






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>ACADEMIC SOCIAL RESOURCES JOURNAL, Yıl 2024 Sayı Cilt 9 Sayı 3</title>
    <link>https://asrjournal.org/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=3041</link>
    <description>ACADEMIC SOCIAL RESOURCES JOURNAL</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Kadınların Kariyer Engelleri</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74490</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74490</guid>
      <author>Sebile Küçükkaya Murat Küçükkaya </author>
      <description>İlkel toplumlarda kadın, anaerkil yapıya sahip toplumda önemli ve üstün bir konumdaydı; Ailede güçlü ve değerli anneler olmalarına rağmen, üretim sürecinde erkeklerin baskın güçlü kesimi temsil etmesi nedeniyle tarım devrimiyle birlikte bu statülerinin bir kısmını kaybetmeye başladılar. Kadınların eğitim düzeyi, toplumun genel refahı ve bir ülkenin beşerî sermaye kalitesi için kritik bir faktördür. Çeşitli çalışmalar, kadınların eğitimine yapılan yatırımların özellikle ekonomik olarak zor durumdaki ülkelerde erkeklere kıyasla daha yüksek getiri sağladığını ortaya koymaktadır. Modern toplumda, fiziksel ve mekanik emeğin yerini giderek daha çok bilgi ve uzmanlık almıştır. Bu değişim, kadınların işgücüne katılımını olumlu etkilese de yönetici pozisyonlarında yeterince temsil edilmediklerini görmekteyiz. Yönetici kadrolarında kadınların azlığı, kurumsal, toplumsal ve kişisel engellerle açıklanabilir, ancak bu durum, etkin bir çözüm bulunamadığı sürece ciddi bir problem olarak varlığını sürdürecektir. Çalışmada ayrıca, bu engellerin psikolojik, sosyal, kurumsal ve kültürel bağlamlardan etkilendiğini ve genellikle birçok farklı faktörün bir araya gelmesiyle oluştuğunu belirtir. Literatür incelemesi, kadınların iş dünyasında sınırlı bir katılımının olmasının çok sayıda karmaşık engel yarattığını ortaya koymaktadır. Özellikle eğitim sektöründe, kadın öğretmenler ve okul yöneticileri için yaşanan engeller de dahil olmak üzere, farklı sektörlerde karşılaşılan benzer kısıtlamalar tartışılmıştır. Sonuç olarak, çalışma, bu tür engellerin üstesinden gelmek için alınabilecek adımlar ve politika önerileri sunar. Kadınların kariyer yollarında daha eşit fırsatlar elde etmeleri için organizasyonların ve politika yapıcıların bu engelleri ciddiye alması gerektiğini vurgular.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HÜSEYİN HÂRİZMÎ’NİN CEVÂHİRÜ’L-ESRÂR İSİMLİ MESNEVİ ŞERHİ ve ŞERHÇİLİĞİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75571</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75571</guid>
      <author>Abdullah Avşar</author>
      <description>İslam ve Türk coğrafyası Literatüründe ehemmiyeti toplumca belli ve Mevlânâ’ya ait olan Mesnevî eseri üzerine oldukça şerhler yapılmıştır. Tasavvufta şerhe konu olarak ele alınmış belli başlı eserlerinden Mevlana Celaleddin–i Rûmî’nin (ö.627-1273) “Mesnevî” eserini derlendikten hemen hemen bir asır sonrası Kemâlüddîn Hüseyin Hasen-i Hârizmî (ö.839- 1435-36) elinden kaleme alınan “Cevâhirü’l-Esrâr” isimli Mesnevi üzerine “Farsça” dilinde şerhi yazılmış bir eseridir. Hârizmî, hayatını son yıllarında kaleme almış olduğu bu eseri Mevlânâ’nın Mesnevi’sinin altı ciltlik eserinden sadece üç cildini tanıtmaya çalışmıştır. Hârizmî’nin Mesneviyi anlamak için okuyuculara İslami mistik yaşam kaidelerini öğretmeye çalıştığı bir eserdir. Mevcut eser dört ciltten ibaret olup ilk cildi değerli okuyuculara tasavvuf ile ilgili bilgileri dile getirmektedir. Diğer ciltleri ise mesnevi eserinden alınan şiir ve konuların şerhi ve biri birinin açıklaması diye belirtmiştir. Hârizmî, “Mevlana’nın Mesnevisin’in” manevi taraflarını şerh etmeye çalışmıştır. Birçok şarih tarafından yazılmış şerh ve yazılan şerhlerin birçoğu tahlil ve tahkiki yapılmıştır. Kendisinin tasavvufi ve şerhçiliği göz önünde alındığında Mevlana ve İbnü’l Arabî gibi zatların ekolünü takip ettiği izlenmiştir. Evvelce yazar hakkında bilgiler arz edilip, sonrasında Mevlana ve eserine karşı duyduğu özlem dolu fikirlerine ve neden bu şerhi yazma isteğinin kendisinde meydana geldiğine, şerhin muhteviyatına ve hangi üslup ile yazıldığı konusuna temas edilecektir.         &#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Suriyeli Mültecilerin Sosyal Entegrasyonu: Reyhanlı Örneği </title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76020</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76020</guid>
      <author>Ali ÜnsalMustafa Karasu ,Mustafa Akan ,Ayşe Bilen </author>
      <description>Önceleri misafir olarak görülen Suriyeli mülteciler, Suriye'deki iç savaşın uzamasıyla birlikte kalıcı hale gelmektedir. Türkiye'ye mülteci olarak gelen yaklaşık 3 milyon Suriyeliden, özellikle barınma merkezleri dışında kalanlar, kentlerde ekonomik, sosyal ve kültürel sorunlar yaşamakta, yaşanan bu sorunlara bağlı olarak bir uyum ve entegrasyon sorunu ortaya çıkmaktadır.&#13;
Kentle uyum sorununun ve yerel halkla bütünleşmenin (entegrasyonun) Reyhanlı özelinde ele alındığı bu çalışmada amaç, ilçe merkezinde yaşayan Suriyeli mültecilerin yaşadıkları sorunları tespit etmek ve bu konularda çözümler geliştirmektir. Yaşanan uyum sorunu ve entegrasyon hem Reyhanlılar hem de Suriyeliler için geçerlidir. Bu nedenle çalışma kapsamında, 150 denekle, anket çalışması uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar misafirliğin uzamasıyla birlikte sorunların da arttığını göstermektedir. Artan sorunları aşmanın tek yolu sağlıklı bir uyum ve entegrasyon sürecidir. Kuşkusuz uyum süreci ve entegrasyon (bütünleşme) tarafların karşılıklı anlayışını gerektiren, uzun ve sabır isteyen, karmaşık sorunlara çözüm aranan zorlu bir yol haritasıdır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>II. Murad Devri (1421- 1451) İstihbarat Faaliyetleri</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76085</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76085</guid>
      <author>M.Gökçen Daş Darıcı</author>
      <description>Ankara Savaşı’ndan sonra bozulan Anadolu birliğini yeniden tesis eden halefi I. Mehmed’in, 1421’deki ölümünden sonra tahta geçen II. Murad, yalnızca Anadolu’da, babasının yarım bıraktığı işleri tamamlamakla kalmamış, içeride, Düzmece Mustafa isyanı gibi; sosyo-politik, ekonomik ve askeri açıdan merkezi idareyi sıkıntıya sokan bir hadise vuku bulmasına rağmen, Balkanlardaki Türk ilerleyişini sürdürmüştü. Saltanatının ilk üç yılı her ne kadar, diğer iç meseleler ve diğer şehzadeler ile giriştiği taht mücadelesi dolayısıyla sarsıntılı geçse de, sultan II. Murad bu mücadeleden galip gelerek iktidarını sağlamlaştırmıştı. Fakat Sultan, Osmanlı tarihinde ilk ve tek olmak üzere kendi isteğiyle saltanattan çekilmiş, Manisa sancağında vazifeli, henüz on iki yaşındaki oğlu II. Mehmed’i Bursa’ya davet ederek tahtı ona devretmiş, kendisi Manisa’ya istirahate çekilmişti. Elbette bu durum Anadolu, Balkanlar ve Avrupa’da geniş yankı uyandırarak, politik ve askeri sonuçlar doğurmuştu.&#13;
Ülke içinde ve sınırları ötesinde, bu önemli gelişmeler olurken, tüm bunların arka planında cereyan eden olaylar, istihbarat tarihine mesai harcamış araştırmacı ve akademisyenlerin dikkatini çok daha fazla çeken gelişmelerdir kuşkusuz. Bu çalışmada erken dönem Osmanlı tarihinin önemli gelişmelerine, istihbarat faaliyetleri çerçevesinden bakılmıştır. Bilinen tarihin, pek bilinmeyen tarafı olan istihbarat faaliyetleri; askeri ve iç istihbarat özelinde ele alınmış, erken dönem Osmanlı tarihinin önemli gelişmelerinin yaşandığı bir dönemde, saltanatı uhdesinde bulunduran bir Sultan’ın istihbarat noktasındaki farkındalığı, çalışmaları ve sonuçları analiz edilmeye çalışılmıştır. Ele alınan dönem itibariyle, mevcutta Osmanlı arşiv vesikası bulunmadığından çalışmaya temel dayanak olan kaynak grubu yerli ve yabancı kroniklerdir. Kronikler karşılaştırmalı olarak incelenmiş, yerli ve yabancı kronikler kıyaslanarak bu noktada en tarafsız bilgiye ulaşılmaya çalışılmıştır. Bunun haricinde telif eserlerden de istifade edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Aldatmanın Nedenlerine İlişkin Görüşlerin İncelenmesi: “Ekşi Sözlük Örneklemi”</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76160</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76160</guid>
      <author>Zafer Demir Sezen Güleç </author>
      <description>Bu çalışmada, toplumun her kesiminden bireyin farklı konularda görüşlerini ifade etmesine olanak sağlayan “Ekşi Sözlük” platformundan yararlanılarak, aldatmanın nedenlerine ilişkin toplumsal algıyı ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmada, nitel araştırma yöntemleri kapsamında yer alan doküman analizi kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, Ekşi Sözlük platformunda 03.02.2017 tarihinde, saat 15.02’de paylaşılan ilk görüş itibariyle açılan “Aldatmalardaki İnanılmaz Artışın Sebepleri” başlığının kronolojik olarak ilk 151 sayfasında paylaşımda bulunmuş 1510 kişinin görüşlerinden oluşmaktadır. Araştırma sonuçlarına göre, aldatma nedenlerine ilişkin görüşler için 177 farklı kod, tekrar edenlerle birlikte toplam 1771 kod ve 9 tema oluşturulmuştur. Bu temalar tercih edilme sayılarına göre sırayla Tüketim ve Teknoloji Çağı, Sosyal Medya, Kültür ve Yaşam, Karakter ve Tutum, Duygular, Evlilik, Cinsellik, İlişki Özellikleri ve Psikolojik Durum şeklindedir. Belirlenen temalar alan yazın ışığında tartışılmıştır.  </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğrencilerin Bilgi Felsefesi Akımlarını Kullanma Durumları </title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76238</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76238</guid>
      <author>Zekerya BaturFadime Güney ,Sümeyye Yılmaz </author>
      <description>Bu çalışmada ilkokul, ortaokul, lise, üniversite öğrencilerinin bilgi felsefesi akımlarını kullanma durumları belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmada nitel bir araştırma yöntemi kullanılmıştır.  Araştırmanın verileri ilkokul üçüncü sınıf, ortaokul yedinci sınıf, lise on birinci sınıf ve üniversite Türkçe öğretmenliği bölümü üçüncü sınıf olan otuzar öğrencinin toplam yüz yirmi öğrencinin “sevgi” konulu yazılarından elde edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre ilkokul öğrencilerinin en çok kritisizmi ve her öğrencinin ise en fazla iki akımı; ortaokul öğrencilerinin en fazla pragmatizm ve her öğrencinin en fazla dört akımı; ilkokul, ortaokul ve lise seviyelerinde hiç kullanılmayan pozitivizm akımı olduğu görülmüştür. Lise ve üniversite seviyelerinde en çok kullanılan entüisyonizm akımı olmuştur. Lise seviyesinde en fazla üç, üniversitede en fazla dört akım kullanılmıştır. Üniversite seviyesinde en az kullanılan realizm akımı olmuştur. Sonuç olarak bilgi felsefelerinden rasyonalizm, emprizm, pragmatizm, kritisizm, realizm, fenomenoloji, septizm, entüisyonizm ve pozitivizm akımlarını kullanılma durumlarının öğrencilerin sınıf seviyesi, yaş, olgunluk, eğitim ve öğretim durumlarına göre farklılık göstermiştir.&#13;
.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Adana Bölge Müzesi’ndeki Mozaiklerde Balık Tutan-Mitolojide Aşk Tanrısı- Eros=Cupido(n)’nun Düşündürdükleri</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76282</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76282</guid>
      <author>Aytül KaplanSelenay Akal ,Funda Şener </author>
      <description>Mitolojide aşk, şehvet tanrısı olarak bilinen, Yunan Mitolojisindeki adıyla Eros, Roma Mitolojisindeki adıyla Cupido(n), resim, heykellerde, genelde elindeki okları ve yayı ile çevreye aşk dağıtan, muzip, tombul, şirin, çıplak bir erkek çocuk olarak betimlenmiştir. Eros=Cupido(n), insanları birbirlerine aşık ettiği gibi tanrılar aleminde de bu gücünü kullanabilmektedir. Roma dönemindeki adıyla Kilikya Pedias olan Çukurova’da ortaya çıkarılan ve genelde M. S. 3. yüzyıla tarihlenen taban mozaiklerinde Eros=Cupido(n), çeşitli şekillerde balık tutan ve hayat döngüsü içinde giderek yaşlanan çıplak erkek olarak tasvir edilmiştir. Çoğunlukla, tanrıça Tethys ile resmedilmiştir. Mozaiklerde geçen tasvirlerin anlamları ve öyküleri merak edilmektedir. Bölge insanı tarafından bu tasvirler çeşitli şekillerde efsaneleştirilmiştir. Bundan başka- mozaiklerdeki Tethys ve sembolik olarak bulunan eşi Oceanus’tan dolayı- mozaik alanlarının deniz ile ilişkilendirilme çabaları da görülmektedir. Bu araştırmadaki amaçlar; mozaiklerde resmedilmiş tasvirlerin genel anlamlarını ve mozaik tablolarının bir bütün olarak ne anlatmak istediklerini, özellikle aşk tanrısı Eros=Cupido(n)’nun neden balık tuttuğunu, balık tutarken yaşlanmasının ne anlama geldiğini, Tarih ve Felsefe bilimi çerçevesinde ortaya çıkarmaktır. Ayrıca özellikle Adana Bölge Müzesi’nde bulunan mozaiklerin, ortaya çıkarıldıkları coğrafi mekân üzerinden, Eros=Cupido(n)’nun yine Tarih ve Felsefe bilimi çerçevesinde, deniz veya su ile ilişkisine de anlam kazandırarak, mozaik tablolardaki öyküleri gerçeğe en yakın şekliyle kamuoyuna sunmaktır. Böylece mozaiklerdeki tabloların öyküleri, vermek istedikleri mesajlar, bölgeyi ziyaret edenler tarafından doğruya en yakın şekliyle öğrenileceğinden dolayı insanların ilgisi artacak ve bölge turizmine de katkı sağlanacaktır. Bunun için Eros=Cupido(n), Tethys, Oceanus, Ketos, Nyphe’ler (su perileri), balık sembollerinin mitolojik, felsefi, psikolojik olarak ne manâya geldiklerini görmek maksadıyla literatür taraması yapılmıştır. Mozaikler incelenmiş, mozaik tablolarındaki simgeler gözlemlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Önlisans Öğrencilerinin Dijital Okuryazarlığı Üzerine Nitel Bir Araştırma (Ali Rıza Veziroğlu Myo Örneği)</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76317</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76317</guid>
      <author>Seher Uçkun</author>
      <description>Teknolojinin gelişmesi insanların ve işletmelerin faaliyetlerini etkiliyor. Bu değişime ayak uydurmak için insanlar amaçlarına ve ihtiyaçlarına göre kendilerini geliştirmektedir. Teknolojinin gelişmesi sonucu etkilenen alanlardan birisi de eğitimdir. Çalışmanın amacı ön lisans öğrencilerinin dijital okuryazarlık hakkındaki görüşlerini ortaya koymaktır. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim öğretim yılında Kocaeli üniversitesindeki işletme yönetimi programı ön lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Nitel araştırma yöntemi kullanılarak öğrencilere açık uçlu sorular sorulmuştur. Analiz sonuçları ankete verdikleri yanıtlardan alınmıştır. Veriler içerik analizine tabi tutulmuştur.&#13;
Araştırmada öğrencilerin çoğunluğunun dijital araçları kullandığı ve ulaştıkları bilgiyi farklı kanallardan araştırdığı sonucuna varılmıştır. Ancak dijital alanda başkalarıyla yeterince iş birliği yapmadıkları görülmüştür.  Araştırma sonucunda dijital okuryazarlığın her alanda etkili ve zorunlu olduğu ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yaşlı Bireylerin Dijital Vatandaşlık Düzeylerinin Kamu Hizmetlerine Erişim Bağlamında İncelenmesi</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76329</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76329</guid>
      <author>Sinan Gürcüoğlu Fatma Özcan </author>
      <description>Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişmeler, hayatın her alanına etki etmekte ve devlet ile vatandaş arasındaki ilişkiyi de derinden etkilemektedir. İnternet erişiminin ve kullanımının artması, devletin vatandaşlarla iletişimini ve kamu hizmetlerini sunma şeklini kökten değiştirmiştir. Bu değişim ve dönüşüm sürecinde, e-devlet anlayışı öne çıkmış ve kamu yönetimlerinde yeniden yapılanmanın ve dönüşümün temel taşı haline gelmiştir. Dijital vatandaşlık, bireylerin dijital dünyada kendilerini güvende hissetmelerini sağlamak ve dijital ortamda daha sağlıklı ve yapıcı bir topluluk oluşturmak için önemlidir. Bu kavramı benimsemek, dijital dönüşüm sürecinde toplumun her kesiminin daha bilinçli ve bilgili olmasını sağlamaktadır. Bu bağlamda ilgili bu araştırmada, yaşlı bireylerin elektronik ortamda sunulan kamu hizmetlerinden ne derece yararlandığını ve bu kamu hizmetlerine yönelik düşüncelerinin neler olduğunun tespiti amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda araştırmada karma yöntemlerden biri olan “Sıralı Açımlayıcı Desen” benimsenmiştir. Örneklemini Uşak il merkezinde ikamet eden 97 katılımcının oluşturduğu bu araştırmada “Kişisel Bilgi Formu”, “Dijital Vatandaşlık Düzeyi Anketi”, “Kamu Hizmetleri Kullanımı Anketi” ve “Odak Görüşme Formu” olmak üzere toplam dört farklı veri toplama aracı kullanılmıştır. Bu veri toplama araçlarından elde edilen veriler betimsel ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Nicel veriler nitel veriler ile harmanlanarak araştırmanın bulgular bölümünde paylaşılmıştır. Elde edilen verilerden hareketle araştırma grubunda yer alan yaşlı bireylerin önemli bir kısmının araştırma sürecine dâhil edilen kamu hizmetlerinden haberdar olduğu anlaşılmıştır. İlgili kamu hizmetlerinin mobil uygulamalarının katılımcıların cep telefonlarında yüklü olma durumları ile bu uygulamaları kullanım düzeylerinin düşük seviyede olduğu görülmüştür. Araştırma kapsamına alınan kamu hizmetlerinin kullanım durumlarının aksine katılımcıların büyük bir çoğunluğu bu uygulamaları faydalı bulduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sahâbe ve Tâbiîn Tefsirlerinin Önemi ve Bağlayıcığı</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76458</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76458</guid>
      <author>Hacı Önen </author>
      <description>Âyetlerin anlamını açıklama ve tefsir etme çabası, Kur'ân'ın indirilmesi ile başlamıştır. Âyetleri anlama çabasında olan sahâbe, bu konudaki bilgileri Hz. Peygamber'den öğrenme imkanına sahip olmuştur. Tâbiîn ise, sahâbeden öğrendiği tefsir bilgilerini detaylandırarak sonraki nesle aktarmıştır. Sahâbe ve tâbiîn döneminde henüz tefsir eserleri tedvin edilmemiş olsa da, bu dönem tefsir açısından çok önemlidir. Zira sahâbe ve tâbiîn, İslam'ın erken döneminde yaşamış ve tefsir konusunda açıklamalar yapan ilk nesil olma imkanına sahip olmuşlardır. Daha sonra gelen müfessirler, eserlerini yazarken öncelikle onların tefsirini göz önüne almıştır. Bu çalışmamızda Hz. Peygamber'den başlayarak, sahâbe ve tâbiîn döneminde tefsirin nasıl bir gelişme gösterdiği konusu incelenmiştir. Ayrıca çalışmamızda sahâbe ve tâbiîn tefsirinin önemi ve bağlayıcılığı araştırma konusu yapılmıştır</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sağlık Turizmi Alanında Hizmet Sunanlara Odaklanmış Bilimsel Araştırmaların Metaanaliz Yöntemi İle İncelenmesi</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76577</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76577</guid>
      <author>Tolgahan DemirAli Özcan </author>
      <description>Bu araştırmada, sağlık turizmi alanında hizmet sunan çalışanlara odaklanmış bilimsel araştırmaların incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma nitel araştırma yöntemlerinden doküman inceleme deseni kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada incelenen dokümanlar sağlık turizmi alanında hizmet sunanları hedefleyen Türkiye’de yayımlanmış bilimsel araştırmalardır. Bu kriterlere uygun olarak belirlenen 28 araştırma içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Bu analizlerde araştırmanın yayımlandıkları yıllar, örneklem büyüklüğü, örneklem grubu, araştırma yöntemi, veri toplama aracı, anahtar kelimeler, araştırma konuları ve araştırma sonuçları temaları esas alınmıştır. Araştırmaların 2016 ila 2024 yılları arasında yayımlandıkları ve en fazla yayının 2021, 2022 ve 2023 yıllarında yapıldığı bulunmuştur. İncelenen çalışmalarda en fazla sağlık turizmi hizmeti sunan sağlık çalışanlarının ve bu alanda hizmet sunan örgütlerin yöneticilerinin örneklem olarak kullanıldığı görülmüştür. Örneklem büyüklüğünün 6 ila 980 arasında değiştiği saptanmıştır. Nitel araştırmalarda örneklem büyüklüğünün daha düşük, nicel araştırmalarda ise daha yüksek olduğu görülmüştür. Çalışmalarda araştırma deseni olarak hem nicel hem de nitel yöntemlerin kullanıldığı, bununla birlikte nicel yöntemlerin ve nicel yöntemler içinde de tarama modelinin daha sık kullanıldığı tespit edilmiştir. İncelenen çalışmaların sağlık turizmi hizmeti sunanların sağlık turizmi farkındalığıyla ilgili bulguları farkındalık düzeylerinin orta olduğunu göstermiştir. Kamu kurumlarında çalışanların farkındalık düzeyleri özel sektör çalışanlarına göre daha düşük bulunmuştur. Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyelinin yüksek olduğuna ancak bu potansiyelin kullanılması için gerekli çabanın gösterilmediğine inanıldığını göstermektedir. İncelenen çalışmaların sağlık turizmi hizmeti sunan personelle ilgili bulguları sağlık turizmi alanında insan kaynağının kritik bir önemi olduğunu ve bu alanda nitelikli insan kaynağı bulmakta güçlük çekildiğini göstermektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kutsal Tecrübesine Farklı Bir Yaklaşım: Mircae Eliade </title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76643</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76643</guid>
      <author>İdil Kefeli </author>
      <description>Bu çalışmada M. Eliade’ın düşüncelerinden hareketle kutsal tecrübesi irdelenecektir. Modern insandan &lt;em&gt;homo religiosus’a&lt;/em&gt; uzanan tarihsel süreç içinde insanın kutsal tecrübesi farklı perspektiflerden ele alınarak M. Eliade’ın &lt;em&gt;homo religiosus&lt;/em&gt; anlayışı yorumlanacaktır. Çalışmada şu sorulara cevap aranacaktır; insanın kutsal tecrübesi tarihsel süreçte farklı şekillerde okunabilir mi? M. Eliade’a göre &lt;em&gt;homo religiosus’un&lt;/em&gt; var oluş serüveni nasıl anlaşılmalıdır? &lt;em&gt;Homo religiosus&lt;/em&gt; profan ve kutsal ilişkisini kendi özünden hareketle nasıl çözümlemektedir? Orta Çağ boyunca varlığını sürdüren insan anlayışı kültürel, sosyal ve bilimsel gelişmelerin de etkisiyle yaşamın anlamını ve değerini sorgulayan yeni bir insan anlayışına yani modern insana dönüşür. M. Eliade’a göre modern insan profan ve kutsal ayrımı yaparak Tanrı’dan uzaklaşmaktadır. O ait olmadığı profan dünyada yaşamın kutsallığını keşfetmek yerine kendi hazlarına yönelerek zehirlenmektedir. İnsan kutsaldan kopmuş yani aşkın bütünlükten koparılmış, düşmüş olması nedeniyle bu dünyada kendisini zayıf ve yalnız hissetmektedir.  İnsanın bu ızdıraptan kurtulabilmesi için kutsal ile diyalojik süreci kurması gerekmektedir. M. Eliade’a göre insan bu karşıtlığı bünyesinde birleştirebilen, ahengi yakalayabilen &lt;em&gt;homo religiosus&lt;/em&gt; ile aşmalıdır. Homo religiosus, kutsalın kendini ontolojik olarak fark edilir kılmasıyla profan tecrübeden kutsal tecrübeye geçiş sağlayabilmekte ve biricik tecrübeyi yaşayabilmektedir. Bu biricik tecrübe kutsalın profanda kendini sınırlamasındaki paradoks gibi insanın biriciklik içindeki evrenseli imlemektedir. Homo religiosus’un ima ettiği şey, gerçekliğin kutsallığının doğuştan mı yoksa insani olarak mı kabul edildiğine bakılmaksızın, her insanın kutsalla ilişki kurmak için doğal kapasiteye sahip olduğudur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mekânın Özne Olarak İfadesi; Giorgio De Chirico’nun Metafizik Resimleri </title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76672</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76672</guid>
      <author>Yasemin KurtFidan Tonza Helvacıkara </author>
      <description>&lt;p style="font-weight: 400; text-align: justify;"&gt;Felsefenin bir dalı olan Metafizik, doğa ötesi olarak bilinmektedir. Doğa ötesi tanımlaması fizik bilimlerinin ötesi olarak açıklanmak ile birlikte metafizik, varlık, varoluş, evrensel, uzay, zaman, tanrı gibi kavramlar üzerine sorular soran ve incelemeler yapan felsefik bir alandır. Tanımlaması karmaşık bir yapıya sahip olan metafizik, resim sanatında da izlenebilmektedir. Metafizik resmin kuramsal ilk temsilcisi olan Giorgio De Chirico, özellikle 1909-1919 yılları arasında metafizik akımıyla yaptığı eserleriyle tanınmaktadır. De Chirico eserlerinde doğaüstü mekânları ve rüya alemlerinin gizemleri olarak da adlandırılan resimsel betimlemeler gerçekleştirmiştir. Eserleri zaman, mekân, ruh ve varlık ilişkileri ile harmanlanmıştır. Varlığı sorgulayan bir yaklaşım içinde De Chirico eserlerinde zaman ve mekânı nesnel olarak ele alırken, ideal varlığı bu nesneler üzerinden ifade etmektedir. Tuhaf ve gizemli atmosferleri, geometrik formları ve sembolik imgeleriyle dikkat çeken bu eserler, mekânın resimsel ifadeyle bütünleştiği çarpıcı örnekler oluşturmaktadır. De Chirico’nun resimlerinde mekân resimde bir arka fon oluşturmanın ötesinde bir özne olarak işlevsel hale gelmektedir. Onun resimleri, mekânı öznel bir varlık olarak ele alırken, tüm bunları sembolik imgeler ve geometrik kompozisyonlar aracılığıyla ifade etmektedir.&#13;
&lt;p style="font-weight: 400; text-align: justify;"&gt;Bu makale, metafizik resim anlayışını Giorgio De Chirico’nun metafizik resimleri üzerinden aktarmayı hedeflemektedir. De Chirico’nun metafizik resimlerinin derinlikli analizi ile birlikte metafizik kavramı, metafizik resim, metafizik resimde nesne ve varlık ilişkisine bu kapsmada yer verilecektir. Özellikle Giorgio De Chirico’nun eserlerinde öne çıkan mekânın resimsel ifadesindeki önemi üzerine odaklanan bu makale ile sanatının derinliklerinin anlaşılması sağlanacaktır. Mekânın sadece bir arka plan olarak değil, aynı zamanda bir karakter gibi davranma stili, sanatçının eserleri aracılığı aktarılarak, metafizik resmin mekân- özne ilişkisinin anlaşılmasına katkı sağlayacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title> Özel Güvenlik ve Koruma Programlarında Görev yapan Öğretim Elemanlarının Eğitim Profillerinin İncelenmesine Yönelik bir Çalışma</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76774</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76774</guid>
      <author>Aykut TOSUNC. Gazi Uçkun ,Orkun Konak </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; line-height: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman';"&gt;Bu çalışmanın amacı, Türkiye’deki Yüksek Öğretim Kurumuna bağlı üniversitelerde Mülkiyet Koruma bölümünde yer alan Özel Güvenlik ve Koruma Programında ki öğretim elemanlarının eğitim alanlarının incelenmesidir. Araştırmanın verileri Akademik Yök veri tabanı sayfasında yapılan tarama sonucu elde edilmiştir. Bu çalışma; 2023- 2024 Eğitim Öğretim döneminde yapılan verilerle sınırlıdır. Çalışmada elde edilen veriler, Öğretim elemanlarının eğitim bilgileri doğrultusunda değerlendirilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman';"&gt;Özel Güvenlik ve Koruma Programı alanında eğitim veren Öğretim elemanlarımızın eğirtim profillerini incelediğimizde ise 163 Öğretim elemanının olduğu bunların 143 tanesinin Yüksek lisans yaptığı ya da devam ettiği 69 tanesinin ise Doktorasını yaptığı ya da devam ettiği sonucuna ulaşımış olup Özel Güvenlik ve Koruma Programı içerisinde sadece 3 tanesinin Güvenlik Bilimleri Fakültesinden (Polis Akademisinden) mezun oldukları tespit edilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dijital Çoğaltma Çağında Heykel: Eski Paradigma, Yeni Ufuklar </title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76835</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76835</guid>
      <author>H. Mustafa Akkaya </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; margin-top: 0cm; mso-margin-bottom-alt: 8.0pt; mso-margin-top-alt: 0cm; mso-add-space: auto; text-align: justify; line-height: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri;"&gt;Dijital heykel, sanatsal ifade, sanatın belirlenmiş modernist sınırları aşma ve sanatın sürekli genişleyen küresel izleyici kitlesi için evrensel olarak ulaşılabilir hale getirilmesi konusunda yeni olanakları ortaya çıkarmıştır. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri;"&gt;Walter Benjamin'in belirttiği gibi, "İlke olarak sanat eseri her zaman yeniden üretilebilir olmuştur". Bununla birlikte, yeniden üretim/çoğaltma metodolojisi, her zaman çağın ruhunu yansıtan bir ideolojik, kültürel ve sosyoekonomik bir bağlama dayalı olmuştur. Bu bağlam; sanat, sanat yapıtı ve sanatçının niteliğini, amacını, varoluş nedenini, işlevini değiştirdiği gibi sanatın arkaik ritüel geçmişiyle ilişkili hakikilik, sahicilik, biriciklik, özgünlük ve belki de en önemlisi tamamlanmışlık özniteliklerinde temel bir dönüşüm başlatmıştır. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri;"&gt;Dijital heykelde bir uzam içinde modellenen kütlenin cisim haline gelmesi, başka bir deyişle çeşitli dijital baskı teknikleri kullanılarak fiziksel bir kütleye dönüştürülmesi, elle tutulur bir madde ile cismani bir mevcudiyete ulaştırılması gerekmez. Dijital heykelin, dijital ortamda bir mevcudiyeti ve bu anlamda geleneksel hakikilik, sahicilik terimlerinin ve özellikle de sanal gerçeklik kavramının dar anlamına sığmayan bir gerçekliği vardır. Dijital heykelin benzersiz özellikleri arasında özgül üretim metodolojisi, sınırsız ölçeklendirme, sınırsız yeniden üretim/çoğaltma olanağı, sınırsız paylaşım ve sergileme olanağı, kolektif tasarım ve üretim, modifiye edilebilirlik ve kolaylaştırılmış prototip, modelleme olanakları sayılabilir.. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri;"&gt;Dijital heykel, sanatın elemanları ve tasarım ilkeleri açısından geleneksel sanattan farklı bir mecrada ilerlemez. Dijital heykel bu yeni çağın yerli sanatıdır ve yeni teknolojiler ve özellikle de yapay zekânın gelişmesiyle birlikte sanatçılar ve sanatı alımlayanlar için yeni ufukların habercisidir.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; margin-top: 0cm; mso-margin-bottom-alt: 8.0pt; mso-margin-top-alt: 0cm; mso-add-space: auto; text-align: justify; line-height: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; display: none; mso-hide: all special;"&gt; &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Olafur Eliasson’un Enstalasyonları Üzerine Değerlendirmeler</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76855</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76855</guid>
      <author>Başak Danacı PolatZeliha Kayahan </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm 6.0pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;Bu makale, Olafur Eliasson'un çevre ve insan deneyimi arasındaki karmaşık etkileşimini yansıtan enstalasyonlarının kapsamlı bir analizini sunmaktadır. Gerçekleştirdiği projelerle hem sanat dünyasının hem de medyanın gündeminde olan, sürükleyici çalışmalarıyla tanınan Eliasson, ışık, ısı, basınç, su ve hava gibi doğal unsurları kullanarak izleyicilerin duyusal ve bilişsel süreçlerine meydan okuyan dinamik alanlar yaratmaktadır. Makale, Eliasson'un enstalasyonlarının çağdaş sanat üzerindeki etkisini değerlendirerek, bu yerleştirmelerin çevresindeki dünya ve izleyicinin bu dünya içindeki yeri hakkında artan farkındalığı nasıl uyandırdığını araştırmaktadır. Yerleştirmeler, geleneksel sanat sınırlarını aşmakta ve sanat eseri ile izleyici arasında katılımcı bir diyaloğu teşvik etmektedir. Yapılan incelemeler sonucunda; Eliasson'un sanatının sanat, bilim ve doğanın kesişme noktalarında nasıl gezindiğini, ekolojik ve sosyal konular üzerinde düşünmeye davet eden dönüştürücü deneyimler sunduğunu göstermektedir. Kamusal alanlarda sanatın rolünün yeniden tanımlaması ve sürdürülebilir insan-doğa ilişkisi söylemine yaptığı katkılar görülmektedir. Sanatçı, insanlığın bugünkü eylemlerine bağlı olarak ortaya çıkan çevre kirliliği, iklim değişikliği, doğanın tahrip edilmesi, doğal kaynakların hızla tükenmesi gibi çevre sorunlarının gelecekte çok daha büyük sorunlara yol açacağından hareketle oluşturduğu projeleriyle bu konulara dikkat çekmeye ve farkındalık oluşturmaya çalışmaktadır. Araştırma kapsamında yapılan bu değerlendirmeler; sadece Eliasson'un çalışmalarını daha geniş bir çağdaş sanat bağlamına yerleştirmekle kalmıyor, aynı zamanda sanatın çevre bilincini ve kolektif sorumluluğu etkileme potansiyeline dair içgörüyü de desteklemektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


