






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>ACADEMIC SOCIAL RESOURCES JOURNAL, Yıl 2025 Sayı Cilt 10 Sayı 3</title>
    <link>https://asrjournal.org/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=3368</link>
    <description>ACADEMIC SOCIAL RESOURCES JOURNAL</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2025-10-26</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Aile Planlaması ve Danışmanlığı Dersi Uygulamasından Yararlanan Kadınların Yöntem Tercihleri: Aydın Örneği </title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81533</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81533</guid>
      <author>Hale Uyar HazarEbru Ersin Kayacan ,Kadriye Esen </author>
      <description>&lt;p style="margin: 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: 'Microsoft Sans Serif'; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Amaç: Bu çalışmanın amacı; Aile Planlaması ve Danışmanlığı dersi uygulamasından yararlanan kadınların yöntem tercihlerini incelemektir. Yöntem: Retrospektif ve analitik kesitsel tipte olan, Şubat &amp;ndash; Mayıs 2019 tarihlerinde yürütülen bu araştırmanın örneklemini 82 öğrenci oluşturdu. Veriler; Aile Planlaması ve Danışmanlığı Dersinin Veri Toplama Formu kullanılarak toplandı ve tanımlayıcı istatistikler, Kolmogorov-Smirnov, Wilcoxon ve Ki-kare testleri ile analiz edildi (p&lt;0,05). Bulgular: Bu çalışmada, kadınların %50,0’sine genel danışmanlık, %50,0’sine genel danışmanlık ve sonrasında karar verilen yönteme özel danışmalık verildi. Kadınlar gebe kalmadan önce; Rahim içi araç (%20,6), bariyer yöntemler (%7,3) ve hormonal yöntemler (%6,6) kullanmayı düşünürken, doğum sonrasında; Rahim içi araç (%26,4), bariyer yöntemler (%17,9) ve hormonal yöntemler (%16,0)’i kullanmayı tercih etti (p=0,005). Kadınların %69,5’i (n=57) genel danışmanlık sonrası, daha önce kullandığı yöntemi değiştirirken, %30,5’i (n=25) daha önceki yöntemi değiştirmedi (p=0,005). Modern yöntemlerin tercih edilme oranı; gebe kalmadan önce %56,1 iken, genel danışmanlık sonrasında %80,5’tir (p=0,043).&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Sonuç: Aile Planlaması ve Danışmanlığı dersi uygulamasından yararlanan kadınların; modern aile planlaması yöntemlerini ve en fazla rahim içi aracı tercih ettiği, geleneksel yöntemden modern yönteme geçme kararının arttığı ve verimli bir uygulama olduğu sonucuna varıldı. Öğrencilerle birlikte klinikte birebir çalışılarak ve Sağlık Bakanlığının Aile Planlaması Danışmanlığı Resimli Rehberi kullanılarak uygulama yapılmalıdır.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-10-26</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yapay Zekâ Destekli Kişisel Koruyucu Donanımların Verimliliği</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81043</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81043</guid>
      <author>Filiz Arıcak </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify; line-height: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’nün &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;2023 yılında yayınladığı rapora göre her yıl üç milyona yakın işçi ölümcül iş kazası ve meslek hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetmektedir. İşyerinde çalışanların güvenliği ve yaşanan kazaların sıklığı göz önünde bulundurulduğunda, iş yerindeki geleneksel araç ve prosedürleri gelişen teknolojik manzarayla uyumlu hale getirmek zorunlu hale gelmektedir. Bu durum teknolojik yeniliklerin insan odaklı bir yaklaşımla iş sağlığı ve güvenliği alanına entegrasyonunu zorunlu kılmaktadır. Günümüzde önemli ölçüde ilerleme kaydeden yapay zekâ ile kişisel koruyucu donanımların etkinliği ve verimliliğini artırmak için birçok fırsat ortaya çıkmıştır. Bu çalışma yapay zekâ teknolojilerinin kişisel koruyucu donanımların kullanımı ve etkinliğini nasıl artırabileceğini araştırmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda geleneksel kişisel koruyucu donanımlara yapay zekanın potansiyel katkıları ve meydana getirebileceği olumsuzluklar detaylı bir şekilde incelenmektedir. Güncel literatür yapay zekanın kişisel koruyucu donanımlar konusunda da devrim yaratabileceğine değinirken beraberinde getirdiği etik, psikolojik, sosyal, teknik endişelere de vurgu yapmaktadır. Yapay zekanın KKD'ler üzerinde etkili bir şekilde uygulanabilmesi için sistem üretenler, araştırmacılar ve çeşitli paydaşların dahil olduğu işbirlikçi bir yaklaşım oldukça önem taşımaktadır. Bu iş birliği yapay zekanın katkıları ve dezavantajlarını nesnel bir şekilde değerlendirebilmeyi kolaylaştırabilir. Böylece daha bilgili karar verme sağlanabilir ve güvenli iş yerleri ile çalışan sağlığını koruma hedeflerine ulaşılabilir. Bu şekilde yapay zekâ destekli KKD’lerin geliştirilmesi iş sağlığı ve güvenliği kapsamında gelecekteki inovasyonların temelini oluşturmada ve iş kazalarını önlemede bir rol oynayabilir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-10-26</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İlkokulda Sanat Terapisi ve Çevre Eğitimi: Bütünleşik Bir Uygulama Önerisi </title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81312</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81312</guid>
      <author>Kadriye Gürdağ Hatice Kadıoğlu Ateş </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Günümüzde gelişen teknoloji ve değişen dünya düzeni, kentleşme, çevre kirliliği, sürdürülebilirlik, geri dönüşüm ve atık yönetimi gibi konuları ön plana çıkarmaktadır. Yerleşim alanlarında belediyeler ve ilgili kurumlar çevre kirliliğine karşı ciddi çalışmalar yürütse de bireylerin bilinçsiz tüketimi ve atıklarını doğaya bırakması çevre sorunlarını artırmaktadır. Toplumun çevre bilincini geliştirmek için eğitimin en önemli araç olduğu düşünüldüğünde, okullarda çevre eğitiminin yeterliliğini sorgulamak gerekmektedir. Türkiye’de, Milli Maarif modeli kapsamında yeni düzenlemeler yapılmasına karşın, ilkokul düzeyinde çevre eğitimi kazanımlarının sınırlı olduğu görülmektedir. Çevre bilincinin temellerinin bu yaşta atılmasının, farkındalık düzeyi yüksek bir toplum inşası için kritik öneme sahip olduğu düşünülmektedir. Bu düşünce doğrultusunda eğitim kalitesinin yüksek olacağı stresten yalıtılmış bir ortam oluşturmak adına sanat terapisinden destek alınması uygun görülmüştür. Sanat terapisi muhteviyatı itibariyle çocukların ailevi sorunlar, zorbalık ve kaygı gibi zorlukları aşmasına yardımcı olan sağaltıcı bir yöntemdir. Bu yönüyle sanat terapisinin çevre eğitimiyle birleştirilmesi hem çevre duyarlılığını hem de öğrencilerin psikolojik dayanıklılığını artırabileceği gibi, daha etkili bir eğitim ortamı da sunabilmektedir. Bu bağlamda çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi kullanılarak çevre eğitimi ile sanat terapisini birleştiren özgün bir uygulama önerisi geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda üretilen uygulama önerileri çocukların eğitsel ihtiyaçları göz önünde bulundurularak üstün zekalılar eğitiminde de kullanıma hazır olacak biçimde farklılaştırılarak grupla terapi oturumları biçiminde yapılandırılmıştır. Çalışma, ilkokullarda çevre eğitimi ve sanat terapisinin nasıl uygulanabileceği konusunda sınıf öğretmenlerine, BİLSEM uzmanlarına, rehberlik ve psikolojik danışmanlık birimleri ile diğer paydaşlara somut öneriler sunarak sonlandırılmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-10-26</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hat Sanatının Modern Sanata Yansımaları </title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81682</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81682</guid>
      <author>Zerrin Gürcan Uyman Zeynep Küçüktural </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify; line-height: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Türkler, tarih boyunca kendilerine özgü bir sanat anlayışı geliştirmiş ve zaman içinde bu sanatlar gelenekselleşmiştir. Ebru, hat, minyatür, tezhip ve çini gibi sanat dalları, Türk kültürünün temel taşlarını oluşturmuş ve zaman içinde bu sanatlar, yaşanan coğrafya, dini inançlar, sosyal yaşam ve dönemin estetik anlayışına bağlı olarak evrilmiştir. Ancak günümüzde bazı geleneksel sanat dalları, modernleşme süreciyle birlikte unutulmaya yüz tutmuşken, bu geleneklerin modern sanatla birleştirilmesi, sanatçılara evrensel bir dil geliştirme fırsatı sunmaktadır. Özellikle hat sanatı, Türk el sanatlarının estetik derinliğini ve tarihsel mirasını taşıyan önemli bir unsur olarak günümüzde de varlığını sürdürmektedir. Bu bağlamda, geleneksel Türk sanatlarını çağdaş bir bakış açısıyla yorumlayarak, yeni eserler üretmek, sanatçıyı hem kültürel mirasla hem de modern sanat anlayışıyla uyumlu bir noktada konumlandırabilmektedir.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify; line-height: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Bu makalede amacımız geleneksel hat sanatını gelecek nesillere aktarmak, daha geniş kitlelere yaymak, genç sanatçılara ilham vermek ve bu sanatı modern sanatla birleştirerek yapılmış çalışmaları araştırarak ortaya koymaktır. Modern sanatla hat sanatını birleştiren eserler günümüz modern sanat anlayışına uygun olarak yapılmış çalışmalardır. Bu çalışmalar hat sanatına farklı bir bakışı açısı getirdiği için önem arz etmektedir. &lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify; line-height: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Bu araştırmada modern sanatın temsilcilerinden olan Bedri Rahmi Eyüpoğlu, Abidin Elderoğlu, Selim Turan, Erol Akyavaş, Süleyman Saim Tekcan, Ergin İnan, Elif Naci’nin çalışmaları geleneksel hat sanatının modern sanata yansımaları betimsel bir şekilde incelenmiştir. Çalışmada, geleneksel hat sanatının modern sanattaki etkileri detaylı bir biçimde ele alınmış ve bu etkilerin nasıl bir dönüşüm geçirdiği açıklanmıştır. Sonuçlar, modern sanata yansıyan bu geleneksel öğelerin hem görsel hem estetik hem de teknik açıdan nasıl bir etkileşim ve dönüşüm gösterdiğini ortaya koymaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-10-26</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mâsivâdan Tecride, Hakk’ın Huzûruna Kalbin İki Hâli: Gaybet ve Huzûr </title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82185</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82185</guid>
      <author>Mehmet Hanefi Sanır</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: major-bidi;"&gt;Tasavvufî hâller arasında sayılan gaybet ve huzûr, mürîdin anlam arayışı ve mânevî tekâmül sürecinde önemli duraklar olarak kabul edilmektedir. Bu iki hâlden her biri mürîdin Allah’a yakınlaşma yolculuğunda tecrübe ettiği farklı bilinç durumlarını ifade eder. Gaybet, tasavvufî literatürde, mürîdin duyularının ve bilincinin geçici olarak yok olduğu, sadece Allah’ın varlığıyla birleştiği bir hâl olarak tanımlanır. Bu durumda mürîd benliğinden ve mâsivâdan tamamen soyutlanarak yalnızca ilahi varlıkla bütünleşir. Huzûr ise, insanın kalp, ruh ve zihninin Allah’ın huzûrunda tam anlamıyla varlık bulduğu bir durumdur. Bu hâl, fiziksel varlık değil, bireyin ruhsal ve zihinsel olarak Allah ile derin bir bağ kurduğu bir olgunluk durumudur. Tasavvufî yolculukta huzûr, dünyevi kaygılardan arınarak manevi bir olgunlaşma ve nihai hedef olarak kabul edilir. Bu makale, tasavvufî tecrübenin temel dinamiklerinden olan gaybet ve huzûr kavramlarını derinlemesine incelemeyi amaçlamaktadır. Birbirini tamamlayan bu iki kavram, sâlikin manevî yolculuğunda önemli dönüm noktalarını temsil eder. Tasavvufî terimlerden gaybet ve huzûrun lügat ve ıstılah mânaları izah edilmekle birlikte ayet ve hadis referansları ve mâna açılımları üzerinde ayrıntılı bir inceleme yapılacaktır. Bu doğrultuda, ilgili ayetlerin özellikle işârî yorumları üzerinde durulacak ve bu yorumların kavramların tasavvufî anlam dünyasına katkıları değerlendirilecektir. Benzer şekilde, hadislerde söz konusu kavramların doğrudan veya dolaylı olarak nasıl ele alındığı ortaya konulacaktır. Ayrıca makalede tasavvuf geleneğinde, özellikle tasavvuf klasikleri üzerinde kaleme alınmış eserlerde, sûfîlerin gaybet ve huzûr kavramlarına dair yaklaşımları kapsamlı bir biçimde değerlendirilecektir. Tasavvufî literatürün önemli müelliflerinin, bu kavramlarla ilgili anlayışları ortaya konulacaktır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-10-26</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


