






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>ACADEMIC SOCIAL RESOURCES JOURNAL, Yıl 2022 Sayı Cilt 7 Sayı 41</title>
    <link>https://asrjournal.org/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2263</link>
    <description>ACADEMIC SOCIAL RESOURCES JOURNAL</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Okul Öncesi Dönemde Akran Şiddeti Çocuk Gözlem Formu Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62803</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62803</guid>
      <author>Nazife Koyutürk Koçer Gülümser Gültekin Akduman </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı Akran Şiddetini Önleme Eğitim Programı kapsamında geliştirilen Akran Şiddeti Çocuk Gözlem Formu’nun oluşturulması, formun geçerlik ve güvenirlik çalışmalarının yapılmasıdır. Veri toplamak amacıyla, AŞÖEP kapsamında belirlenen deney ve kontrol grupların çocuklarının değerlendirilebilmesi amacıyla “Akran Şiddeti Çocuk Gözlem Formu” oluşturulmuştur. Form maddeleri 7 alan uzmanının görüşleri doğrultusunda belirlenmiştir. Akran Şiddeti Çocuk Gözlem Formu’nun araştırma kapsamındaki uygulama sonrasında güvenirliğinin belirlenmesi amacıyla Cronbach alfa iç tutarlılık katsayısı hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda formun, tüm alt boyutlarında (fiziksel şiddet, sözel şiddet, dolaylı şiddet) zorba çocuk, kurban çocuk ve pasif zorba çocuk için oldukça güvenilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Banksy’in Eserlerinde Mülteci Krizinin İrdelenmesi</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64351</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64351</guid>
      <author>Saime Uyar </author>
      <description>Bu makale, toplumsal sorunlar karşısında sanatın etkin gücüne dair, günümüz önemli sorulanlarından mülteci krizi karşısında İngiliz sokak sanatçısı Banksy’ın sanatı üzerinden araştırmalarda bulunmaktadır. Geçmişi çok eskilere dayanan mülteci krizi, her geçen gün büyümekte ve çözümü tükenen bir insanlık sorunu haline gelmiştir. Geçmişte belirli sınırlar içerisinde yaşanan mülteci krizi, küreselleşmenin de etkisiyle günümüzde artık tüm ulusların zorunlu ortak bir sorunu olmuş ve birçok ülkeyi doğrudan etkileyen uluslararası bir mesele halini almıştır. Siyasi, coğrafi, ekonomik ve sosyal gibi birçok alanı dolaylı ve doğrudan ilgilendiren bu kriz, sıklıkla ele alınmaktadır. Elbette ki toplumu birçok alanda derinden etkileyen bu soruna sanat da duyarsız kalamamıştır. Tarih boyunca her dönemde toplumsal sorunları ele alan sanat, günümüzün önemli problemlerinden biri olan mülteci krizi konusunda da toplumsal sorumluluğunu yerine getiren, sorunu ve çözümüne yönelik etkileri görsel kayıtlara dökerek gelecek nesle aktaracak önemli tarihi kayıtlar bırakmaktadır. Bu kapsamda sanatçı Banksy’ın çalışmaları büyük bir öneme sahiptir. Toplum hafızasında sanatın yalnızca görsel kültür çerçevesinde, yaptırımcı gücü olmayan bir alan olarak görülmemesi gerektiğini Bansy’in eleştirel, provakatif, yapıcı ve yaptırımcı işleri üzerinden bir kanıtlamaya gidilmiştir. İnsan Hakları Sözleşmesi’nde mültecilere vaat edilen haklar ile günümüz yönetimlerin gerçeğe dönüştürdükleri haklar arasında ciddi bir boşluk oluşmuştur. BM gibi organların yetkililerinin mülteci kitlelere yönelik zayıf uygulamaları, dünya devletlerinin sorunu görmezden gelmesi, toplumların ırkçı tutumları gibi etkenler neticesinde mülteci sorunu özellikle 2000’li yıllardan itibaren büyük bir krize dönüşmüştür. Uluslararası platformda gerçekleştirdiği eylemsel işleriyle mülteci krizine dikkatleri çeken Banksy, kendine özgü hicivli ve politik mizahla gerçekleştirdiği işleri ile günümüzün en büyük insani krizine ışık tutmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sosyal Medyanın Öğrenci Davranışlarına Olumsuz Etkileri Üzerine Öğretmen Görüşleri</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63441</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63441</guid>
      <author>Ahmet Üstün Yasin Kurt </author>
      <description>Son yıllarda iletişim araçlarının yaygınlaşmasına paralel olarak, sosyal medya kullanım oranları da oldukça artış göstermiştir. Özellikle lise ve üniversite çağındaki gençler arasında sosyal medya kullanım oranı oldukça yüksektir. Bu çalışmanın amacı, sosyal medyanın öğrenci davranışlarına etkileri üzerine öğretmen görüşleri sunmayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında öğretmenlerin, sosyal medya kullanan öğrencilerin  davranışlarında görmüş oldukları etkilerin nasıl olduğuna dair durum tespiti yapılmaya çalışılmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Amasya İli Merkez İlçesinde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda görev yapan 10 öğretmenden oluşmaktadır. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme tekniği hazırlanarak toplanmıştır. Elde edilen veriler analiz edildiğinde,öğretmenlerin gözlemleri doğrultusunda, sosyal medyanın öğrenci davranışları üzerinde zorbalık, saygısız davranışlar, taklit etme, derse ilginin azalması, çevreye karşı duyarsızlaşma ve suça heveslenme gibi olumsuz etkileri olduğu belirtmişlerdir. Ayrıca çalışmanın katılımcıları bu sorunların çözüm yollarını; kişiye gerçek dünyayı hatırlatma, kontrollü erişim sağlatma,  başka etkinliklere yönlendirme,  birebir iletişim ortamlarına teşvik olarak sıralamışlardır. Araştırmacılar bulgular çerçevesinde, sosyal medyanın öğrenci davranışları üzerindeki olumsuzlukların azaltılması için ebeveynlerin ve öğretmenlerin öğrenci gerçek sosyal ortamlara yönlendirmesi gerektiği, sosyal medyanın olumlu yönlerinin ön plana çıkartıldığı sağlıklı bir yönlendirmeye ihtiyaç duyulduğu, sosyal medyanın etkili ve işlevsel kullanılabilmesi için eğitimlere, rehberliklere ihtiyaç duyulduğu ve bu konu üzerinde daha geniş bir katılımın olduğu nicel bir araştırma yapılabilir sonucuna varmışlardır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Subasar Ormanlarının Biyosfer Rezervi Olarak Planlanması Üzerine Araştırmalar; Acarlar Longozu Örneği</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63953</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63953</guid>
      <author>Okan Yılmaz Remziye Duygu Solak </author>
      <description>Türkiye’nin kuzeybatısında Sakarya ili sınırları içinde yer alan Acarlar Longozu sahip olduğu ekolojik özellikleriyle çok önemli bir sulak alan durumundadır. .Sulak alanları sahip oldukları ekolojik işlevleri ile ekosistem yaşam süreçlerini doğrudan etkileyen son derece önemli kritik hassas alanlardır. Ayrıca sahip oldukları doğal güzellikleri ve ekonomik avantajları nedeniyle çoğu zaman tahribata son derece açık alanlardır. Bu nedenle korunması zorunlu alanlardır. Bu bilincin dünya çapında giderek yayılması ile birlikte 1970 lerden beri UNESCO’ nun İnsan ve Biyosfer programı ile uluslararası önem taşıyan alanlar 1970 yılından beri tescillenmektedir. Acarlar Longozu, 2019 yılında Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan olarak belirlenmiş ve koruma önlemleri alınmaya başlamıştır. Ancak bu çalışma kapsamında gerçekleştirilen araştırmalar da göstermektedir ki alanın yeni bir biyosfer rezerv alan potansiyelinin olduğu düşünülmektedir. Bu çalışma kapsamında zengin biyoçeşitliliğin korunması amacıyla araştırma alanı üzerinde koruma alan sınırlarının oluşturulması amacıyla araştırmalarda bulunulmuştur. Bu amaçla arazinin mevcut durumuna göre doğal potansiyelin korunması ve kullanım kriterleri bağlamında puanlandırılmıştır. Alanda ekolojik birimlerin belirlenmesi ve doğa koruma alanı ölçütleri bünyesinde ortaya çıkan hedefler doğrultusunda Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Uzaktan Algılamadan kullanılarak arazi örtüsü belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca NDVI bitkisel yoğunluk analizleri yapılmıştır. Bu analizler sonucunda sulak alan durum tespiti yapılmıştır. Alanın çok kriterli olarak değerlendirilebilmesi için ihtiyaç duyulan çakıştırmalarda kullanılmak üzere altlık haritalar oluşturulmuştur. Bu haritalar kullanılarak doğa koruma alanı belirleme ölçütlerinden olan enderlik, çeşitlilik kriter sonuçlarına göre doğallık, hassaslık, nadirlik, büyüklük puantajlamaları sonucunda elde edilmiştir. Bu veriler haritalara işlenerek haritaların çakıştırılmasıyla bölgeleme sistemi (çekirdek, tampon ve geçiş bölgeleri) kullanım ilkeleri sonucunda öneri bölgeler meydana getirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye ve Rusya’da Avukatlığın Oluşumu ve Hukuki Esasları </title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64112</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64112</guid>
      <author>Oğuzhan Uzar </author>
      <description>Avukat hukuki sorunlarda görüş bildirmek,hukuki belgeleri düzenlemek, resmi dairelerde ihtilaflı işleri izlemek,mahkemeler ve hakem kurulları önünde gerçek ve tüzel kişilere ait hakları savunmak, yasaların ve hukuk kurallarının yargı mercileri ve öteki resmimercilerce tam olarak uygulanmasına yardımcı olmak üzere hukukçuluk mesleğini yerine getiren” kimsedir. Avrupa ve Türkiye olarak iki farklı yanıt vermek gereklidir.Avukatlığın bugünkü haline gelmesine etken olan hususlar, Avrupa kaynaklıdır.Avrupa’nın siyasal-sosyal kültürel hayatına baktığımızda avukatlığın meslek haline gelene kadar pek çok aşamadan geçtiğini görürüz.Savunma – hak arama mesleği olan avukatlık kimi yazarlara göre Romaİmparatorluğu dönemiyle ortaya çıkmıştır.Bu çalışma ile farklı devletlerin ve medeniyetlerin huku ve avukarlık oluşumu ortaya çıkmakdatır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Stephan Beneking’in 24 Nocturne For Young Pianists Adlı Kitabının İçerdiği Hedef Davranışlar Açısından İncelenmesi</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64200</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64200</guid>
      <author>Dora Derin EngülYüksel Pirgon </author>
      <description>Bu çalışmada Stephan Beneking’in 24 Nocturne For Young Pianists kitabının içerdiği hedef ve hedef davranışların analiz edilmesi amaçlanmıştır. Başlangıç düzeyi piyano öğrencilerine romantik dönemi ve romantik piyano literatürünün en temel yapı taşlarından biri olan noktürn formunu tanıtmak çalışmanın en temel çıkış noktalarından biri olmuştur. Bu doğrultuda Stephan Beneking’in 24 Nocturne For Young Pianists kitabının içerdiği hedef davranışlar belirlenerek nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman analizi yöntemi ile derinlemesine incelenip 5 kategoriye ayrılmıştır. Bu kategoriler; eserlerin tonalitesi, ölçü birimleri, armonik yapısı, süslemeleri, sağ ve sol el çalış teknikleri şeklinde oluşturulup, elde edilen veriler tablolaştırılarak sunulmuştur.&#13;
Araştırmada ulaşılan sonuçlar şunlardır: Kitapta yer alan eserlerin başlangıç düzeyi çerçevesinde bütün tonalitelere örnek teşkil edecek şekilde olduğu ve ölçü birimlerinin de yine başlangıç düzeyi için temel teşkil edecek ritmik dokuyu barındıran ölçü sayılarını içerdiği görülmüştür. Eserlerde temel armonik yürüyüşleri içeren akor dizilimlerinin kullanıldığı görülmüştür. Kitapta yer alan süslemelerin romantik dönem piyano müziğinin en temel unsurlarından biri olan süslemelere giriş niteliği taşıyacak düzeyde, karmaşık olmayan temel süslemeler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kitapta ki sağ ve sol el çalış tekniklerinin ise başlangıç düzeyini kapsayan teknikler ile çoğunlukla örtüştüğü sonucuna ulaşılmıştır.&#13;
Tüm bu sonuçlar ışığında ortaya çıkan en temel sonuç, Stephan Beneking’in 24 Nocturne For Young Pianists kitabının başlangıç düzeyi piyano eğitiminin romantik dönem ayağında rahatlıkla kullanılabilecek noktürn formlarını içerdiği şeklindedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kurumsal İletişim: Kavramsal Bir Değerlendirme</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64312</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64312</guid>
      <author>Mehmet Seyda Ozan Faruk Selahattin Yolcu  </author>
      <description>Günümüzde kurumların sürdürülebilirliklerini sağlayabilmeleri dinamik çevreye ayak uydurabilmesiyle alakalıdır. Bu çerçevede kurumların birer canlı organizma gibi hayatta kalabilmeleri ve sürdürülebilirliklerini sağlayabilmeleri proaktif bir anlayışı gerekli kılmaktadır. Diğer yandan bu dinamik yapı potansiyel problemleri beraberinde getirebilmektedir. Bu kapsamda kurumsal işleyişte iletişim süreçlerinin efektif kullanımı konusunda sorunlar yaşanabilmektedir. Bu doğrultuda gündeme gelen önemli kavramlardan biri kurumsal iletişimdir. Kurumsal iletişim kavramı; bir kurumun amaçlarına-hedeflerine ulaşabilmesi ve nihai olarak sürdürülebilirliğini sağlamasına adına gerçekleştirmiş olduğu iletişim süreçlerinin bütünüdür. Bu süreç; kurum içi/dışı bilgi akışını, motivasyonel unsurları, eş güdümü, organizasyonel becerileri, eğitsel ve denetsel hususları içermektedir. Kurumsal iletişim aynı zamanda bir kurumun paydaşlarına ve hedeflemiş olduğu kitleye karşı tüm iletişim kanallarını etkin bir şekilde açık tutması ile de tanımlanmaktadır. Tüm bu ifade edilenler kapsamında çalışmanın amacı temel bir bakış açısıyla kurumsal iletişim literatürünü incelemek ve bazı önerilerde bulunmaktır</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Londra Müzik Koleji (LCM) Piyano Sınav Kitaplarındaki Teknik Çalışmaların İçerik Yönünden Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64338</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64338</guid>
      <author>Barış Toptaş </author>
      <description>Teknik çalışmalar çalgı eğitiminin önemli basamaklarından biridir. Çalgı eğitiminde günlük çalışmalar içerisinde teknik çalışmaların mutlaka yer alması gereklidir. Her çalgının özelinde o çalgı için yazılmış bir çok teknik çalışma türleri vardır. Bu teknik çalışmalar genel olarak isimlendirildiğinde; dizi, arpej, akor, çift ses, parmak egzersizleri ve bunların farklı kullanım biçimleri şeklinde literatürde bulunmaktadır. Piyano eğitiminin başlangıç aşamasından itibaren her seviyede teknik çalışmaların kullanımı gerekli ve kaçınılmazdır. Piyano eğitiminde sıklıkla yararlanılan teknik çalışmalar kendi içlerinde öğrencinin bulunduğu teknik seviyedeki ihtiyacına göre çeşitlilikler göstermektedir. Teknik çalışmaların bir sıra düzeni içinde sistemeli bir şekilde çalışılması gerektiği gibi bazı durumlarda ise ihtiyaca yönelik olarak çalışmalar yapılabilmektedir. Bu çalışmada uluslararası kapsamda gerçekleştirilen Londra Müzik Koleji piyano pınavlarının farklı sınıf seviyelerindeki 8 farklı kitabında bulunan teknik çalışmalar üzerine bir inceleme yapılmıştır. Her kitapta çalışma parçaları ve sınav repertuvarı haricinde dizi (parlel, zıt, kromatik, staccato), kırık akor, arpej (temel, dominat 7’li, diminished 7’li) başlıkları altında teknik çalışmaların yer aldığı ve her kitapta ilerleyen seviyeye uygun olarak teknik çalışmaların da zorluk düzeylerinin giderek ilerlediği ve farklı değişikliklerle sergilenişlerinin daha üst seviyelere çıktığı görülmüştür. Birinci kitaptan sekizinci kitaba kadar her kitapta bulunan teknik çalışmalar ayrı ayrı değerlendirilmeye alınmış ve kitaplar arasındaki yeni gelen farklılıklar tespit edilmiştir. Aşamalı olarak ilerleyen bir seviye düzenine odaklı olarak tasarlanmış bu sınav kitaplarında bulunan teknik çalışmaların piyano eğitimi için yeterli ve uygun olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Okul Öncesi Eğitiminde Materyal Kullanımının Öğretim Sürecine Etkileri</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64372</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64372</guid>
      <author>Aysun Bala </author>
      <description>Gerek yapılan çalışmalar gerekse eğitim sistemine yönelik düzenlemelerde okul öncesi eğitimin eğitim hayatının en önemli süreçleri arasında yer aldığı kabul görmüştür. Okul öncesi eğitimi çağındaki çocukların öğrenmeye açık ve istekli oldukları ve öğrenme yeteneklerinin üst seviyede olduğu söylenebilir. Bu bağlamda, okul öncesi eğitiminde yeteneklerin geliştirilmesi ve çocuğun eğitim hayatına önemli bir temel atmasını sağlamak adına yeni öğrenme tekniklerinin geliştirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu yöntemler arasında yer alan materyal kullanımı, çocukların öğretiminde öğretmenlere önemli katkılar sağlamaktadır. Millî Eğitim Bakanlığı'na göre, öğretmen adaylarının belirli yeterliliklere sahip olmaları beklenmektedir. Bu kapsamda öğretmenlik mesleği eğitiminde yeni ders içerikleri oluşturulmaktadır. Materyal kullanımı da bu ders içeriklerine dahil edilen öğretim teknikleri arasında yerini almıştır. Öğretmenlik mesleği, kişisel ve mesleki değerleri kapsayan üç ana başlık altında belirli yetkinlikleri gerektirir. Bunlar: öğrencileri tanıma; öğretme ve öğrenme süreci ve mesleki bilgi, mesleki beceri, tutum ve değerlerdir. Öğretme ve öğrenme sürecinde öğretmenlerden öğrencilerinin ihtiyaçlarına yönelik materyaller geliştirmeleri beklenmektedir. Ayrıca, okul öncesi öğretmenlerinin özel alan yeterlikleri için gelişim alanları olarak şu başlıklar tanımlanmıştır; aile ile iletişim, aile katılımı ve aile eğitimi; değerlendirme, iletişim, yaratıcılık ve estetik, okul ve toplumla iş birliği ve profesyonel geliştirme şeklindedir.&#13;
 “Gelişim alanları” yeterlik alanı incelendiğinde, okul öncesi öğretmenlerinin materyal seçebilmeleri, kullanabilmeleri ve hazırlayabilmeleri gerektiği ifade edilebilir. Bu bağlamda okul öncesi öğretmenleri bu yeterlikleri kazanma, özellikle materyal geliştirmede ve kullanmada kendini geliştirme yönünde üzerine düşeni yapmalıdır. Okul öncesi eğitimde öğretmenlerin materyal kullanımının önemi, öğretim sürecine etkileri ve ortaya çıkan sorunların belirlenmesine yönelik bu çalışmada, ikincil kaynaklardan yararlanılarak yapılan SWOT analizi yoluyla, materyal kullanımının güçlü ve zayıf yönleri ile fırsatları ve tehditleri ortaya konmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>1897 Yılında Lord Warkworth’un Anadolu Seyahati</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64427</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64427</guid>
      <author>Sabit Genç </author>
      <description>Anadolu coğrafyası tarihi süreç içerisinde farklı dönemlerde gerek yerli gerekse yabancı çok sayıda farklı seyyahların gezi güzergâhlarında yer almıştır. Bu seyyahlar gezdikleri dönemde Anadolu‟da gördükleri yerleri, şahit oldukları olayları, geçtikleri güzergâhları ve hatta yedikleri yemeklere kadar pek çok konuda günümüz araştırmacıları için geçmiş döneme ışık tutabilecek notlar tutmuşlardır. Seyyahların notları geçtikleri dönem Anadolu‟sunun idari, demografik, siyasi, dini yapısı yanında iklimi, bitki örtüsü, folklorü, mutfak kültürü hakkında kıymetli bilgiler ihtiva etmektedir. Anadolu‟yu gezen seyyahlardan birisi de İngiliz Lord Warkworth‟dur. Lord, birisi 1897 diğeri de 1899 olmak üzere farklı rotalarda iki defa Anadolu turu yapmıştır. Lord‟un 1897 yılındaki Anadolu seyahatinde tutmuş olduğu notlar 19. yüzyıl sonları Anadolu tarihi ve coğrafyası açısından önemli veriler içermektedir. Bu çalışmada bir yandan Warkworth‟un seyahat notları takip edilerek 19. yüzyıl sonlarında Anadolu‟nun belirli bir coğrafyasında da olsa tarihi bir kesitine ışık tutmak, diğer taraftan da Warkworth örneğinden hareketle seyyahların notlarının tarihi çalışmalara katkısını ortaya koymak amaçlanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’deki Uluslararası Müzik Festivalleri: 2012-2022 Programlarında Klarnet Performanslarına Yönelik Bir İnceleme</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64542</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64542</guid>
      <author>Tolga Yüksel </author>
      <description>Bu araştırmada Türkiye’de gerçekleştirilen ve Avrupa Festivaller Birliği (EFA) üyesi olan Uluslararası müzik festivallerinin 2012-2022 programlarında yer alan klarinet performanslarının çeşitli boyutlarda incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla İstanbul Müzik festivali, Uluslararası Ankara Müzik Festivali, Uluslararası İzmir Festivali ve Mersin Uluslararası Müzik Festivali ile ilgili festival programlarına ulaşılmış ve incelemek üzere betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Festival programlarında yer alan 581 müzik performansı doküman incelemesi yapılarak incelenmiştir. Elde edilen verilerin analizinde betimleyici istatistiksel bir analiz olarak frekans ve yüzde dağılımlarından yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda; 581 müzik performansının en çok (f:277) İstanbul Müzik Festivali’nde gerçekleştiği anlaşılmıştır. Bu festivali sırasıyla Uluslararası Ankara Müzik Festivali (f:114), Mersin Uluslararası Müzik Festivali (f:108) ve Uluslararası İzmir Festivali (f:82) izlemektedir. Festival programlarında klarinetin yer aldığı müzik performansları incelendiğinde; toplam 581 performansın 27’sinde klarinetin yer aldığı, 554 tanesinin ise farklı çalgılar ile gerçekleştirilen performanslar olduğu belirlenmiştir. Klarinet sanatçılarının festivallere son yıllarda daha çok katılım gösterdiği saptanmıştır. Festival programlarında klarinetin yer aldığı performansların en çok Klasik Batı Müziği türünde, performans türü olarak ise en çok Oda Müziği türünde gerçekleştirildiği saptanmıştır. Son olarak, incelenen yıllarda performans sergileyen toplam 34 klarinet sanatçısının 17’sinin yerli 17’sinin yabancı olduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kutsalın Taşıyıcısı Olarak Anadoluda Türbe ve Yatır Sahibi Kadınlar</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64550</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64550</guid>
      <author>Hamza KARAOĞLAN</author>
      <description>Dinler tarihi sadece kadın hükümdarların, kadın savaşçıların, kadın gazilerin ve kadın şehitlerin varlığından değil, aynı zamanda kadın peygamberlerin, kadın velilerin, kadın mistiklerin ve kadın vaizlerin varlığından da söz eder. Türk tarihine bakıldığında, evliya kadınlar ile savaşçı kadınları bir arada görmek mümkündür. Örneğin, Anadolu’nun Türkleştirilmesi ve İslamlaştırılması süreciyle bağlantılı olarak Anadolu Bacılarından (“Bacıyân-ı Rûm”) söz edilir. Anadolu Bacılarının eşleri ve kardeşleriyle birlikte savaşa katıldıkları, tekke ve zaviyeleri yönettikleri bilinen bir gerçektir. Esasında Türk kültüründe her iki durumda da kadın ya da erkek olmanın bir önemi yoktur. Anadolu insanı, kadın erkek ayrımı yapmaksızın topluma yararlı olan, kendilerini doğru yola sevk eden Anadolu Bacıları gibi gönül erbabı bireyleri Şehit, Eren, Ermiş, Evlâd-ı Resul, Pir, Sahabe, Ana, Bacı, Şeyh, Derviş gibi çeşitli isim ve sıfatlarla anarak yüceltmiştir. Manevi güce sahip olduklarına inanılan, haklarında çeşitli efsaneler, menkıbeler ve mucizeler anlatılan bu gönül erbabının yardım ve duaları talep edilmiş ve kendilerine ciddi bir saygı ve hürmet gösterilmiştir. Ancak bunların öldükten sonra da insanlara yardım etmeye, harikalar ve mucizeler göstermeye devam ettiklerine inanılmıştır. Bizi bu çalışmaya teşvik eden şey, bazı mezar ve türbelerin, kimlikleri hakkında kesin bir bilgi bulunmamakla birlikte, kadınlara ait olduğuna inanıldığını öğrenmemiz oldu. Akabinde türbe, mezar, yatır, makamlar ile onlarla irtibatlandırılan ağaç, taş, kaya, su kaynağı, mağara gibi tabiat unsurlarının bir erkek, kadın, eş veya kıza ait olup olmadığına olduğuna bakılmaksızın ziyaret edildiğini tespit ettik. Ziyaret yeri olarak kabul edilen bu mekânlar, halk tarafından kutsal olarak görülmüş, farklı dilek ve istekler için ziyaret edilmiş ve hala da edilmektedir. Bu makalede, Anadolu topraklarının Türkleşmesi ve İslamlaşması sırasında şehit olduğuna inanılan, ancak haklarında efsanevi bilgiler dışında bir bilgi bulunmayan ve halk tarafından evliya oldukları düşünülen kadınlara yer verilmiştir. Bunun yanında tarihsel olarak Anadolu topraklarına geldikleri sabit olmasa da, buralara geldiklerine inanılan kadın sahabe, onlara ait yatırlar, türbeler, makamlar ile onlarla irtibatlandırılan kutsal kayalar, taşlar, sular üzerinde durulmuştur. Ancak bu çalışmanın kapsamı dışında kalan başka kadın ziyaret yerleri de vardır. Bunlar, İstanbul ve Bursa gibi şehirler yanında Anadolu’nun farklı illerinde türbeleri olan ve tarihsel kişilikleri bilinen hanedana mensup kadınlardır. Halka yaptıkları yardımlarla insanların gönüllerini fetheden bu kadınların, vefatlarından sonra türbeleri kutsal mekân haline getirilmiştir. Ayrıca ülkenin farklı şehirlerinde tarikat şeyhleri, emir, vezir ya da devlet büyüklerinin eşleri ve kızları; yine Peygamber eşleri, yakın geçmişte vefat eden ve kendilerine kerametler atfedilen kadınlar da vardır. Ancak bunların tamamı, bu çalışmanın kapsamı dışında tutulmuştur&lt;em&gt;. &lt;/em&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Radikalizmin Kadın Versiyonu: Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) Ablaları Örneği</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64600</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64600</guid>
      <author>Hüseyin ARSLAN</author>
      <description>Radikalleşen, şiddete ve teröre bulaşan kadın kimliği tarihsel bir olgudur. Bu gerçeklik modern dönem terör örgütleri için fazlasıyla geçerlidir. Kadın kimliği, özellikle ideolojik pek çok terör örgütünde kurucu ve lider pozisyonundadır. Ancak din motifine ve istismarına dayanan terör örgütlerinde durum farklıdır. Bu tür örgütlerde kadın militanlar sadece erkek militanların gölgesinde kalmazlar aynı zamanda isimsizdirler ve liderin izin verdiği ölçüde görünürler. Aynı durum Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ablaları için geçerlidir. Aslında FETÖ'nün kuruluş yıllarında kadının adı ve kimliği hiç yoktu. Ancak bu durum daha sonra değişmiş ve kadın kimliği birden bire keşfedilmiş gibi örgütsel amaçlar için araçsallaştırılmıştır. Bunun için örgüt ablalık sistemini ve katalog evlilik sistemini kurmuştur. Bu iki sistemle hem kadın kimliği hem de evlilik müessesesi örgütsel çıkarlar için istismar edilmiştir. FETÖ kadın militanları yıllarca aktif olarak kullanmış ve pek çok işte çalıştırmıştır, ancak onlardan hiçbirini üst düzey yönetici ve idareci olarak atamamıştır. Buna rağmen FETÖ'nün radikalleşmiş militan kadınları örgütsel çıkarlar için pek çok görevi üstlenmişlerdir. Bu nedenle FETÖ ile sürdürülen mücadelede örgütün kadın militanlarının gözardı edilmemesi çok önemlidir. Bu çalışmada, FETÖ'nün baştan yok saydığı ancak daha sonra keşfettiği kadın militan kimliğini nasıl kurduğu analiz edilmektedir. İlk olarak FETÖ'nün kadın kimliğine tarihsel bakışı tartışılmaktadır. Daha sonra ablalık sistemi ile katalog evlilik sisteminin niçin kurulduğu üzerinde durulmakta ve son olarak da FETÖ'nün militan kadın kimliğiyle mücadelenin önemine değinilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eğirdir Halkının Yavaş Şehir Modeline Yönelik Algısı ve Desteği </title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64648</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64648</guid>
      <author>Betül Garda</author>
      <description>Günümüz toplumlarında küreselleşmenin bir sonucu olarak çeşitli dış faktörlerle etkileşime giren şehirler zamanla kendi öz kimliklerini kaybederek başta yörenin mimari dokusu ve yerel halkın kültürel özellikleri olmak üzere birçok açıdan birbiriyle benzeşmeye başlamışlardır. Bu benzeşmenin turizm sektöründe getirebileceği olumsuz sonuçlara karşı sürdürülebilirliği sağlamak için bazı alternatif modeller ve kavramlar tartışılmaya ve uygulanmaya başlanmıştır. Bu tartışmalarda kabul gören modellerin arasında, çevresel politikalarla uyumlu, yaşam kalitesini yükselten, sürdürülebilir bir şehir ağı olan ‘Yavaş Şehir’ modeli de bulunmaktadır. Ancak turistik destinasyonun farklılaştırılması için tercih edilen alternatif turizm yaklaşımının, yerel halkın olumlu algısı ve desteği olmadan başarıya ulaşması mümkün değildir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, Isparta’nın Eğirdir ilçesinde yaşayan yerel halkın “yavaş şehir” olgusunu nasıl algıladıkları, destekleme biçimlerini ve ekonomik boyutuna ilişkin düşüncelerini incelemektir. Araştırma tanımlayıcı türde tasarlanarak, Eğirdir’de yerel yüzyüze uygulanan anketlerin incelenmesi sonucunda 150 geçerli anket değerlendirilmiştir. Toplanan veriler sınıflandırılarak tanımlayıcı istatistikler, frekanslar ve çapraz tablolarda Ki kare, bağımsız örneklem t Testi, Tek yönlü varyans Analizi için Anova yöntemleri uygulanarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları Eğirdir’de yerel halkın yavaş şehir konseptini genellikle olumlu algıladığını ve desteklediğini göstermektedir. Bu araştırma yerel halkın yavaş şehir algısının incelenmesinin önemini tekrar vurgulayarak diğer turistik destinasyonlara ve gelecekte yapılacak olan çalışmalara örnek teşkil etmesi açısından değer taşımaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


