir. Ayrıca hadis tahammül ve edâ yöntemleri, râvî değerlendirme kriterleri ve erken dönem telif hareketleri bakımından da Basra ekolü, hadis usulünün şekillenmesinde kurucu bir konuma erişmiştir. Dolayısıyla bu araştırmada, klasik kaynaklarda dağınık hâlde bulunan söz konusu ilk uygulamalar sistematik bir biçimde bir araya getirilerek, Basra muhaddislerinin hadis metodolojisine sağladığı özgün ve kurucu katkıların tespiti amaçlanmıştır. Nitekim bölge ulemasının rivayet asrındaki rolünün tespiti, hadis tarihinin bütüncül kavranması açısından da elzemdir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kanun Sazı Özelinde: Akademik Lisansüstü Araştırmalara Yönelik Bir Literatür Değerlendirmesi </title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=94308</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=94308</guid>
      <author>Müzeyyen İlkim Duydukoğlu</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;Kanun sazına ilişkin akademik ve pedagojik literatürün genel görünümünü ortaya koymak amacıyla planlanan bu araştırma kapsamında; kanun icrası, kanun eğitimi, kanun icracıları, makaleler, lisansüstü tezler ve bildirilerden oluşan ve ulaşma imkânı bulunan literatür, meta-analizi yöntemi ile incelenmiştir. Bu doğrultuda, alan yazının sistematik ve bütüncül bir biçimde değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Kanun alanındaki çalışmaların kapsam ve dağılımını belirlemek amacıyla toplam 130 yazılı kaynak değerlendirilmiş; bu yazılı kaynaklar, yazar dağılımları, çalışmaların tarihsel dağılımı, yayımlandıkları şehirler, yayın türleri, konu başlıkları, enstitü ve ana sanat dalları açısından ele alınmıştır. Ayrıca kullanılmış araştırma türleri, veri toplama ve veri işleme yöntemleri ile kullanılan metodolojik yaklaşımlar da çalışma kapsamında ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Elde edilen bulgular, kanun alanındaki çalışmaların bazı konular üzerinde yoğunlaştığını, bazı konuların ise daha sınırlı olarak ele alındığını göstermektedir. Bu durum, kanun alanındaki akademik üretimin mevcut durumunun ortaya konulması bakımından ayrıca önem taşımaktadır. Böylelikle literatürdeki araştırma yaklaşımları, kullanılan yöntem yaklaşımları, veri toplama süreçleri ve bu araştırmalarda eksik kaldığı düşünülen hususlar meta analizi yardımı ile genel hatları ortaya konmuş ve mevcut literatürün betimsel olarak çerçevesi sunularak alanın genel yapısal görünümü de ortaya koyulmuştur. Bu bağlamda, elde edilen verilerin alanın mevcut durumunu daha net biçimde değerlendirmeye imkân sağladığı görülmüştür. İlaveten bu araştırma ile ileride gerçekleştirilmesi planlanan araştırmalar için bir başvuru zemini oluşturulması amaçlanmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-04</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


