






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>ACADEMIC SOCIAL RESOURCES JOURNAL, Yıl 2022 Sayı Cilt 7 Sayı 40</title>
    <link>https://asrjournal.org/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2249</link>
    <description>ACADEMIC SOCIAL RESOURCES JOURNAL</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Designing An Innovative Technological Wearable Caftan By Arduni</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63251</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63251</guid>
      <author>Züleyha DEĞİRMENCİEbru ÇORUH ,Merve UNCUOĞLU BULUT </author>
      <description/>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mülteci Öğrencilerin Okullardaki Sosyal Uyumları İle İlgili Problemleri Konusundaki Yönetici Ve Öğretmen Görüşleri</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63316</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63316</guid>
      <author>Ahmet ÜSTÜN Erol GÖKÇE </author>
      <description>Günümüzde özellikle büyük şehirlerdeki okullarımızda birçok mülteci öğrenci eğitimini sürdürmektedir. Farklı ülkelerden gelen bu çocukların eğitimlerini sürdürecekleri okullarda bir takım uyum problemleriyle yüz yüze kaldıkları gözlemlenmiştir. Bu bağlamda yapılan araştırma, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet okullarında eğitimlerine devam eden mülteci öğrencilerin sosyal uyum problemleri ve çözümleriyle ilgili okullarda görev yapan öğretmen ve yönetici görüşlerini sunmayı amaçlamaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile veriler hazırlanarak toplanmıştır. Çalışma grubu Amasya il Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı ilkokullarda görev yapan 10 öğretmen ve yöneticiden oluşmaktadır. Yapılan araştırma okullarda öğrenciler arasındaki uyumun okul atmosferine yansımaları olduğu gözlemlenmiştir. Mülteci öğrencilerin okuldaki yaşadıkları sorunların kaynakları ve bu sorunların çözümlerine ilişkin görüşler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Mülteci öğrencilerin yeni adapte olacağı bir okul kültüründe yapılması gereken çalışmalar ve sureci incelenmiştir. Yapılan araştırma neticesinde mülteci öğrencilerin uyum sorununa neden oluşturulan dil problemleri, yaşantılarında kaynaklanan psikolojik travmalar, sağlıksal nedenler, kültürel farklılıklar, ailesel nedenler, yaşantılarındaki belirsizlik durumları gibi sebepler okullardaki uyum sorunlarını tetiklemektedir. Aynı zamanda başkalarına olan güven duygusunun tahrip olmasından dolayı iletişim kurmaktan uzak oldukları görülmüştür. Bu bağlamda mülteci öğrencilere yönelik alınacak bazı özel tedbirlerle okula daha uyumlu hale getirileceği anlaşılmıştır. Eğitimlerini sürdürecekleri okulların onlar için güvenli alanlar olduğunu hissettirilmelidir. Diğer öğrencilerle sosyal ilişkilerini geliştirecek projeler oluşturulması uyum süreçlerini hızlandıracaktır. Tüm eğitim paydaşları gerekli hassasiyeti göstermelidir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İşletmelerde Finansal Olmayan Performans Değerleme Yaklaşımları: Kavramsal Bir Çerçeve</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63725</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63725</guid>
      <author>Filiz SİVASLIOĞLU</author>
      <description>İşletmelerde geçmişten günümüze dek sürekli değişen ve gelişen performans değerleme yaklaşımları, geleceğe yönelik alınacak kararlar açısından çok önemlidir. Performans değerleme yaklaşımlarında finansal ölçümlerle elde edilen veriler, performans ile ilgili bilgiler vermektedirler. Finansal ölçümler, muhasebe kayıtlarından oluşan, hissedarların ve yöneticilerin ilgilendiği değişim göstergelerdir. Ekonomik ortamın değişmesi ile uygulamacılar ve akademisyenler finansal değerlemeleri, kısa dönem, geriye dönük ve özet bilgilere sahip olmasından dolayı eleştirmişler, değişen pazar ve rekabet şartlarında yeni performans değerleme yaklaşımlarının uygulanması gerektiği sonucuna varmışlardır. İşletmelerin birçoğu son yirmi yılda finansal performans ölçümlerinin kısıtlarını ortadan kaldırmak için etkin, verimli ve müşteri tatmini sağlayacak finansal olmayan performans değerleme yaklaşımlarını da kullanmaya başlamışlardır. Müşteri isteklerinin ve pazar rekabet koşullarının değişmesi ile işletmeler karar verme süreçlerinde finansal olmayan performans değerleme yaklaşımları ile yenilikçi bir tavır ortaya koymuşlardır. Geleneksel yönetim anlayışından modern yönetim anlayışına geçişte, müşteri tatmini, çalışanların tatmini, üstün kalite, yenilik vb. konulara ağırlık veren yaklaşımlar uygulanmaktadır. Performans artırmanın tasarlanması, amacı, maliyeti, seçimi ve nitelikleri gibi unsurların gerçekçi bir şekilde yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.  Bu çalışmada, finansal olmayan performans değerleme yaklaşımları (Kıyaslama, Kurumsal Kaynak Planlaması, Dış Kaynak Kullanımı, Altı Sigma, Müşteri İlişkileri Yönetimi, Değişim Mühendisliği, Toplam Kalite Yönetimi) kavramsal bir çerçevede araştırılmış ve pazarda başarılı performans değerleme yaklaşımları ile üstünlük elde edilebileceği kararına varılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Dış Politikası Krizlerinde İstihbaratın Rolü: Kıbrıs Krizleri 1964, 1967 Ve 1974 Kıbrıs Krizlerinin Yönetim Süreçlerinde İstihbaratın Rolü</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63746</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63746</guid>
      <author>Canberk GÜLTEKİN</author>
      <description>Bu makalede Kıbrıs Krizlerinde istihbaratın karar alıcı mekanizmalar üzerinde etkisi incelenmiştir. İstihbarat kavramı ve ülkelerin bu konuda yapmış oldukları çalışmalar, krizler ve müdahale etkenleri üzerine kavramsal çalışma yapılmıştır. Kıbrıs krizlerinin (1963-1964, 1967, 1974 Kıbrıs Krizleri, 1987 Kıta Sahanlığı Krizi ve 1996 Kardak Kayalıkları Krizleri ) altında yatan temel nedenler ve sonuçlarına yer verilmiştir. Kıbrıs bu krizlerle mücadele ederken Türkiye’nin dış siyaset noktasında attığı adımlar ve kararlar alınırken dikkat edilen öncelikler, kullanılan araç ve teknikler tespit edilmiştir. Belli aralıklarla farklı başlıklarla ortay çıkan krizler Türkiye’nin kriz yönetim süreçlerine ve kültürüne oldukça önemli etkilemiştir. Bu bağlamda yapılan çalışmalar bu makale de yer edinmiştir. Bunun yanında krizler esnasında gerçekleştirilen kriz yönetim metotlarının Türk Dış politikası yönünden nasıl neticeler oluşturduğu da incelenmiştir. Böylece Kıbrıs meselesi özelinde Türk Dış Politikasının kriz şeklini yönetme konusundaki etkinlik ve yeterliliğin değerlendirmesi yapılmıştır. Kriz süreçlerinde karar alma mekanizmalarının ülkelerin ve devletlerin gelecekleri üzerinde etkisi ve rolü oldukça önemlidir. Burada hem o rolün büyüklüğüne hem de uluslararası ve ulusal medya ve kamuoyunun etkisinin, üçüncü aktörlerin rolüne yer verilmiştir. Savaş ve kriz durumlarında istihbarat çalışmaları her durum için kendine özgü yaklaşım ve teknikle yürütülmektedir. Soğuk Savaş döneminde istihbarat çalışmaları uluslararası ilişkilerde birer strateji ve alan haline gelmiştir. Gelişen ve değişen istihbarat çalışmalarının neredeyse tamamı aynı amaca hizmet etmektedir. Ülkelerin stratejik istihbarat kavramına bakış açısı farklı olsa da gelecekleri ve rekabet alanlarında yaşanabilecek krizlere karşı tedbirli olabilmeleri için gereklilik arz etmektedir. Bu çalışmada istihbaratın kriz krizlerindeki etkisi ve yönetim süreçlerinde başarı durumuna değinilmiştir</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sağlık Çalışanlarının Halkla İlişkiler Birimine Karşı Tutumları: Kamu ve Özel Hastane Örneği</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63758</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63758</guid>
      <author>Halil DEMİROkan Anıl AYDIN  ,Cemil ÖRGEV  ,Ayşe TANŞU  </author>
      <description>Amaç: Çalışmamızda hem özel hem de kamu sağlık kurumlarında çalışan sağlık çalışanlarının, halkla ilişkiler birimini nasıl değerlendirdiği, birimle ilgili bilgi seviyeleri ve birime karşı tutumlarını ortaya çıkarılması amaçlanmıştır.&#13;
Yöntem: Çalışmada örneklem olarak kamu ve özel sağlık kurumlarında çalışan 280 kişi katılmıştır. Verileri almak için online anket formu kullanılmıştır.  Anket formu iki bölümden oluşmaktadır. Anket formunun ilk kısımda sosyo-demografik özellikler yer alırken, ikinci bölümde halkla ilişkiler birimi ile ilgili yargı düzeylerini belirlemek için 30 ifade yer almaktadır. Verilerin analizinde SPSS 25 programı kullanılmıştır. Güvenirlik analizinden sonra analizler için, betimleyici istatistiklerden, Independent Samples T test ve One-Way ANOVA testlerinden yararlanılmıştır.&#13;
Bulgular: Yapılan analizler sonucunda; halkla ilişkiler biriminin sağlık kurumlarında bulunması önem arz ettiği görülmüş ve çalışmamıza katılan sağlık çalışanlarının %86,4’ü halkla ilişkiler biriminin gerekli olduğunu dile getirmiştir. Katılımcıların %36,8’i halkla ilişkilerden sorumlu olarak müdürün olması gerektiğini ve %52,5’inin halkla ilişkilerin esas işlevinin hasta şikâyetlerine ilgi göstermesi gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca, katılımcıların sosyo-demografik özelliklerinden yaş, hastane türü ve meslekte çalışma yılı ile istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p&lt;0,05). Son olarak halkla ilişiklerle ilgili bilgi düzeyi ifadelerine orta düzeyde bir katılım olduğu görülmüştür.&#13;
Sonuç: Sonuç olarak katılımcılar halkla ilişkilerle ilgili bilgilerinin ve tutumlarının orta düzeyde olduğu görülmüştür. Bu durum son yıllarda artmaktadır ve artan rekabetle birlikte rekabette öne geçebilmek ve halkla olan ilişkileri yükseltebilmek için konu ile ilgili bilgi düzeylerinin arttırılması önerilmektedir. Halkla ilişkiler birimi hakkında konu ile ilgili örgün eğitimi alan uzman kişilerin ya da kurum içi destek eğitimleri ile yaşam boyu öğrenme ilkesi doğrultusunda kendini geliştirebilen kişilerin desteklenmesi sağlanmalıdır. Halkla ilişkiler birimine yönelik talimatlar ve görev tanımları oluşturulup ilgili işin niteliği artırılabilir. Çalışma örnekleminin kısıtlı olması, konu ile ilgili özellikle sağlık çalışanlarının görüşlerine yönelik çalışmaya fazla rastlanmaması nedeniyle, konu ile ilgili daha büyük örneklemlerde ve sağlık profesyonellerinin katılımı ile yapılacak çalışmalar literatüre katkı sağlayacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Umurbey Kıyı Kesimi Kıyı Alan Değişimlerinin İncelenmesi Üzerine Araştırmalar</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63808</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63808</guid>
      <author>Kardelen ATİKOkan YILMAZ </author>
      <description>Ülkemiz kıyı alanları bakımından oldukça zengin bir coğrafyaya sahiptir. İnsanoğlu yerleşik hayata geçtiği günden bugüne kadar kıyı alanlarını hayati ve ekonomik işlevlerinden dolayı tercih etmektedir. Önemli ekosistem alanları olarak kabul edilen kıyı alanlarının yanlış kullanılması ekosistemin bozulmasına, bitki ve hayvan neslinin tükenmesine ve biyolojik çeşitliliğin azalmasına sebep olmaktadır. Günümüzde artan nüfus yoğunluğu kentleşmenin kıyısal alanlara kadar ilerlemesi ve kıyıların ekonomik nedenlerle kullanılması bu alanların korunmasını, sürdürülebilirliğini ve gelecek nesillere aktarılmasını engellemektedir. Bunun sonucunda kıyı alanlarındaki değişimin artması ve kıyı popülasyonun zarar görmesi ön plana çıkmaktadır. Bu planlama çalışmasında kıyısal alanlardaki koruma kullanma dengesinin oluşturulması nedeniyle kıyısal alanların yerinde gözlemlenmesi, incelenmesi, analiz edilmesi ve değerlendirilmesi öne çıkan bir yöntem olmaktadır. Bu yöntem kapsamında yapılacak analizlerin gelecek çalışmalara öncülük etmesi planlanmaktadır. Bu çalışma Umurbey kıyı kesimindeki kıyı değişiminin sebeplerinin gözlem, inceleme, analiz ve değerlendirme aşamalarıyla birlikte aynı zamanda ihtiyaç duyulan koruma statüsü önerisinin getirilmesi gerekliliğinin irdelenmesine yardımcı olacaktır. Araştırma alanına ait veriler gerekli kurum ve kuruluşlardan, internet sitelerinden ve yerinde gözlemle elde edilmiştir. Elde edilen veriler ile alanın eksiklikleri ve bu eksikliklerin sebepleri irdelenmiştir. Sonuç olarak çalışma alanı olan Umurbey kıyı kesiminin birçok farklı etkenden dolayı değişime uğradığı gözlemlenmiş ve alana ait daha kesin sonuçlar elde edilmesi açısından detaylı çalışmalar yapılması gerekliliği ortaya konmuştur.&#13;
 &#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Doğal Sermaye Muhasebesi İle İlgili Çalışmaların Betimsel Bir İçerik Analizi İle Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63471</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63471</guid>
      <author>Seher Meral ULUÇ</author>
      <description>Genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine uygun olarak üretilen finansal raporlarda sadece finansal bilgiler yer almaktadır. Finansal performansın ölçülmesine ve etkilerinin belirlenmesine olanak sağlayan bu raporlar, finansal olmayan performansın ölçümünde ve etkilerinin belirlenmesinde yetersiz kalmaktadır. Kurumsal sosyal sorumluluk raporlamasının geliştirilmiş hali olan sürdürülebilirlik raporlamasında, işletmelerin çevresel, sosyal ve ekonomik performansları ile bu performansların birbirleri ile etkileşimi üzerinde durulmaktadır. 20. yüzyılda sürdürülebilirlik raporlamasının temellerine ve bildirimlerine dayanılarak, entegre raporlar hazırlanmaya başlanmıştır. Entegre raporların hazırlanmasında, genel kabul görmüş muhasebe ilkelerinden hareketle, gerekli olan muhasebe bilgileri üretilebilmektedir. Genel kabul görmüş muhasebe ilkelerinin yanı sıra, entegre raporlamanın ortaya çıkmasında önemli bir etkiye sahip olduğu bilinen sürdürülebilirlik muhasebesi de bu sürece destek olmaktadır. İklim değişikliği ve sürdürülebilirliğe yasal çözümler sağlanması amacıyla ilk Doğal Sermaye Protokolü (Natural Capital Protocol) 2010 yılında, Japonya'nın Nagoya kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (United Nations Convention on Biological Diversity) zirvesinde kabul edilmiştir. Gerek günümüzde gerekse geleceğe yönelik mal ve hizmet akışına olanak sağlayan doğal kaynak stoklarına (çevresel varlıklarına) ilişkin değerlerin/harcamaların toplamı doğal sermayeyi oluşturmaktadır. Bu doğrultuda; üretimde kullanılan malzemeler ve geri dönüşüm oranları, enerji ve su kaynaklarının kullanımı, atık yönetimi, biyolojik çeşitlilik, emisyonlar, çevresel uyum ve tedarikçilerle ilişkiler, doğal sermayeye yönelik nitel göstergeler olarak sayılabilmektedir. Sürdürülebilirlik muhasebesinin unsurlarından biri olarak doğal sermaye muhasebesi ise, doğal çevrede azalmakta olan doğal kaynak (sermaye) stoklarının seviyesinde meydana gelen değişimlerin kaydedilmesi amacıyla kullanılmaktadır. Bu araştırmanın amacı, doğal sermaye muhasebesi konusunda yürütülen akademik çalışmaların betimsel bir içerik analizi ile belirlenerek değerlendirilmesidir. Araştırma kapsamında, 2012-2022 (Haziran) yılları arasında yerli ve yabancı literatürde yer alan araştırma makaleleri incelenmiştir. Araştırma sonucunda, incelenen çalışmalarda çoğunlukla, doğal sermaye muhasebesinin ve ilişkili kavramların kuramsal olarak ele alındığı görülmüştür. Ayrıca, Çevresel-Ekonomik Muhasebe Sistemi Merkezi Çerçevesi (SEEA CF)’nin yardımıyla doğal sermayenin muhasebeleştirilmesi sürecinde kullanılacak hesapların, yapılanma sürecinde olduğu belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İbnü'l-Cevzi’nin Tefsiru Lüğati'l-Kur'an Ve El-Vücuh Ve'n-Nezair Adlı Eseri Arasındaki Farklar</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63869</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63869</guid>
      <author>Ahmet Gökhan ÖZTÜRK</author>
      <description>Kur'an-ı Kerim'in doğru anlaşılması için yapılan çalışmalar arasında Kur'an sözlüklerinin ayrı bir yeri vardır. Hatta ilk dört asır boyunca yapılan çalışmalar içerisinde bu türden eserlerin oranı sonraki dönemlere nispetle bir hayli fazladır. Bu eserler Garibü’l-Kur'an, el-Vücuh ve’n-nezair, Lüğatü’l-Kur'an, Ma’ani’l-Kur'an hatta Mecazü’l-Kur'an gibi isimlerle adlarılmıştır. Son zamanlarda artan tahkik çalışmaları bu eserlerin büyük bir kısmını günümüze taşımış ve ilim adamlarının istifadesine sunmuştur.&#13;
İslam dünyasının ilmi bakımdan en müsmir bölgelerinden biri olan Irak. coğrafyasının merkezinde, Bağdad’da doğup burada yaşayan İbnü’l-Cevzi de Kur'an'ın doğru anlaşılması için yukarıda isimleri verilen Kur'an sözlüğü türünden eserler kaleme almıştır. Üzerinde çalıştığımız ve baştan “dal” harfinin sonuna kadar tahkikini yaptığımız eser de bu türdendir. Adı kütüphane kayıtlarında “Tefsirü Luğati’l-Kur'an” olarak geçen eser muhtemelen onun &lt;em&gt;Nüzhetü'l-a'yuni'n-nevazir fi ilmi'l-vücuh ve'n-nezair&lt;/em&gt; adlı meşhur kitabının yeniden düzenlenmiş bir versiyonudur. Zira özellikle “ha” harfinden sonra her iki eser arasında büyük benzerlik bulunmaktadır. Süleymaniye Kütüphanesinin Şehid Ali Paşa bölümünde (nr. 116, 151 vr.) bulunan ve tahkiki tarafımızdan yapılan bu tek nüsha eser görüşümüzü destekleyen ayrı bir delildir. Belki de eser bir başkası tarafından İbnü’l-Cevzi’nin &lt;em&gt;Nüzhetü'l-a'yuni'n-nevazir adlı &lt;/em&gt;bu önemli eserinden yararlanılarak yeni bir kitap olarak düzenlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Endülüs Tefsir Kültüründe Ehl-i Kitapla İlişki Bağlamında Din Ve Vicdan Hürriyeti</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64029</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64029</guid>
      <author>Mehmet Tahir GÜNDÜZ</author>
      <description>Müslümanların Ehl-i kitapla ilişkileri bağlamında din ve vicdan hürriyeti, birçok çalışmada genel bir şekilde ele alınmakla beraber, Müslümanların Batıyla en önemli karşılaşması sayılan Endülüs tecrübesi özelinde ele alınmamıştır. Ehl-i kitapla ilişki bağlamında din ve vicdan hürriyetine değinen Endülüs müfessirleri arasında, dinde ikrahın meşru olup olmaması meselesinde görüş ayrılıkları bulunmaktadır.&#13;
Din ve vicdan hürriyeti konusunu, “Dinde zorlama yoktur” ayeti bağlamında ele alan müfessirlerin kahir ekseriyeti, İslam Dinine girmenin gönülden inanmaya bağlı olduğunu, dinde zorlamanın caiz olmadığını, zorlama sonucu İslam’a giren bir kişinin zahiren Müslüman sayılsa bile gerçekte iman etmiş olamayacağını belirtmişlerdir. Endülüs müfessirleri de genel olarak çoğunluğun görüşünü benimsemekle beraber, bu konuda kendilerine özgü bir yaklaşım sergileyen müfessirler de bulunmaktadır. Buna göre, söz konusu ayet, batıla ikrah ile alakalı olup İslam’a girmede zorlama meşru ve geçerlidir, baskıyla İslam’a giren kişi, Müslümanlarla beraber yaşayıp hareket ettikçe, zamanla samimi bir kalple dine sarılabilecektir. Cizye meselesinde de, VI. asrın sonlarında cizye seçeneğinin kabul edilip edilmemesi hususunda devlet başkanının yetkili sayılmasına yapılan itirazdan ve cizye veren zimmînin ödemesini kabul etmenin vücubuna dair getirilen delillerden, bu meselede farklı görüşlerin olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Endülüs müfessirleri, konuyla ilgili âlimlerin genel görüşünü kabul etmekle beraber aralarında farklı düşünen müfessirlerin olduğu da görülmektedir.&#13;
Bu çalışmada, Endülüs tefsirleri taranarak konuya dair Endülüslü müfessirlerin görüş ve düşüncelerinin tespit edilip değerlendirilmesi hedeflenmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bir Narsisizm İncelemesi: Gelişimi, Türleri, Etiyolojisi, Tanısı Ve Tedavisi </title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64033</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64033</guid>
      <author>Nuran KORKMAZ YILDIRIM Ayça Ferda KANSU </author>
      <description>Psikoloji disiplinin yakından incelediği kavramlar arasında narsisizm, son dönemlerde ön plana çıkmaktadır. Kavram ile ilgili hem kuramsal hem de uygulamalı çalışmaların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Bu çalışma narsisizm kavramı ile ilgili genel bir tartışma yaparak, alanda son dönemde meydana gelen gelişmeleri incelenmektedir. Kavramın genel bir terim olarak ortaya çıkışından bir kişilik bozukluğuna dönüşümünün tarihçesinin ele alındığı bu makalede, narsisizm ile ilgili güncel tartışmalar da değerlendirilmektedir. Çalışma bu değerlendirmeyi, kavramın gelişimini, türlerini, etiyolojisini, tansını ve tedavisini incelemek amacı ile yapmaktadır. Kapsamlı bir değerlendirme sunan bu çalışma, kavram ile ilgili gerek kuramsal gerekse de uygulamaya yönelik öneriler ile sonlanmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tıp Tarihinde Her Dönem Merak Edilen Hastalık: Şeker </title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64039</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64039</guid>
      <author>Mustafa HAYIRLIDAĞ</author>
      <description>Diyabet olarak da bilinen Şeker Hastalığı antik çağlardan beri ilgi çekici olmuştur. Her dönem; etkileriyle ve bulgularıyla merak konusu olan bu hastalığı tanımaya zaman ayrılmıştır. Tedavisi için pek çok bitkisel kürler denenmiştir. Hemen hemen her medeniyetin bu hastalığın tariflenmesine bir katkısı olmuştur. Medeniyetlerin ortak bir ürünü haline gelen Şeker Hastalığının geleneksel ve halk hekimliği uygulamalarından başlayıp bilimsel olarak ilerleme sürecine kadar bütüncül yaklaşımla bakılması bundan sonraki yapılacak çalışmalara da anlam kazandıracaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Geleneksel Enstrümanların Güncel İmgelere Döngüsü</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64100</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64100</guid>
      <author>Ayşe KARABEY TEKİNMerve DUYDU </author>
      <description>Geçmişten güncele dâhil olan geleneksel kültür okumaları binlerce yılın birikimi neticesinde biçimlenerek zengin bir araştırma alanı oluşturmaktadır. Bir araştırma alanı olarak sanat kültür, kimlik, aidiyet ve bellek kavramları üzerine farklı bir bakış açısı sunma çabası içerisindedir. Bu anlamda geleneksel enstrümanların değişik zaman dilimlerinde farklı kültürlerde farklı amaçlar için kullanıldıkları gözlemlenir. Bulundukları dönemin coğrafi, kültürel, ekonomik, dinsel, siyasal ve sosyal özelliklerini geleneğe özgü tasarımlarından okumak mümkündür. Geleneksel enstrümanlar, güncel söylemlerde kimi zaman teknik deneyimlerle kimi zaman da renk, desen, motif ve formlar ile buluşur. Yitirilmeden güncele ulaşan bu dilin farklı sanat dinamikleri ile yeniden yorumlanması geçmişin belleklerde canlı tutulması ve kültürel bellek oluşturması açısından önemlidir. Bu bağlamda sanat pratiklerinde sanatçıların yorumları kültürün geçmiş ve gelenek üzerinden ele alınışı sanatçı eserlerinde güçlü bir araç olarak ele alınır.  Bu çalışmada güncel sanat dinamikleri kapsamında geleneksel sanatlar ve üretim biçimlerinin güncel sanat alanındaki varlığının nasıl yorumlandığı farklı sanat pratikleri üzerinden yorumlanmaktadır. Bu doğrultuda kültürel mirasın özgünlüğünün güncelde bulunan disiplinler arası tasarımlarda nasıl yer aldığı ve geleneksel bağlamda hatırlatma dinamizminin küresel boyuta taşınması amaçlanır.  Paul Klee,Miriam Schapiro, Joyce Kozlof, Faik Ahmed, Gülçin Aksoy, İnci Eviner, ve Canan Dağdelen’nin çalışmaları üzerinden kimlik, kültür, cinsiyet, aidiyet ve bellek kavramlarının güncel ve geleneksel olanın birlikteliğinde oluşan ilişkiselliğin ve  gelenekselin üzerinde temellenen güncelliğin vurgusu yapılır.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hadiste Metin Tenkidi Faaliyetlerinin Medyaya Yansımaları: Mısır Örneği</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64305</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64305</guid>
      <author>Adil ÖZTEKİN</author>
      <description>19. Yüzyılda Mısır’da yaşayan bazı Müslüman entelektüeller, Batı düşüncesinin meydan okumaları karşısında İslam âleminin çağın gerisinde kaldığını düşünerek bu durumdan kurtulmak için çareler aramaya başlamış ve bu arayışlar neticesinde ıslah ve tecdit hareketleri doğmuştur. Mevcut kötü durumdan kurtulmak için ileri sürülen öneriler arasında dini ilimlerin ıslah edilmesi de yer almış ve doğal olarak sünnetle ilgili meseleler de gündeme gelmiştir. Mısır medyasında sünnet ve metin tenkidi meseleleri yoğun bir şekilde gündeme gelmiştir. Özelliklede akli yaklaşım tarafından bazı rivayet metinlerinin görsel ve yazılı medya üzerinden tenkid edilmesi, bu meselenin daha sık gündeme gelmesine sebep olmuştur. Fakat ıslahatçı ve aklî yaklaşımların bu meseleyi muhtelif medya araçlarıyla gündeme taşıması dini çevrelerin tepkisini çekmiştir. Özellikle Ezher ulemasının geleneksel yapısı ve resmi açıdan Ezher’in denetleyici rolü bu meselenin aşırı uçlara savrulmasına mani olsa da sorunların üzerine gidilip mutedil çözümler üretilmesine de engel olmuştur. Bu tutucu tavrı sebebiyle özel televizyon kanalları bunu fırsata çevirip sünnet meseleleriyle ilgili kafa karıştırıcı ve polemik türü yayınlarına hız vermiştir. Mısır’da ciddi tartışmalara sebep olan metin tenkidi konusu Islahatçı, geleneksel ve Kur’âniyyûn gibi farklı yaklaşımların ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Islahatçı yaklaşım, rivayetlerin değerlendirilmesinde gelenekte de izleri görülen metin tenkidine öncelik tanınması gerektiğini savunmaktadır. Gelenekselci yaklaşım metin tenkidinin geçmişte hakkıyla yapıldığını savunarak bu düşünceye karşı çıkmaktadır. Kur’âniyyûn yaklaşımı ise sünneti toptan reddederek sadece iddialarını ispat sadedinde metin tenkidine başvurmuşlardır. Konu medyaya taşınmış yazılı, görsel ve dijital mecralarda ciddi tartışmalara sebep olmuştur. Metin tenkidini savunanlar da karşı çıkanlar da tezlerini basın, medya ve ilmi organizasyonlar üzerinden ispat etmeye çalışmışlardır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


