






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>ACADEMIC SOCIAL RESOURCES JOURNAL, Yıl 2024 Sayı Cilt 9 Sayı 1</title>
    <link>https://asrjournal.org/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2921</link>
    <description>ACADEMIC SOCIAL RESOURCES JOURNAL</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Eğitim Kurumlarında Bilgi ve İletişim Teknolojilerinin Yapay Zeka Bağlamında Öğretim Sürecine Aktarılmasına Yönelik Öğretmen Görüşleri</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74312</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74312</guid>
      <author>Gamze Aktaş Ahmet Üstün </author>
      <description>Bu çalışma eğitim kurumlarında bilgi ve iletişim teknolojilerinin yapay zeka bağlamında öğretim sürecine aktarılmasına yönelik öğretmen görüşlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma nitel araştırma yöntemi kapsamında olgu bilim deseni temel alınarak yapılmıştır. Araştırma grubu 2023-2024 eğitim-öğretim yılında eğitim kurumlarında görev yapmakta olan ve farklı branşlarda çalışan 12 öğretmen amaçlı örneklem yöntemi çerçevesinde ölçüt örnekleme tekniği kullanılarak belirlenmiştir. Katılımcıların belirlenmesinde farklı branş kriterinin temel alınmasının yanında farklı mesleki kıdemlerde ve cinsiyetlerde bulunmalarına da dikkat edilmiştir. Araştırmacılar tarafından veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu 10 sorudan oluşmaktadır. Görüşme sonunda elde edilen verilerin analizinde, verilerin sistematik ve açık bir şekilde yorumlanarak sebep- sonuç ilişkileri bağlamında ortaya konmasına imkan tanıyan betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Elde edilen veriler satır okuma tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırma bulguları incelendiğinde günlük yaşamımızı da kolaylaştıran yapay zeka tabanlı teknolojik cihazların bilginin üretilmesinde ve paylaşılmasında, saklanması ve işlenmesinde az maliyetle, zamandan tasarruf sağlayarak öğrencilerin kullanımına sunulmasında işlevsel oldukları sonucuna ulaşılmıştır.   Ayrıca yapay zeka tabanlı teknolojik cihazların öğretim sürecinde daha etkin şekilde kullanılması ve eğitimde küresel bir anlayışa sahip olabilmesi için öğretmenlerin ve okul idarecilerinin bu konuda eğitimlere katılmalarının sağlanması ve alınan eğitimler sonunda uygulama kısmının merkezi olarak takip edilmesi ve projelerle desteklenerek bu konuda kendini geliştirmiş eğitim kurumlarından yüz yüze ve çevrim içi derslerin eğitimcilere verilmesi gerekliliklerinden söz edilebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Spor Eğitimcileri Açısından Fair Play Önemi Ve Örnekleri </title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74322</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74322</guid>
      <author>Hülya BingölMehmet Polatoğlu ,Şeyda Deveci </author>
      <description>&lt;table&gt;&#13;
&lt;tbody&gt;&#13;
&lt;tr&gt;&#13;
&lt;td&gt;&#13;
İnsana fiziksel alanda yaptığı katkı kadar zihinsel, ruhsal ve sosyal gelişimine katkı yapması beklenen sporun, günümüzde bizzat sosyal ahlaka ve etiğe aykırı davranışları öğrenme ve sergileme aracına dönüşmesi ülkemizdeki sporun geleceğini tartışmalı hale getirdiği öne sürülmüştür (Yapan, 2007). Spor, barış, hoşgörü, eşitlik, azim, otokontrol, fazilet, tutku, hak, hukuk, mutluluk ve saygı gibi insan mayasına yakışır kavramları benliğinde barındırdığı gibi; hüzün, stres gibi insani kimlik taşıyan kavramları da içinde barındıran bir faaliyet olarak, insanın tüm varlığını etkileyen bir kavram olarak hükmünü sürdürmektedir (Pehlivan, 2004). Sporun nihai amacı da insanların fiziksel ve ruhsal yönden dengeli bir kişilik yapıları oluşturmalarını sağlamaktır (Hesapçıoğlu, 1994). Sporun popülerliğinin artması ile galip gelme hazzı öne çıkmıştır. Her fırsatta galip gelme arzusu spor yapan bireyleri birtakım hatalı düşünce ve eylemlere itmektedir. Bu da sporun asıl ideolojisini ihmal etmesi anlamındadır. Sporda centilmenlik kavramını karşılayan fair play ilk olarak insan onuruna duyulan saygının bir ifadesi olarak ortaya çıkmıştır. Spordan ekonomik ve politik ümitlerin artması, sporun sağlayabileceği ahlak yanlısı umutları geri plana atmıştır. Spor sahalarında karşılaştığımız olumsuz sahnelerin azaltılması ve nihai olarak ortadan kaldırılmasına yönelik uygulamaların daha çok yasalarla sağlanmaya çalışıldığını, bunun yanında sporla ilgili tüm unsurların (sporcu, antrenör, hakem yazar, spor adamı, seyirci) öğrencilerden çıkacak olması sebebiyle sportmenlik eğitimine okullardaki beden eğitimi derslerinde yer verilmesi gerektiği düşünülmektedir. Bu çalışmada sporun nihai amacına ulaşmaı için gerekli olduğu düşünülen fair play kavramı ve örnekleri üzerinde durulmuştur.&#13;
&lt;/td&gt;&#13;
&lt;/tr&gt;&#13;
&lt;/tbody&gt;&#13;
&lt;/table&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Okul Terki ve Okula Devamsızlık İle İlişkili Çalışmaların Bibliyomerik Analizi</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74435</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74435</guid>
      <author>Bahattin ÖztokluÖmer Ekici ,Arif Konakcı ,Gülşen Konakcı ,Ramazan Ekrem Yakıcı </author>
      <description>Bu bibliyometrik analiz, okul terki ve okula devamsızlık konularında yürütülen akademik çalışmaların genel bir değerlendirmesini hedeflemektedir. İlk olarak, bu alandaki yayınların yıllara göre dağılımı incelenerek, konuya dair yapılan araştırmaların artış veya azalış eğilimleri ele alınmıştır. Daha sonra, okul terki ve okula devamsızlıkla ilişkilendirilen dergiler ve bu dergilerdeki atıf sayıları detaylı bir analiz ile değerlendirilmiştir. Üçüncü aşamada, en fazla yayın yapan yazarlar tespit edilerek, alandaki öncü akademisyenlerin ve araştırmacıların kimler olduğu incelenmiştir. Yazarların çalışmaları arasındaki iş birliği ağları da gözden geçirilerek, bu ağların oluşumu ve yapılanmasının analizi yapılmıştır. Dördüncü olarak, okul terki ve okula devamsızlık konularında faaliyet gösteren kurumların yayın dağılımı değerlendirilmiş; bu sayede hangi kurumların konuyla ilgili daha fazla katkı sağladığı ve kurumsal iş birliklerinin dinamikleri ortaya konmuştur. Beşinci aşamada, literatürde en sık alıntı yapılan yazarlar ve kurumlar belirlenerek, bu isimlerin ve kurumların konudaki belirgin etkileşimleri vurgulanmıştır. Son olarak, okul terki ve okula devamsızlıkla ilgili anahtar kelimelerin analizi gerçekleştirilmiştir. Bu analiz, konuyla ilgili öne çıkan trendleri, temaları ve anahtar kavramları ortaya koyarak, literatürdeki eğilimleri detaylıca ele almıştır. Bu analizlerin bir araya getirilmesiyle, okul terki ve okula devamsızlık konularında akademik literatürdeki mevcut durumun kapsamlı bir görünümü sunulmuş; böylelikle bu alandaki bilimsel çalışmaların genel yapısı ve ilerleme eğilimleri detaylı bir şekilde incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Özel Eğitim Uygulama Okulu I. Kademedeki Özel Eğitim Öğretmenlerinin Perspektifinden Müzik ve Oyun Dersi </title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74474</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74474</guid>
      <author>Mahir Can Solunay Yakup Aksoy  </author>
      <description>Özel Eğitim Uygulama Okulu Birinci Kademe’de gerçekleştirilen Müzik ve Oyun dersini özel eğitim öğretmenlerinin perspektifinden incelemeyi amaçlayan bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden fenomonolojik yaklaşım işe koşulmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu Konya ili Selçuklu ilçesine bağlı Yüksel Bahadır Alaylı Özel Eğitim Uygulama Okulu Birinci Kademede görev yapan on özel eğitim öğretmeni oluşturmuştur. Veriler 2023-2024 eğitim öğretim yılında yarı yapılandırılmış görüşme formuyla toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Çalışma sonucunda Özel Eğitim Uygulama Okulu Birinci Kademe’de özel eğitim öğretmenlerinin yürüttüğü müzik ve oyun dersinde sorunlar yaşandığı, bu sorunların öğretmenlerin müzik alanındaki yetersizliğinin yanı sıra Okul/MEB kaynaklı sorunlar ve öğrenci merkezli sorunlar olduğu ortaya koyulmuştur. Öğretmenlerin müziğe karşı ilgili oldukları ancak yeteneklerinin ne ölçüde olduğunu bilmedikleri, aldıkları müzik eğitiminin sadece okul yıllarında gördükleri eğitim ile sınırlı olduğu, lisans döneminde alınan eğitimin yetersiz olduğu, hizmet içi eğitimler ile desteklenmeleri gerektiği tespit edilmiştir. Özel eğitim öğretmenlerinin müzik alanındaki yetersizliğinin sonucu olarak kaba değerlendirme ve bireyselleştirilmiş eğitim planı (BEP) süreçlerinde aksama yaşadıkları ve sahip oldukları bilgi düzeyinin elverdiği ölçüde kazanımlar belirleyebildikleri görülmüştür. Öğrencilerin dikkat sürelerinin kısa olması, hazır bulunuşluk seviyelerinin iyi olmaması, otizmli öğrencilerin sese karşı hassasiyetleri gibi sebeplerle de eğitim sürecindeki öğrenci kaynaklı sorunlar dile getirilmiştir. Katılımcılar müzik eğitim süreçlerinde yaşadıkları sorunlara yönelik ve daha etkili bir eğitimin nasıl olması gerektiği konusunda hizmet içi eğitimler ile desteklenmeleri, atölye çalışmalarının olması, lisans dönemindeki müzik alanındaki derslerin daha etkin bir programa dönüştürülmesi gerektiği, müzik branş dersi öğretmenlerinin birinci kademe de derse girmeleri gerektiği önerilerini sunmuşlardır. Eğitim sürecinin aktörleri olan katılımcı ve paydaşlara;2018 yılında yapılan özel eğitim hizmetleri yönetmeliğinin branş öğretmenlerinin derse girmesini engelleyen maddeleri ile ilgili bakanlığa görüş yazısı yazılması, öğretmenlere yardımcı dijital platformların oluşturulması, kurum bünyesinde ve akademik kadroların katılımıyla oluşturulacak çalıştayların düzenlenmesi, özel eğitim öğretmenlerine yüz yüze hizmet içi eğitimlerin verilmesi, yetenekli olduğunu düşündükleri öğrencileri müzik eğitim merkezlerine yönlendirilerek profesyonel destek alınması, lisans dönemindeki yetersiz müzik eğitimi ile ilgili sorunların ele alınması için üniversitedeki müzik ve özel eğitim bölümü akademisyenleri fikir alışverişinde bulunması ve materyal eksiliği yaşayan sınıflara maddi destek sağlanması gerektiği yönünde önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Müntecebüddin el-Hemedânî'nin İlmî Şahsiyeti ve Önemi</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74541</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74541</guid>
      <author>Abdullah Tanriverdi</author>
      <description>Müntecebüddin el-Hemedânî hicri 700 yıllarında yaşamış kendi asrının önde gelen müfessirlerinden biridir. Müellif Kahire ve Dımeşk’te uzun yıllar tedrisat faaliyetlerinde bulunmuş, tedrisat faaliyetleri yürüttüğü medreselerde Kur’ân’ı dil bilimsel olarak ele aldığı çalışmalarının yanında kıraat ile de ilgilenmiş, tefsir ve kıraat alanında temayüz etmiştir. Müellifin bilinen tarihiyle ilgili bilgiler sadece tedrisat faaliyetleri ile ilgili bilgilerdir. Kaynaklarda müellif’in h. 598 yılında Kahire’de öğrenim gördüğü belirtildiğine göre doğumuyla ilgili yaklaşık bir tarih verilirse h. 575 ve sonraki yıllarda doğduğunu söylemek mümkündür.&#13;
El-Hemedânî kendi döneminin önemli âlimlerinden biri olup dönemin ilim merkezleri olan Kahire ve Dımeşk’te tedrisat faaliyetleri yürütmüş, daha çok te’lif ettiği &lt;em&gt;el-Ferîd&lt;/em&gt; adlı tefsirle anılsa da şeyhü’l-kurrâ olarak da anılmıştır. Mütevazî bir kişiliğe sahip olan el-Hemedânî ayrıca araştırmacı ve tenkitçi bir yeteneğe de sahip olup kıraat, sarf, nahiv ve belagat gibi birçok ilim alanında yetkin bir âlimdir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’de Disipline Dayalı Sanat Eğitimine İlişkin Yapılan Lisansüstü Çalışmaların Eğilimleri Üzerine Bir Değerlendirme</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74612</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74612</guid>
      <author>Gülcan Erden Kocaarslan</author>
      <description>Literatür incelendiğinde Türkiye’de görsel sanatlar dersinde en fazla kullanılan yaklaşımlardan biri olan disipline dayalı sanat eğitimi göze çarpmaktadır. Bu doğrultuda Türkiye’de disipline dayalı sanat eğitimi (çok alanlı sanat eğitimi) konu alınarak yapılmış lisansüstü tezlerin eğilimlerini incelemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Türkiye’de yapılmış disipline dayalı sanat eğitimine ilişkin lisansüstü tezler yıl, kullanılan araştırma yöntem ve deseni, araştırma konusu, veri toplama araçları, çalışma grubu ve hangi üniversitede gerçekleştirildiği gibi değişkenler açısından incelenmiştir.  Araştırmanın verilerine herhangi bir yıl sınırlaması olmaksızın YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanından ulaşılmıştır. Araştırmada veriler doküman incelemesi yoluyla elde edilerek betimsel analizle çözümlenmiş, frekans ve yüzde tablo ve grafiklerle gösterilmiştir. Araştırma sonucunda disipline dayalı sanat eğitimiyle ilgili lisansüstü düzeydeki tezlerin belirli oranda doyuma ulaştığı gözlenmiştir. 2005 yılından sonra nispeten azalma eğilimi gösteren tezlerin çoğunlukla yarı deneysel desenle ve ortaokul öğrencileriyle yürütüldüğü belirlenmiştir. Okul öncesi ve lise kademesine ilişkin çok az çalışmanın olduğu tezlerde veri toplama aracı olarak en fazla başarı testleri kullanılmıştır. Son olarak içerik açısından ele alındığında, bu yaklaşımının en fazla görsel sanatlar dersindeki farklı konular üzerindeki etkisine odaklanıldığı saptanmıştır. Ortaya konan veriler temelinde, çoğunlukla deneysel yolla yapılan tezlerin bulgularının kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi için meta analiz çalışmalarına ihtiyaç duyulduğu belirtilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tomas Garrigue Masaryk’in Siyasal Liderlik Anlayışı ve Çekoslavakya’nın Kuruluşu Sürecindeki Rolü</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74627</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74627</guid>
      <author>Edim Can Özçelik</author>
      <description>Tomas Garrigue Masaryk, 19. yüzyılın son yarısı ile 20. yüzyılın ilk yarısına damgasını vuran büyük savaşlar dönemi içerisinde, siyasetinde barışçıl bir çizgi izlemeyi tercih eden nadir isimlerden biridir. Filozof kişiliği, onun siyasi ve sosyal görüşlerinin temelini de oluşturmuştur. Etik, ahlak ve insanlık değerlerine dayanan düşünce yapısı, hem liderliğini hem de Çekoslovakya'nın ve daha geniş perspektifte Avrupa'nın modern tarihini şekillendirmiş olan politikalarını etkilemiştir. 1918'de Çekoslovakya'nın bağımsızlığını kazanmasından sonra, Çekoslovakya'nın ilk Cumhurbaşkanı olarak göreve başlamış ve 1935'e kadar üç dönem boyunca Cumhurbaşkanlığı yapmıştır. Kurucu Cumhurbaşkanlığı dönemi boyunca da demokratik değerlere bağlı kalmayı kararlılıkla sürdürmüştür. Görevinin ilk dönemi, genç ülkesinde ulusal bir kimlik oluşturmak ile, halkını her türlü çatışmadan uzak tutarak güvenliğini sağlamak çabalarının içinde geçmiştir. Dünyanın son derece zor bir dönemden geçtiği böylesi bir zamanda, şiddete, aşırılığa, uç düşünce ve eylemlere savrulmamadan bu siyaseti yürütebilmek de, Masaryk’in temelleri sağlam fikri alt yapısından güç almıştır. Çekoslavakya’yı bağımsız bir ülke olarak kurmak ve yaşatmak gibi son derece meşakkatli bir işin altından da bu güç ile kalkabilmiştir. Masaryk ismi tarihin önde gelen figürleri arasına böylece yerleşmiştir. Nihayetinde mirası, belki temenni ettiği kadar çatışmalardan uzak şekilde yaşamamış olsa da, günümüze kadar şekil değiştirerek de olsa gelebilmiş ve yıkımlar çağının içinde özgün bir kuruluş pratiği olarak tarihteki yerini almıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sanatta Robotik Yaklaşımlar</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74837</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74837</guid>
      <author>Bülent Bulduk</author>
      <description>İnsanoğlu en başında beri hem kendini hem de yaşadığı dünyayı anlamaya çalışmıştır. Bu süreç içerisinde dil becerisini ve alet yapma becerisini geliştirmiştir. Bir arada yaşamak zorunda olduğunu anladığı andan itibaren sistemler, kanunlar icat etmeye başlamıştır. İhtiyaçları doğrultusunda ve potansiyelleri ölçeğinde çeşitli teknolojiler geliştirerek bunları iş yapma becerilerine dahil etmiştir. Barınma, beslenme ve güvenlik gibi hayati öneme sahip alanlarda teknolojiyi hem bir araç hem de amaç olarak görmüştür. Teknoloji sayesinde varoluşunu güçlendirmeye çalışan insanoğlu aynı zamanda konfor alanını genişletme arzusunu da yerine getirmeye çalışmıştır. Günümüz dünyasında dijital teknolojilerin hayatın her alanını kuşattığına tanık olmaktayız. Dijital dönüşümün en somut örneği ise robot teknolojisidir. Gerçekten de robotlar endüstride, savunmada, tıp teknolojilerinde, eğlence sektöründe ve evlerimizde kullandığımız en önemli araçlar haline gelmiştir. Elbette ki ‘robot’ bir kavram ve araç olarak edebiyat, sinema ve sanat disiplinlerine de konu olmuştur. Bu araştırma makalesi robotların günümüz sanatına etkisini tarihsel ve güncel örnekler üzerinden inceleyecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>21. Yüzyılda Yaşamboyu Öğrenme Yolunda Öğretmen Adaylarının Bilgi Okuryazarlığı Düzeyini Anlamak</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74853</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74853</guid>
      <author>Tuba Şengül Bircan</author>
      <description>Yaşam boyu öğrenmenin anahtarı olan, bilgi okuryazarlığının topluma kazandırılmasında öğretmenlerin önemi yadsınamaz. Öğretmenlerin eğitim sürecinde bilgi okuryazarlığı becerilerine sahip olması, mesleki hayatta bu becerileri aktif kullanmaları ve öğrencilerine aktarmaları için oldukça gereklidir. Bu sebeple öğretmen adaylarının eğitimlerinde bilgi okuryazarlığı kazanımlarının aldığı yolu anlamak, konuya ilişkin yapılacak düzenlemelerin de önünü açacaktır. Bu bağlamda araştırma, sosyal bilgiler ve tarih öğretmen adaylarının sahip olduğu bilgi okuryazarlığı becerilerini anlamak amacını taşımaktadır. Çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli kullanılarak; 2021-2023 yılları arasında İç Anadolu bölgesinde yer alan bir üniversitenin Eğitim Fakültesinde öğrenim gören 200 öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada Adıgüzel (2011) tarafından geliştirilen “Bilgi Okuryazarlığı Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırma verileri, bilgiyi kullanmada etik ve yasal düzenlemeleri dikkate alma, bilgiye erişme, bilgiyi kullanma ve bilgi ihtiyacını tanımlama olmak üzere dört kategoride incelenmiştir. Araştırma verilerinin analizinde SPSS (29.0) paket programından yararlanılmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde, ortalama ve non-parametrik testlerden yararlanılmıştır. Araştırma verilerinin normal dağılımdan gelmemesi sebebiyle çözümlemelerde non-parametrik analiz araçlarından Mann-Whitney U testi, değişkenler arası farkı test etmek için kullanılmıştır. Çalışmada sosyal bilgiler ve tarih öğretmen adaylarının bilgiyi kullanmada etik ve yasal düzenlemelere her zaman uydukları, bilgiyi kullanma ve bilgi ihtiyacını tanımlama konusunda çoğunlukla bilinçli oldukları ancak bilgiye erişim konusunda desteklenmeye ihtiyaç duydukları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, çalışmaya katılan öğretmen adaylarının bilgi okuryazarlık becerilerinin orta üstü düzeyde olduğu söylenebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın İnsan-Âlem Münasebetine Dair Yorumları</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74892</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74892</guid>
      <author>Dilek Arıcıoğlu Özdemir</author>
      <description>İslam düşünce geleneğinde özellikle de tasavvufî düşüncede insan-âlem münasebetinin izahında insanın küçük âlem, âlemin ise büyük âlem olarak nitelendirildiği &lt;em&gt;küçük âlem-büyük âlem (âlem-i sağîr-âlem-i kebîr)&lt;/em&gt; fikrine yer verilir. İlk nüveleri Kindî’de (ö. 252/866[?]) görülmeye başlayan bu düşünce daha sonra geniş bir şekilde İhvân-ı Safâ, İbnü'l-Arabî (ö. 638/1240), Mevlânâ (ö.672/1273), Azîzüddîn Nesefî (ö. 700/1300[?]), Abdülkerîm el-Cîlî (ö. 832/1428) ve Erzurumlu İbrahim Hakkı’da (ö. 1194/1780) görülmektedir. Tasavvufî düşünce geleneğinde insan ile âlem arasında bir mütekâbiliyetin öne çıktığı, insanın âlemin bir nüshası olması, kevn-i câmi' oluşu (birleştirici varlık) ve illet-i gâiyye olması sebebiyle onun zâhiren küçük âlem gibi görünse de bâtınen büyük âlem olduğu kanaati yaygındır. Bu çalışmada İslam düşünce geleneğindeki küçük âlem-büyük âlem (âlem-i sağîr-âlem-i kebîr) düşüncesinin Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın eserlerinde nasıl yer bulduğu tespit edilmiştir. Tasavvuf alanında bu hususta yapılan müstakil bir çalışmanın olmayışı ve bu mevzûnun İslam düşünce geleneğinde insan-âlem ilişkisinin anlaşılması noktasında mühim bir yerinin olması konunun önemini göstermektedir. Erzurumlu İbrahim Hakkı insan ile âlem arasındaki benzerlikleri, insanın felekler âlemi ile benzerliği, yaratılış merhaleleri benzerliği, insandaki kötü ahlâkın hayvanlardaki sûretlerlerle benzerliği ve diğer bazı benzerlikler üzerinden ele almıştır. Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın dikkat çektiği bu benzerliklerin, tasavvurî (kurgusal) ve muhayyel (hayalî) metin inşasına yönelik bir söylem biçimi değil, ma’rifetullâhı elde etme sürecinde epistemolojik bir gayeye matuf olduğu anlaşılmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Koplanlı Batır Destanı’nın Nogay Varyantında  Kahramanın Kanatlı Atı</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75017</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75017</guid>
      <author>Oğuzhan Aydın Melis Birgün Kayatürk </author>
      <description>Atı ilk evcilleştiren milletin Türkler olması dolayısıyla at onların hayatının ayrılmaz bir parçasıdır. Evcilleştirilerek ulaşım, iletişim, üretim alanlarında olmakla birlikte hayatın pek çok sahasında attan istifade eden Türklerin yaşayışına bu denli sirayet eden at, onların inanç ve edebiyatlarında da etkisi izlenebilen hayvanların başında gelir. Edebi ürünler içinde kahramanlık destanlarında sıklıkla rastlanılan atlar özellikle merkezi tip olan kahramanın yoldaşı konumundadır. Destanlardaki kahraman atlarının bir tip olarak yer almasındaki amaç kahramanın olağanüstülüğünü ona yakın olan unsurlar vasıtasıyla pekiştirmek ve bir yandan da kahramanın giriştiği mücadelelerin ilahi sistemce desteklendiğine dair kutsi bir vurgu yapmaktır. Kahramanla birlikte destanın başından sonuna kadar her alanda yer alan at, en az kahraman kadar üstün ve olağan dışı niteliklere sahiptir. Çalışma, Nogay kahramanlık destanlarından biri olan Koplanlı Batır Destanı üzerinden kahramanın kanatlı atına dair özelliklerin ortaya konulmasını amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda kahramanın niteliklerinin ortaya çıkmasında kahramanla birlikte destan boyunca yan yana olan atının önemi ve özellikleri ortaya konulmak istenmektedir. Bu bağlamda inceleme, basılı metin üzerinden Türkiye Türkçesine aktarılmış Nogay destan anlatımı doğrultusunda yapılmaktadır. Kahraman atlarının üstün meziyet sahibi oluşları Nogay destanları içinde yer alan Koplanlı Batır Destanı’nda da açık bir biçimde görülür. Koplanlı Batır ile atı arasındaki ilişki destan metninde hem kahramanın hem de atının dilinden dökülen sözlerden anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda yapılan incelemeler neticesinde kahraman atlarının da en az kahraman kadar olağanüstü niteliğe sahip olduğu, sıradan atlardan ayrışan yönlerinin bulunduğu müşahede edilmiştir. Koplanlı Batır’ın bir kahraman olarak kanatlı, insan dili konuşan ve anlayan, gelecek öngörüsünde bulunan, cesaret sahibi, cengâver, olağanüstü bir ata sahip olduğu ortaya konmuştur. Tespitler neticesinde Türk dünyası destan kahramanlarında benzeri biçimde olağan dışı kahraman atlarının olmasıyla eşdeğer nitelikte olan Koplanlı Batır’ın kanatlı atı da geleneksel kanatlı at tanımlamasına uygun düşmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’de Seçkinler Sınıfında Ekonomi Elitlerinin Yeri</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75187</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75187</guid>
      <author>Ahmet Usanmaz</author>
      <description>Sosyal bilimcilerin temel amaçlarının arasında toplumların sosyo-politik yapılarını anlamak ve açıklamak gelmektedir. Bunu gerçekleştirmek için de temelini “eşitsizlik” kriterinden alan “iktidar yapısı” ve “güç ilişkilerini” incelerler. Eşitsizlik, ister sosyal açıdan isterse de ekonomik açıdan olsun, kapitalist toplumların başta gelen ortak özelliklerindendir. Bu doğrultuda toplumda bazı kişilerin ya da toplumsal grupların, toplumdaki öteki kişi ya da gruplara oranla çok daha fazla paraya ve itibara sahip olduğu bilinen bir gerçektir. Bu ayrıcalıklı kişi ya da grupların, toplumdaki karar verme mekanizmaları ve karar alma süreci üzerinde çok daha etkin ve yetkin olduğu ortada bir gerçektir. Elit Teorisi’nin kökeni, “krallar filozof olmalıdır, filozoflar da kral” diyen Platon’a kadar geriye götürülebilse de bu teoriyi bir olgu olarak tartışanlar daha çok Gaetano Mosca, Vilfredo Pareto ve Robert Michels gibi klasik elitistler olmuştur. Elit Teorisi’nin demokrasi ile bağdaştırılması ve bu anlamda 21. yüzyılda yeniden tartışılabilir bir hale gelmesi ise Harold D. Laswell, Raymond Aron ve C. Wright Mills gibi modern elitistlerin geliştirdiği teorilerle mümkün olmuştur. Bahsi geçen düşünürlerin katkılarıyla geliştirilen Elit Teorisi, temel inceleme konuları arasında toplumlardaki güç ilişkileri ve iktidar yapıları bulunan toplumbilimcilerin ve siyaset bilimcilerin istifade ettiği başlıca ana teorik yaklaşımlardan birini teşkil etmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türk iktidar yapısı içinde ekonomi elitlerinin incelenmesidir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


