






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>ACADEMIC SOCIAL RESOURCES JOURNAL, Yıl 2022 Sayı Cilt 7 Sayı 37</title>
    <link>https://asrjournal.org/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2121</link>
    <description>ACADEMIC SOCIAL RESOURCES JOURNAL</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Melanoma Disease Research: Analysis Based On Age, Gender, Skin Type, And Region For The United States</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62296</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62296</guid>
      <author>Gulhan BIZELAmey Gangadhar JAUNJARE  ,Virendra Mafaji RAJPUT  </author>
      <description>Skin diseases are impacting people`s life like other diseases. Maybe, it doesn’t hurt much so it takes a longer period of time to realise that it could be serious. Skin cancer which is also known as skin cancer is one of the most important skin diseases all around the world and in the United States, Its outcomes are at high risk for the human`s health. The most important risk factors are considered as genetic similarity and high exposure to the sunlight. The research reviews the dermatological diagnosis outcomes and patterns of melanoma in terms of age, gender, race, region of skin and geographical wise in the United States of America considering the regions by focusing on top 10 counties. According to the analysis done, the results reveal that melanoma is diagnosed more on white skin people than darker to black skin people. Gender wise, the analysis highlights that men are more like getting diagnosed more than women. In terms of age, it is mostly being observed between age of 60-65. Due to the weather nature of states, California and its counties are the top of the counties for the melanoma. The research describes the impact of age, gender, skin type, and regional wise trends of melanoma and it contributes to the literature about the patterns of melanoma and gives insights to healthcare companies, insurance companies and health centre’s such as hospitals.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sanal Kaytarma Kavramına Teorik Bir Bakış</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62459</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62459</guid>
      <author>Fatih İbrahim KURŞUNMADEN</author>
      <description>Sürekli değişen ve gelişen teknolojik araçlar yaşamda zorunlu ihtiyaç olarak yer almaktadır. Zaman ve ulaşıma dayalı sağladığı kolaylıklar teknolojik araç gereçleri cazibeli kılmakta ve bireysel yaşamların bir parçası haline getirebilmektedir. İnternete erişimin yaygınlaşması ile birlikte çalışanların da giderek daha fazla kişisel amaçlı internet kullandıklarını göstermektedir. Sanal kaytarma adı verilen bu durum, çalışanların iş saatlerinde bilişim teknolojilerini iş dışı faaliyetler için kullanması olarak tanımlanmaktadır. Buradan hareketle bu çalışmanın amacı, sanal kaytarma davranışının niteliğini, literatürde konu ile ilgili ne tür çalışmaların yapıldığını, örgütsel ve bireysel sonuçlarını ortaya koyarak alan yazının ilerleyebileceği yönü belirlemektir. İlgili literatürde sanal kaytarma davranışlarının olumlu yönlerinin de olduğuna dair çalışmalar bulunmasına rağmen, bu tür davranışlar genellikle olumsuz görülmektedir ve kurumlar bu tür davranışları engellemeye yönelik çalışmalar yapmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Osmanlı Basınının Mühendislik Mirası </title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61805</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61805</guid>
      <author>Serhat KÜÇÜK</author>
      <description>Bilim ve teknoloji dergileri, farklı ülke ve dönemlerde benzer görevi üstlenmiş materyallerdir. İlaveten, belirli bir yer ve zamandaki bilimin gelişme süreç ve düzeyini bu dergileri izleyerek tespit etmek de mümkündür. Bu sayede sadece bilimin düzeyi hakkında bilgi sahibi olunmakla kalınmayacak, aynı zamanda o günkü bilim ile toplumun genel sorunları arasındaki bağlar ve geçiş yolları da ortaya çıkarılabilecektir.&#13;
Osmanlılarda modern anlamda mühendislik eğitimi 18.yüzyılda başladı. Ancak Osmanlı basınında uzmanlık gerektiren müstakil mühendislik dergileri II.Meşrutiyet’in ilanının ardından görülmüştür. İsminde mühendislik ibaresiyle yahut mühendis yayımcı tarafından Cumhuriyet’in ilanına dek üç mühendislik dergisi yayımlanmıştır: &lt;em&gt;Genç Mühendis&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;Osmanlı Mühendis ve Mimar Cemiyeti Mecmuası&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;Mühendis Mektebi Mecmuası&lt;/em&gt;.&#13;
Çalışmamızda öncelikle bu üç derginin tüm sayıları temin edilerek incelenmiş ve Osmanlıcadan günümüz Türkçesine çevrilmek suretiyle içeriklerine dair tablolar oluşturulmuştur.&#13;
Nihayetinde, bilimsel düşüncenin halka en erken ve en yakın biçimde sunulduğu bu dergilerin incelenmesiyle Cumhuriyet bilimine temel teşkil edecek Osmanlı bilimini mühendislik ekseninde değerlendirme imkânı doğacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’de Arsa Payı Karşılığında İnşaat Sözleşmesinin Hukuki Durumunun Taraflar Üzerindeki Etkileri</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61927</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61927</guid>
      <author>Mehmet Emre EREN</author>
      <description>Günümüzde Türkiye’de genellikle arsanın maliki, arsa payının karşılığında inşaata dair sözleşmenin gereğince yükleniciye vereceği bağımsız bölümlere dair arsa payını henüz inşaat sona ermeden devretmektedir. Böylesi bir durumda, yükleniciler ise gerekli olan mali yetkinliğe ulaşabilmek adına, bahse konu arsa payını malik sıfatı ile üçüncü şahıslara satarak devretmektedir. Arsanın malikinin yapmış olduğu sözleşmeden dönmesi durumunda ise sorunlar ortaya çıkmaktadır. Çünkü arsanın payını almış bulunan üçüncü şahısların böylesi bir durumdan ne şekilde etkileneceği oluşan sorunun kökenini oluşturmaktadır.  Yargıtay yerleşik içtihatlarında, inşaat sona ermeden yükleniciye yapılmış olan bahse konu bu devir işlemleri avans olarak kabul edilmekte olup, devir yapılan tapunun iade edilmesi ise ayni hakka dayanılarak her zaman talep edilebilecektir. Anayasa Mahkemesi’nin bu duruma yaklaşımına yönelik verdiği karar ise başvurucunun mülkiyet haklarının ihlal edilmediğine yöneliktir. Bu çalışmada Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay Kararları ışığında, arsa payı karşılığında, inşaat sözleşmesi yapan arsa payı sahibinin sözleşmeden dönmesi halinde, yükleniciden arsa payı alımı yapan üçüncü kişiler üzerinde bu durumun etkisi konusu ele alınmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Walter Benjamin’de Mesih Anlayışının 21. Yüzyılda Yansıması: İnternet</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62190</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62190</guid>
      <author>Murat GÜLGÖR</author>
      <description>Walter Benjamin, Avrupa’da önemli değişimlerin yaşandığı bir döneme bizzat yaşayarak şahitlik ederken, sanayileşme ve kentlileşme gibi olumlu olarak görülen gelişmelerin gölgesinde kalan olumsuzlukları da birebir hissetti. Sermaye birikimini tamamlayan Alman Yahudi ailelerinin çocuklarını “entelektüel bir Alman” gibi yetiştirebilmek için gösterdikleri çabanın aslında ne kadar ‘Alman olamadıklarını’ anlamaları ile sonuçlandığını da yaşayarak gördü. Kendisi de dâhil olmak üzere, modernitenin yarattığı sıkıntılarla boğuşan birçok insanın duyduğu Mesih ihtiyacına şahitlik etti ancak, kendi Mesih anlayışını ve dolayısıyla dönemin Deccalini de yeniden inşa etmekten geri durmadı. Benjamin bu inşa çalışması sırasında ihtiyaç duyacağı kavramsal bütünlüğü Yahudi mistisizmi ile Marksizmi harmanlayarak oluşturdu. Benjamin için modern dünyanın Mesihi, tıpkı Deccal kavramında olduğu gibi değişken olmalıydı. Onun Mesihi bir kere ortaya çıkarak sonsuza kadar aydınlatmak yerine, modern dünyanın yarattığı değişken gereksinimler ve sürprizler karşısında ihtiyaç duyulabilecek her an erişilebilen bir parlama şeklinde oluşacaktır. Bu çalışmada, onun fikir dünyasında oluşan, Mesih kavramının, bugünün internet tabanlı teknolojileri çerçevesinde nasıl anlamlı hale geldiği vurgulanacak ve günümüz insanının, hali hazırda kendisinde bulunan insani kavramları bile Google üzerinden nasıl sorgulama ihtiyacı hissettiği ifade edilecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Depersonalizasyon ve Derealizasyon yaşayan genç yetişkin olguda EMDR Terapisi'nin etkinliğinin incelenmesi: Olgu sunumu</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62372</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62372</guid>
      <author>Emrehan MUTLU</author>
      <description>İzlediği filmden sonra gerçeklikten kopuş hali yaşadığını bildiren danışana EMDR terapisi uygulanmıştır. Danışanın yaşadığı gerçeklikten kopuş hali depersonalizasyon ve derealizasyon olarak adlandırılmaktadır. Depersonalizasyon, bireyin kendisine yabancılaşması olarak tanımlanmaktadır. Derealizasyon ise rüyadaymış gibi bir deneyimi içeren ruhsal dağılma durumudur. EMDR; bilişsel ve psikodinamik terapide kullanılan unsurları bir araya getiren bir terapi yöntemidir. EMDR terapisi depersonalizasyon ve derealizasyon için kullanılabilen bir terapi modelidir. Bu araştırmada EMDR terapisinin derealizasyon ve depersonalizasyon üzerindeki etkinliği gözlemlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda hazırlanan çalışma 12 seanslık EMDR terapi seanslarını içermektedir. Vaka EMDR’nin standart protokolüne göre ele alınmıştır. Danışan depersonalizasyon ve derealizasyon yaşamaya başladığından 3 ay sonra terapi başlangıcı olmuştur. Danışanın geçmişine bakıldığında aile kaynaklı olumsuz yaşam deneyimleri mevcuttur. Semptomların örseleyici bir deneyim ile başlaması, danışanın EMDR terapisine uygun olabileceğini düşündürmüştür. EMDR terapisine hazırlık seansı yapılmıştır. Danışanın içinde bulunduğu durumu anlatan psiko-eğitim verilmiştir. Standart protokol gereğince, olayı en son yaşadığı anıdaki kendi ile ilgili olumsuz inancı belirlenip geriye akış tekniği uygulanmıştır. Terapi hedefi ve danışanın iç-dış kaynakları belirlenmiştir.  EMDR standart protokolü gereğince danışanın önce, çekirdek anı olarak adlandırılan ilk anısı EMDR yöntemi ile çalışılmıştır. İlk anı EMDR yöntemi ile çalışılıp öznel rahatsızlık derecesi ortadan kalktıktan sonra danışanın yaşadığı en kötü anı EMDR yöntemi ile çalışılmıştır. EMDR terapisi öncesi ve sonrası karşılaştırılmıştır. Semptomlar tamamıyla ortadan kalkmamış fakat belirgin azalmalar olmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mitolojide, Sembol Biliminde Ve Marka Göstergesinde Elma Meyvesi</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62434</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62434</guid>
      <author>İnci Selin GÜMÜŞ</author>
      <description>İnsanoğlu, geçmişten günümüze kadar elma meyvesine farklı kültür, farklı coğrafi konumlarına karşın çeşitli anlamlar ve ortak değerler yüklemişlerdir. Türk Söylence Sözlüğünde, elma bütün meyvelerin atası olarak geçer ve elma türünün tamamının yeryüzüne Orta Asya’dan yayıldığı ve Kafkas kökenli olduğu ifade edilir. İklim ve çeşit özelliklerinden dolayı hemen hemen yeryüzünün her coğrafyasında yetişmesi bu meyveyi bir simgeye dönüştürmüştür. Orta Avrupa’da elma, Neolitik Çağ’dan (M.Ö.8000-5500) beri bilinmektedir. Türk kültüründe de geniş bir yere sahip olan elma meyvesi, şifa kaynağı olarak değerlendirilmiş, verimliliğin, zürriyetin, ebedîliğin, gençliğin, güzelliğin, kuvvetin, sağlığın, sevginin, inancın sembolü olmuştur. Elma meyvesi mitlerde, halk hikayelerinde, gelenek ve inanışlarda yüzyıllardır yaşamıştır. Bu çalışmanın amacı, elma meyvesinin mitlerdeki yeri ve kullanımı, sembol bilimindeki ezoterik ve spritüal anlamları ve anlamlarından yola çıkılarak bir marka göstergesine dönüşümünün Araştırma ve Yayın Etik kurallarına uygun biçimde incelenmesi ve değerlendirilmesini kapsamaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Halk Dansları/Oyunları Alanında Yapılmış Lisansüstü Tezlere Yönelik İçerik Analizi (Bibliyografya)</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62483</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62483</guid>
      <author>Mustafa DEMİRGökhan ÖZDEMİR ,Zeynel TURAN </author>
      <description>Bu çalışmayla Türkiye’deki üniversitelerde hazırlanmış, temel çalışma alanı halk dansları/oyunları olan lisansüstü tezlerle ilgili bir bibliyografya oluşturulması ve araştırmacıların, çalışmayı tercih ettiği konu ve yaklaşımların tespiti amaçlanmıştır. Tarama modelinde hazırlanan bu çalışmada, nitel araştırmalarda veri toplama yöntemlerinden biri olan “doküman analizi/incelenmesi” kullanılmıştır. Bu bağlamda halk dansları/oyunları başta olmak üzere alanla ilişkili 10’dan fazla anahtar kelime belirlenip “Ulusal Tez Merkezi” üzerinde inceleme yapılmıştır. Bu doğrultuda; 1991-2021 yılları arasında hazırlanmış, halk dansları/oyunları çalışma alanı olan tezlere doküman incelemesi yapılmış, halk dansları/oyunları konusunun doğası gereği pek çok alanla ilişkili olması bakımından “dans” ve “dansçı” kavramlarını ana tema olarak kullanmış tezler dikkate alınarak sınırlandırılmıştır. Ulaşılan 150 lisansüstü tez bir araya getirilerek halk dansları/oyunları lisansüstü tez bibliyografyası oluşturulmuştur. Tezlerin tamamlandığı üniversite, tamamlanma yılı, tezlerin türü, araştırma modeli, veri toplama araçları, çalışma alanları ve çalışma konuları tablolar halinde sunulmuş, çalışmanın sonuna yazar dizini eklenmiştir. Ayrıca tezlere tek tek numara verilerek ilgili tezin oluşturulan tablolarda kolayca bulunması sağlanmıştır. Çalışma sonucunda halk dansları/oyunları konularının son yıllarda daha fazla araştırıldığı, en fazla tezin Ege, Sakarya ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nde yapıldığı, nitel araştırmaların çoğunlukta olduğu; nitel araştırmalarda kültür analizi ve durum çalışmalarının, nicel araştırmalarda deneysel çalışmaların fazla olduğu, veri toplama araçlarından sırasıyla doküman analizi, görüşme, alan araştırması ve psikolojik testlerin kullanıldığı tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Selçuklu Çini Süslemede Minai Tekniği </title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62486</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62486</guid>
      <author>Soner ŞANLIOlcay BORATAV  </author>
      <description>Türk-İslam sanatı içinde kendilerine önemli bir yer edinen Selçuklular, hakim oldukları her yere kendi bilgi ve birikimlerini de götürerek yerel kültürlerinde etkisi ile gelişip yenilikler ortaya koymuşlardır. Selçuklu süsleme sanatları arasında yeniliğe ve denemelere açık olan çini süsleme tekniği ile eşsiz örnekler sergilemişlerdir. Büyük Selçuklular tarafından bulunan minai tekniğine, yedi renk anlamına gelen “ Heft renk” de denilmiştir. İran bölgesinde özellikle kullanım ve süs eşyalarında tercih edilmiştir. Minai sıraltı ve sırüstü tekniklerinin, aynı seramik bünye üzerinde uygulanması sonucu elde edilen yeni bir süsleme tekniği olarak ortaya çıkmıştır. Büyük Selçuklularda minai tekniği ile üretilen seramiklerde, saray, eğlence ve av sahnelerini anlatan konuların tasvirleri yer almıştır. Genelde beyaz zemin üzerine kiremit kırmızısı, firuze, mavi ve siyah boyaları kullanarak süslemeleri işlemişlerdir. Büyük Selçuklularda plaka zemine yapılmış minai süsleme çok nadir bulunmaktadır. Türklerin Anadolu’yu almasından sonra yeni kurulan şehirlerde,  imar süreci tüm hızıyla devam etmiştir. Bu şehirlerde yaptıkları mimari eserlerin yüzeylerini, daha önceki bulundukları yerlerden getirdikleri sanat anlayışı ile süslemişleridir. Anadolu Selçukluların İznik’ten sonra ikinci başkenti olan Konya’ da, saray ve köşk gibi önemli eserler ortaya koymuşlardır. II. Kılıç Aslan Köşkü, çini süslemelerinde kullanılan minai tekniği ile diğer yapılardan farklı bir özellik taşır. Düz ve beyaz zeminli perdahı iyi yapılmış, altıgen, sekizgen ve çokgen yıldız plakalarda saray soylularının ve mitolojik canlıların yer aldığı kompozisyonlar resmedilmiştir. Tamamlayıcı eleman olarak kullanılan baklava dilimi, üçgen ve haçvari seramiklerinde bitkisel ve geometrik motifler işlenmiştir. II. Kılıç Aslan Köşküne ait minai süslemeler, Anadolu’daki tek örnek olması açısından çok değerlidir. Çalışmada bu eserlerin görsel analizleri yapılmıştır.&#13;
*Bu çalışma birinci yazarın doktora tez çalışmasından üretilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


