






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>ACADEMIC SOCIAL RESOURCES JOURNAL, Yıl 2022 Sayı Cilt 7 Sayı 34</title>
    <link>https://asrjournal.org/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1889</link>
    <description>ACADEMIC SOCIAL RESOURCES JOURNAL</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>OTEL ÇALIŞANLARININ COVID-19 SÜRECİNDE SOSYAL DESTEK ALGI DÜZEYLERİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57344</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57344</guid>
      <author>Handan ÖZÇELİK BOZKURT</author>
      <description>Covid-19 pandemi sürecinde birçok sektör organizasyonel küçülme veya iflas aşamasına gelmiştir. Özellikle turizm sektörü pandemiden en çok etkilenen sektörler arasında yer almaktadır. Bu zorlu süreçte çalışanların sosyal destek algıları ruh sağlıkları ve mutluluk düzeyleri açısından önemlidir. Bu düşünceden hareketle Antalya ilindeki 5 yıldızlı otel çalışanlarının sosyal destek algı düzeyleri ölçülmüştür. Algı düzeylerini ölçmek için üç boyutlu sosyal destek algı ölçeği kullanılmıştır. Örneklemi 165 katılımcının oluşturduğu araştırmada, çalışanların “aile” grubundan yüksek düzeyde sosyal destek algıladıkları belirlenmiştir. Ardından, katılımcıların sosyal desteği sırasıyla "arkadaş" grubundan yüksek düzeyde ve "önemli diğer" grubundan orta düzeyde algıladıkları görülmüştür. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular doğrultusunda çeşitli çıkarımlar yapılmış ve önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MODA TASARIMI EĞİTİMİNDE TEMEL TASARIM EĞİTİMİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57732</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57732</guid>
      <author>Burcu BAŞARAN</author>
      <description>Tüm sanat ve tasarım eğitimi alanlarında olduğu gibi moda tasarımı eğitiminin temelini de temel tasarım (sanat) eğitimi oluşturmaktadır. Fransız devrimiyle yaşanan siyasi anlamda gelen özgürlükler toplumsal hayatın yapısında, toplumsal rollerde ve toplum düzeninde köklü değişiklikler yaşanmasına neden olmuş; Sanayi Devrimine giden yolda uygun zemini hazırlamıştır. Üretim süreçleri bedenden makineleşmeye doğru evrilirken, nicelik ve nitelik bakımından değişen üretim süreçlerinin ve teknolojinin bir sonucu olarak üretim yöntemleri değişmiş, üretim miktarı önemli ölçüde artmıştır. Endüstriyel ürünlerin giderek daha fazla sayıda ve estetikten uzaklaşarak üretilmesine bir tepki olarak bazı sanatsal hareketler ortaya çıkarken, tasarım ve sanat eğitimi alanlarında da daha estetik ürünler üretebilmek için temel tasarım (sanat) eğitimi ortaya çıkmıştır.&#13;
Temel tasarım (sanat) eğitimi, sanat ve tasarım alanlarında eğitim alan öğrencilerin en temel eğitimidir. Görsel kültür içerisinde önemli bir yer alan moda tasarımı alanı, görsel estetik zevk, yaratıcılık, özgünlük ve orijinal fikir gerektiren, insan hayatını ve yaşayışını yakından ilgilendiren önemli bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Moda tasarımı eğitimi içerisinde temel taşlardan birisini oluşturan temel tasarım (sanat) eğitimi öğrenciye gördüğünü algılama, algıladıklarını organize edebilme, keşfetme, yaratıcı düşünce geliştirme, özgün fikirler üretme, görsel düşünce sistemini geliştirme ve var olandan yola çıkarak yeni buluşlar elde etme gibi pek çok beceri kazandırmaktadır. Literatür taramalarına dayalı olarak yapılan bu araştırmada temel tasarım (sanat) eğitiminin moda tasarımı eğitiminde yeri ve önemi, bu eğitim içerisinde yer alan temel tasarım öge ve ilkeleri çerçevesinde moda tasarımı alanı açısından değerlendirilerek anlatılmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Investigating The Development Trend Of Turkish Economy Between 2006-2019 Through Statistical Methods And Financial Statement Analysis</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57599</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57599</guid>
      <author>Hakan Murat ARSLANSerkan YÜCEL  ,Serhat ATA  </author>
      <description>The aim of this study is to examine the economic development of the Republic of Turkey in the last 14 years. For this purpose, the basic financial table data of the manufacturing industry companies that form the basis of the Turkish economy and the change in the number of companies in the sector between 2006-2019 were analyzed. The data used in the study are obtained from the Entrepreneur Information System of the T.C. Ministry of Industry and Technology. The data obtained were analyzed by trend analysis, one of the financial statement analysis methods. Mann Kendall and Regression Analysis methods were used in trend analysis. In addition, financial forecasts for the next four years were made using the Time Series Analysis method. As a result of the assessment, it was determined that while significant financial breakdowns were experienced in the financial statement data of Turkish manufacturing industry enterprises between 2008, 2011, and 2018, inversely proportional to inflation, these data were generally in an upward trend.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETMEN ADAYLARININ ZİHİN HARİTALARINDAKİ “ÇEVRE SORUNLARI” </title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56794</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56794</guid>
      <author>Sibel ÖNER</author>
      <description>Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının zihinlerinde çevre sorunlarına ilişkin algılarını ortaya koymayı amaçlayan bu araştırmada “Öğretmen adaylarının zihin haritasına yansıyan en önemli çevre sorunları nelerdir?” sorusuna cevap aranmıştır. Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının zihin haritalarında çevre sorunlarını ortaya koymak amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu ve zihin haritası tekniğinin içerik analizinin yapıldığı nitel bir araştırmadır. Araştırma sosyal bilgiler öğretmenliği bölümünde okuyan ve seçmeli olarak çevre eğitimi dersi gören 29 öğretmen adayı ile birlikte yapılmıştır. Örneklem seçme yöntemlerinden amaçlı örnekleme ve kolay ulaşılabilir durum örneklemesi kullanılarak araştırma yürütülmüştür. Katılımcıların çevre sorunları algılarını belirlemek amacıyla zihin haritaları kullanılmıştır. Öğretmen adaylarından “Küresel çevre sorunları nelerdir?” sorusuna yönelik olarak zihin haritası çizmeleri istenmiştir. Ayrıca öğretmen adaylarından 3 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formunu da doldurmaları istenmekte ve araştırmacı tarafından toplanan görüşme formu ile uygulama tamamlanmaktadır. Araştırma sonuçları incelendiğinde sosyal bilgiler öğretmen adaylarının zihinlerinde birbirinden farklı 30 tane küresel çevre sorunu belirmiştir. Öğretmen adaylarının büyük bir bölümü dünyanın neresinde olursa olsun yaşanacak çevre problemlerinin herkesi etkileyeceğini belirtmiştir. Aile ve okulda verilecek çevre eğitimi yoluyla çevre sorunlarının ortaya çıkmasının kısmen de olsa azaltılabileceği yönünde görüş bildirmişlerdir. Ancak sadece çocuklara verilecek eğitimin yeterli olmadığını yetişkinlerin de mutlaka çevre bilincine sahip olması gerektiğini belirtmişlerdir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MUHAMMED B. ABDULVEHHAB’IN DÜŞÜNCESİNDE ŞİRK TEKFİR İLİŞKİSİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57358</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57358</guid>
      <author>Mehmet ÖZEL</author>
      <description>Modernlik öncesi bir ıslah hareketi olarak kabul edilen Vehhabîlik, şüphesiz son iki buçuk asır boyunca İslam dünyasını, özellikle Arap coğrafyasını büyük oranda etkilemiştir. Söz konusu etkileme, bu gün de halen etkilemeye devam etmekte, Selefîlik adı altında birçok coğrafyada yayılma göstermektedir. Kendilerini muvahhid ve ehli tevhid olarak niteleyen bu hareketin en önemli öncüsü Muhammed b. Abdulvehhab’dır. Yeni bir mezhep görüntüsü veren yapı, kendilerini bir mezhep olarak görmemekte, zaten var olan Selefîlik mezhebini yenileyen bir tecdit (yenilik) hareketi olarak nitelemektedirler.&#13;
Kendilerini bir tecdit hareketi olarak niteleyen bu hareketin en çok öne çıktığı hususiyetlerden biri şüphesiz tekfir anlayışlarıdır. Tekfirci olarak kabul edilen Haricilerle benzerlik kurulduğu için, kendilerine harici de denmektedir. Şüphesiz tekfir ve harici gibi nitelemeler; Vehhabîlik karşıtı akımların görüşleridir. Vehhabîler böyle bir nitelemeyi reddetmektedirler.&#13;
 Bu çalışmada, Muhammed b. Abdulvehhab’ın şirk ve tekfir kavramlarına nasıl bir anlam yüklediğini irdelemeye ve bu kavramların İbn Abdulvehhab’ın çalışmalarında nasıl bir anlam kazandığını anlamaya çalışacağız. Vehhabîlerin bu kavramla özdeşleşmelerinin sebeplerini de bu bağlamda irdeleyeceğiz. Girişte çalışmanın önemini ve Vehhabîlik ve Muhammed b. Abdulvehhab’ın İslam düşüncesi açısından önemini, sonrasında ise; tekfir şirk kavramlarını, nasıl yeniden ve İslam düşünce geleneğinde farklı bir şekilde yorumladığını anlamaya çalışacağız.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KALİGRAFİ EĞİTİMİ VE GRAFİK TASARIMA ETKİSİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57384</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57384</guid>
      <author>Serdar KİPDEMİRİbrahim YILMAZ </author>
      <description>Kaligrafi sanatı zihinde gelişen fikir ve duyguların yazı aracılığıyla estetik değerler yanında kendine özgü kural ve kaidelere bağlı kalınarak resmedilmesi sanatı şeklinde değerlendirilir. Kendine has birtakım usûl ve öğrenme metotları aracılığıyla sabır, itina ve titizlik ile beraber çokça pratik yapma neticesinde gelişme gösteren, aynı zamanda uzun ve yorucu bir serüven gerektiren güzel sanat dallarından biridir. Ayrıca kaligrafi sanatı, işlenen temaya güzellik veya sanatsal değer katan el yazısına dayalı zanaat biçimlerinden biridir. Bununla birlikte özellikle harflere estetik birer biçim veren önemli ve değerli bir uğraşıdır. Geleneksel olarak kaligrafi ve grafik tasarım çeşitli görsel tasarımlarda iş birliği yaparlar. Grafik tasarımın önemli görsel unsurlarından biri olan yazı kaligrafi ile ortak alanlarda kullanıldığında farklı ve önemli sonuçlar oluşturacaktır. Her iki disiplinin de ortak uğraşı yazı ve metinler olduğu düşünüldüğünde, birbirine büyük oranda zenginlik kattıkları anlaşılmaktadır. Kaligrafi sanatı ve özgün bir sanat formuna sahip olan grafik tasarımın birlikte yaygın olarak uygulanmaları bir tür yenilik oluşturmaktadır. Bu makalede kaligrafinin günümüzdeki önemi ve grafik tasarımla birlikte içeriklerinin incelenmesi yapılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLETİŞİMİN İKİ YÜZÜ: ÇATIŞMA VE UZLAŞMA</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57420</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57420</guid>
      <author>Ensar LOKMANOĞLU</author>
      <description>Bu çalışmada, sosyal yaşantımızda insanlarla yaşadığımız uyum veya uyumsuzluğa sebep olan unsurlar ve çözüm yolları iletişim bilimi alanına giren uzlaşma ve karşıtı olan çatışma konusu ile ele alınmaktır. Hayatları boyunca insanlar sayısız bireyle iletişim kurarlar. İnsanlar bu ilişkilerinde uzlaşma ve çatışma çözme stilleri kullanılırken belirli kuram ve değişkenlere bağlı kalmanın ötesinde doğru iletişim sağlamak amaçlamaktadırlar. Doğru veya sağlıklı iletişimin kişilerin uzlaşmak niyetiyle birbirlerinin sözünü kesmeden her iki tarafında aktif ilişki içinde olduğu çift yönlü bir süreç tanımından hareketle; Türkiye’de ve tüm dünyada iletişimsizliğin yaşandığı kültürel, ekonomik, sosyal ve özellikle hukuk gibi alanlar dikkate alındığında ilişkilerin niteliklerin memnuniyetsizlik ve iletişimsizlik sorunu yaşayan insanların uzlaşma kültürünü ve çatışma çözme stillerini öğrenmesi ve bu süreçte desteklenmeye ihtiyacının olduğu görülmektedir. Kişilerarası iletişimde bireyin büründüğü çekingen veya güvengen yapı onun iletişim sürecini yönetirken karşılaşılan problemleri çözmesinde önemlidir. Bu bağlamda bürünülen yapıyla doğrudan bağlantılı kişilerarası ilişkiler, iletişimin bir tekniği olan uzlaşma ve çatışma çözme yöntemleri ile problemlerin ortaya çıkmasını engelleyebilmektedir. Kişilerarasındaki iletişim problemlerinin görülmesi mevcut problemlere karşı konumuzu oluşturan iletişim tekniklerinin kullanılması oluşan bu iletişimsizliğin kaldırılması ve insanlarla uzun soluklu kalıcı, kaliteli iletişim geçirebilmek için amacı sulh olan ve ceza yaptırımı benimsenen adalet anlayışına alternatif çözüm olarak getirilen uzlaşma, arabuluculuk sistemi ve temel çatışma çözmenin yöntemi-türlerinin geliştirilmesi ve sürdürülmesi kişilerarası iletişimde etkili olduğundan bahsedilecektir.  Adaletsizliklere, hukuk ihlallerine, bunalımlara sahne olan günümüz dünyasında yeni nesil iletişim yöntemi olan uzlaşma, çatışma önleme stilleri ve arabuluculuk özelinde bu konunun hem bireyler açısından hem de kamu açısından birçok fayda taşıdığı bununla beraber kaygılarında duyulduğu dikkate alınarak bu doğrultuda öneriler sunulmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PROBLEM ÇÖZMEYİ ÖĞRETME BİLGİSİ GELİŞİMİNDE MATEMATİK ÖĞRETİMİ   DERS KİTAPLARININ ROLÜ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57425</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57425</guid>
      <author>Huriye ÜÇOKBirol TEKİN </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı matematik öğretimi sürecinde kullanılan ders kitaplarının, öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının problem çözmeyi öğretme bilgisinin gelişimine olan katkısını incelemektir. Yapılan çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum araştırması kullanılmıştır. Çalışmada matematik öğretimi alanında 2008 ve 2021 yılları arasında piyasada yaygın olarak kullanılan yedi farklı matematik öğretimi ders kitabı incelenmiştir. Ders kitapları; problem çözme stratejisine yer verme, öğrenciye yönelik çalışmalara yer verme, teorik çözüm örneklerine yer verme ve alternatif çözüm yollarına yer verme yönleriyle ele alınarak inceleme yapılmıştır. Araştırmada doküman incelemesi tekniği ile veriler toplanmıştır. Yedi farklı matematik öğretimi ders kitabından elde edilen verilerin analiz edilmesinde nitel veri analiz tekniklerinden biri olan içerik analizi tekniğinden yararlanılmıştır. Çalışmadaki veriler bir matematik eğitimi uzmanı ve bir ölçme değerlendirme uzmanı tarafından analiz edilmiş ve güvenirlik %82 olarak hesaplanmıştır. Araştırma bulgularında incelenen yedi farklı matematik öğretimi ders kitabında problem çözme stratejilerine yer verme başlığı altında incelendiğinde üç ders kitabında problem çözme stratejilerine yer verilirken, dört ders kitabında yer verilmediği görülmüştür. Öğrencilere yönelik çalışmalara yer verme bakımından incelendiğinde beş ders kitabı öğrenciye yönelik etkinliklere yer verirken iki ders kitabında bu tür etkinliklere yer verilmediği görülmüştür. Alternatif çözüm yollarına yer verme açısından incelendiğinde çalışmaya konu olan kitaplarda alternatif çözümlere yer verilmediği görülmüştür. Teorik çözüm örneklerine yer verilmesi açısından incelendiğinde ise araştırmaya konu olan yedi farklı matematik öğretimi ders kitabının tümünün yer verdiği görülmüştür. Yapılan bu araştırma sonucunda incelenen matematik öğretimi ders kitaplarında genellikle öğrencilere yönelik çalışmalara ve teorik çözüm örneklerine yer verildiği fakat problem çözme stratejilerine ve alternatif çözüm örneklerine yer verme açısından incelenen matematik öğretimi ders kitapların yetersiz kaldığı sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COVİD 19, BİYOLOJİK SİLAHLAR VE BİYOTERÖRİZM</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57435</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57435</guid>
      <author>Altun ALTUN</author>
      <description>Biyolojik terör, kasıtlı olarak hayvanlarda veya insanlarda hastalık veya ölüm geliştirmek için bulaşıcı maddeler kullanmaktır. Biyolojik savaş, biyoterörizm ve pandemilere karşı bir savunma olarak biyogüvenlik, ulusal ve uluslararası güvenlik gündemlerinde yeterince vurgulanmamıştır. COVID-19 salgınının ortaya çıkışı dünyayı bir salgının yıkıcı potansiyeline karşı uyandırmış ve biyolojik savaşın nasıl görüneceğine dair canlı bir tablo çizmiştir. COVID-19'un neden olduğu küresel pandemi, terör örgütlerinin de dikkatini çekmiştir. Terör örgütleri, modern sanayi uluslarıyla aynı altyapı ve bilimsel yeteneklere sahip olma eğilimindedir ve bu da potansiyel olarak biyokimyasal cephanelikler geliştirmelerine izin vermiştir. Biyolojik silah programları için altyapı gereklilikleri, nükleer bir cephaneden nispeten daha ucuz ve çok yönlü olmasıyla daha da kolaylaşmıştır. Kolayca elde edilebilen ve basit teknolojilerle, bir yeraltı biyo-silah programına yatırım yapma yeteneği yaygın olarak bulunmaktadır. Biyoterörizm tehdidi ülkelerin proaktif bir şekilde birlikte çalışmalarını ve bir sonraki kasıtlı, hatta kasıtsız salgını önlemek için ortak stratejiler geliştirmelerini gerektirmektedir. COVID-19 salgını modern toplumun viral enfeksiyonlara ve kırılma potansiyeline ne kadar savunmasız olduğunu göstermiştir. Küresel koronavirüs salgınının gelecekte teröristler tarafından biyolojik silah kullanımını artırabileceğini göstermiştir. COVID-19 salgını dünyanın, doğal ve insan kaynaklı biyolojik tehditlere karşı savunmasızlığını kanıtlamıştır. Çalışmada teröristlerin virüsleri biyolojik silah olarak olası kullanımının doğal ve yapay tehdit endişesi tartışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>REFAH DEVLETİ TARİHİ VE TÜRKİYE’DE REFAH UYGULAMALARININ DEĞERLENDİRİLMESİ: COVID 19 DÖNEMİ </title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57459</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57459</guid>
      <author>Çiğdem ÇADIRCI</author>
      <description>Dünya da Küreselleşme sürecinin özellikle 1980’li yıllarda hız kazanması sonucunda refah devleti anlayışının zayıfladığı görülmektedir. Türkiye küreselleşme sürecine eşlik etmiş ve refah devleti anlayışından uzaklaşmıştır. 1980’li yıllarda ekonomi politikalarının yeniden şekillendirilmesi sonucu neoliberal politikalar ve serbest piyasa ekonomisi hâkim olmuştur. Devletin rol ve görevleri düzenleyici ve denetleyici olarak belirlenmiştir. Çalışma da refah devleti kavramı, sınıflandırması ve tarihsel gelişimi incelenerek, Türkiye’de refah durumu bazı veriler ele alınarak değerlendirilmektedir. Çalışma ile Türkiye’de özellikle Covıd 19 pandemisinin etkili olduğu dönemde teşvik ve önlem paketlerinin uygulamaya konulduğu görülmektedir. Çalışma da Covıd 19 pandemi döneminde refah devleti uygulamalarının arttırılması gerekliliği sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>20. YILINDA ULUSLARARASI CEZA MAHKEMESİ: SİYASETLE ADALET ARASINDA </title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57492</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57492</guid>
      <author>Murat KURUN</author>
      <description>Uluslararası Ceza Mahkemesi uluslararası toplumu en derinden yaralayan ağır suçların cezasız kalmaması ve önlenmesi için kurulan daimî nitelikte bağımsız bir yargı kuruluşudur. Temmuz 2002’de kurulan Mahkemenin kurucu sözleşmesi 1998 tarihli Roma Statüsü’dür. Mahkemenin amacı doğrultusunda yargı yetkisi kapsamında bulunan suçlar; insanlığa karşı işlenen suçlar, soykırım suçu, savaş suçları ve saldırı suçudur. Kişi bakımından ise yalnızca bireyler üzerinde yargı yetkisine sahiptir. Yaklaşık 20 yıldır faaliyetlerini sürdüren Mahkeme’nin yargı yetkisi ve yönetimsel yapısı geçmişte kurulan Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi gibi &lt;em&gt;ad hoc&lt;/em&gt; mahkemelerin uygulamalarından edinilen tecrübelere binaen düzenlenmiştir. Fakat edinilen tecrübelerin uygulamada kifayetsiz kalması neticesinde Mahkeme’nin amaç ve hedeflerini sekteye uğratacak birtakım eksikliklerin ve/veya yetersizliklerin açığa çıktığı gözlemlenmektedir. Bu çalışmada, öncelikle Mahkeme’nin yargı yetkisi ve yapısıyla ilgili genel bilgiler verilecektir. Sonrasında ise Mahkeme’nin karşılaştığı ve/veya karşılaşabileceği adli ve idari yetersizlikler üzerinde durulacaktır. Bu eksiklikler/ve/veya yetersizlikler, Mahkeme’nin evrenselliği ilkesi, tamamlayıcılık ilkesi, iş birliği ve adli yardım ilkesi, hakimlerin seçilmesi ve bütçe konuları bağlamında değerlendirilecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MALATYA İLİ ARAPGİR İLÇESİ SU KÜLTÜ ÖRNEKLERİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57614</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57614</guid>
      <author>Ayşe LEVENT</author>
      <description>Tabiatın asli unsurlarından olan su bütün canlıların yaşam kaynağıdır. Can veren, enerji sunan, taşıyan, koruyan ve kuraklığın karşıtı gibi birçok nitelikleri barındırmaktadır. İslamiyet öncesi Türk inanç sisteminde var olan ve günümüze ulaşan bir külttür. Suyun gücünden etkilenen Türkler, onu kutsayarak gereken saygıyı ve özeni göstermektedir. Arapgir ve çevresinde su kültünün yaşatıldığına dair çalışma makale konusudur. Ata kültüründen kuşaklara intikal eden, suya ait geleneklerin yaşatıldığı sahalar üzerinde incelemeler yapıldı. Yörede su kültüne ait tatbiki ve sözlü yönler var olan şekliyle tetkik edildi. Arapgir’de yakın geçmişte yaşatılan değerlerin, azalarak yok olmaya yüz tutuğu gözlemlendi. Belli bir yaş olgunluğunu taşıyanların su kültüne ait değerleri uygulama imkânı bulamasa dahi bunun bilincinde olduğu görüldü. Genç neslin büyük şehirlerdeki iskânı, köydeki değerlerin farkına varamaması veya ulaşamamasına sebebiyet vermektedir. Bu durum, değerlerin unutulmasına,  yapılmamasına yol açmaktadır. Yeni kuşaklar bu tür değerleri ve inançları yok saymaktadır.&#13;
Arapgir’deki su kaynaklarının civarındaki; ağaç, kaya, dağ, mağara gibi doğal oluşumlara da kutsiyet verilmektedir. Bu kutsallaştırılan mekânlarda; dua, dilek, adak, bez bağlama, mum yakma gibi ritüellerin tatbiki yapılmaktadır. Takdis edilen kaynaklara, manevi bir hava kazandırılmaktadır. Kaynaklar, dinî vasıfları bulanan bir zat ile ilişkilendirip, inanç yönü pekiştirilmektedir. Su kaynakları, manevi kişiler ile bağlantılı görülerek, canlı forma dönüştürülür. Su kaynaklarının bedeni rahatsızlıklara şifa olduğu, insanlar tarafından inanılmaktadır. Manevi yönü görülen su kaynaklarına karşı; saygılı olma, temiz tutma, koruma ve sahiplenme anlayışı mevcuttur. Buralarda yapılacak âdet dışı davranışların uğursuzlukla sonuçlanacağı inancı bulunmaktadır. Geleneklerin sürdürülmesi toplumu birbirine kenetleyen, millî benliğin vazgeçilmez unsurudur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SINIF ÖĞRETMENLERİNİN GÖRÜŞLERİNE GÖRE OKUL- AİLE İŞBİRLİĞİNİN ÖĞRETMEN MOTİVASYONUNA ETKİSİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57503</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57503</guid>
      <author>Tamer PETEKFudeyl BOZYİĞİT </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı öğretmen görüşlerine göre verimli bir okul–aile işbirliğinin nasıl olması gerektiğini ortaya koymak, öğrenci başarısı ve öğretmen motivasyonuna faydalarını tespit etmektir. Araştırmanın çalışma gurubu 20 sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Veriler mülakat yoluyla toplanmış olup, yarı yapılandırılmış görüşme formları ile öğretmenlerin düşüncelerinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırma bulgularına göre; etkili bir okul için ev ziyaretlerinin verimli bir okul aile işbirliğinin gerekli olduğu tespit edilmiştir. Buna karşın öğretmenler, velilerin okul aile işbirliğine katılımının yetersiz olduğu yönünde görüş bildirmişledir. Ayrıca araştırma bulgularına göre okul aile işbirliğinin hem öğrenci başarısını arttırdığı hem de öğretmen motivasyonuna katkı sağladığı tespit edilmiştir.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YEREL HALKIN DENİZ TURİZMİNİN GELİŞİMİNE YÖNELİK GÖRÜŞ VE ALGILARININ BELİRLENMESİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA: HATAY İLİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57504</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57504</guid>
      <author>Özlem DOĞANSeda BELLİ ,Sait DOĞAN </author>
      <description>Hatay ili hem coğrafik hem de sosyo-kültürel yapısı ile önemli bir turizm destinasyonudur. Alternatif turizm türleri arasında sayılan birçok turizm türü için oldukça yüksek bir potansiyele sahiptir (göl ve nehirler, müze ve ören yerleri, yeme-içme) ancak, özellikle uzun sahil şeridi ve uygun iklim koşulları olmasına rağmen deniz turizminin gelişimi sınırlı kalmıştır. Bir destinasyonda turizm gelişiminin sağlanabilmesi için atılabilecek ilk adımın yerel halkın algı ve görüşlerinin saptanması olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle, Hatay ili genelinde yerel halkın deniz turizminin ekonomik, sosyo-kültürel ve çevresel etkilerine karşı algı ve görüşlerinin saptanması amacı ile Hatay’ın tüm ilçelerinde minimum 5 yıldır ikamet etmekte olan 18 yaş üstü yerel halktan anket tekniği ile veri toplanmıştır. Araştırma sonucunda, yerel halkın deniz turizmin sosyo-kültürel etkilerini olumlu algıladıkları, ekonomik etkilerini çok olumlu algıladıkları, çevresel etkiler konusunda ise kararsız kaldıkları tespit edilmiştir. Hatay ili yerel halkının deniz turizmine hazır ve açık oldukları, çevresel tereddütlerin de ortadan kaldırılması ya da minimize edilmesi durumunda Hatay’da mevcut olan deniz turizminin gelişimine açık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’NİN G7 ÜLKELERİNE İTHALAT VE İHRACATININ KARŞILAŞTIRMALI ANALİZİ </title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57516</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57516</guid>
      <author>Fikret YAMANHilal ERDOĞAN  </author>
      <description>İthalat ve ihracat ülke ekonomilerine yön veren kavramlardır. Bir ülkenin dış ülkelerden alımı olarak adlandırılan ithalat ve dış ülkeye satımı olarak adlandırılan ihracat kavramları ödemeler dengesi açısından bir ülkenin ekonomik gücünün göstergelerindendir. Türkiye, dünya üzerinde birçok ülke ile ihracat ve ithalata dayalı ilişkilerini yıllardan beri sürdürmektedir. G7 ülkeleri de Türkiye’nin ihracat ve ithalat ilişkilerinin olduğu ülkelerdir. Çalışmada G7 ülkeleri olan Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, Japonya, İtalya ve Kanada ile Türkiye’nin 2015-2020 yılları arasındaki ithalat ihracat ilişkisi incelenmiş ve bu doğrultuda Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri yorumlanmıştır. Belirtilen tarih aralığında Türkiye G7 ülkeleri içerisinde en fazla ihracatı Almanya’ya yapmıştır. İthalat açısından bakıldığında da belirtilen yıllar arasında Türkiye’nin ithalat yaptığı G7 ülkeleri içinde Almanya ilk sırada yer almıştır. Çalışmada ayrıca G7 ülkelerine yapılan ihracatın ve G7 ülkelerinden yapılan ithalatın 2015-2020 yılları arasında genel ihracat ve genel ithalat içerisindeki oranına da yer verilmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde ülkemizin ihracatının ithalatı karşılama oranlarına yer verilmiş ve öneriler sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>LİMANLARDAKİ İŞ KAZALARINDA İNSAN KAYNAKLI HATA NEDENLERİNİN AHP YÖNTEMİYLE DEĞERLENDİRİLMESİ: KOCAELİ LİMAN BÖLGESİNDE BİR UYGULAMA </title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57616</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57616</guid>
      <author>Murat YORULMAZAyşe TAŞ ,Habip İNANLI </author>
      <description>Ulusal ve uluslararası ticaretin önemli aktörlerinden ve denizyolu taşımacılığının başlangıç ve bitiş noktası olan limanların, faaliyetlerinin aksamadan yürütülebilmesi için limanlardaki iş güvenliği uygulamalarının tam ve eksiksiz olması gerekir. Limanların oldukça riskli tesisler olduğu gerçeğinden yola çıkarak, limanlardaki iş kazalarının nedenleri ve bunları önlemeye yönelik olarak yürütülen iş güvenliği uygulamalarının oldukça önemli olduğu söylenebilir. Limanlardaki yükleme-boşaltma-taşıma operasyonları, gemi yanaşma ve kalkış manevraları, liman içi saha operasyonlarında, iş güvenliği ile ilgili tedbirler alınsa da söz konusu bu operasyonlar sırasında ciddi yaralanmalara, can ve mal kayıplarına neden olabilecek iş kazaları yaşanabilmektedir. Bu kapsamda çalışmanın amacı, limanlarda oluşan iş kazalarında, insan kaynaklı hata nedenlerinin önem düzeylerin belirlenmesi ve önceliklendirilmesidir. Bu amaca yönelik olarak Kocaeli Liman Bölgesinde faaliyet gösteren uluslararası bir limanın üst düzey yöneticinden elde edilen veriler, çok kriterli karar verme yöntemlerinden AHP yöntemiyle değerlendirmiştir. Araştırma bulguları, insan kaynaklı iş kazaları nedenlerinin öncelikli olarak; &lt;em&gt;bilgisizlik, eğitim eksikliği, dikkat dağınıklığı, yorgunluk ve mesleki tükenmişlik&lt;/em&gt; gibi faktörlerden meydana geldiğini göstermektedir. Araştırma sonucunda, liman yöneticilerine ve iş güvenliği uzmanlarına, limanlarda iş kazalarını önlemek ve azaltmak için somut önerilerde bulunulmuştur.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKOKULLARDA UYGULANAN MESLEKİ ÇALIŞMA (SEMİNER) PROGRAMLARININ ÖĞRETMENLER TARAFINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57733</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57733</guid>
      <author>Beyhan ARSLANAhmet ÜSTÜN </author>
      <description>Hizmet içi eğitim bireylere hizmetleri süresince gerek zaman içerisinde değişen toplum, hizmet gereği ya da algı ve anlayışların benimsenmesi gerekse mesleki anlamda çalışanları daha donanımlı hale getirmek üzere verilen eğitimlerdir. Millî Eğitim Bakanlığı, öğretmenlerine çeşitli yollarla hizmet içi eğitimler vermekte olup bunlardan başlıcaları mesleki çalışmalardır. Bu çalışma Millî Eğitim Bakanlığına bağlı ilkokullarda eğitim öğretim yılı başı, sonu ve ara tatiller kapsamında uygulanan Mesleki Çalışma (seminer) programlarının işlevselliğinin ilkokullarda görev yapan öğretmenler tarafından değerlendirilmesi, değerlendirmeler ışığında problemlerin tespit edilmesi ve bu problemlere yönelik öneriler sunmayı amaçlamaktadır. Bu amaç çerçevesinde araştırmada Çorum İlinde MEB’e bağlı ilkokullarda çalışmakta olan 11 öğretmen ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiş, mesleki çalışmalar ile ilgili görüş ve önerileri alınmıştır. Nitel araştırma desenlerinden fenomenoloji (olgu bilim) deseninde yürütülen çalışmada veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların çoğunun mesleki çalışmaların beklenen amaçlara ulaşamadığına inandığı görülmekte, eğitimlerin uzmanlar tarafından verilmesi, içeriğin geliştirilmesi ve branşlar bazında kategorize edilmesi, sosyal faaliyetlerin artırılması, sürecin değerlendirilmesi, zümreler arası etkileşimin artırılması ve planlamaların mahalli yapılması önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>II.MEŞRUTİYET SONRASINDA ORTADOĞU BÖLGESİNDE MEYDANA GELEN GELİŞMELER</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57704</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57704</guid>
      <author>Yaşar CANATAN</author>
      <description>1909 yılının ağustos ayında Araplarda etnik milliyetçiliğe dayalı siyasi gruplaşmaların oluşumunu engelleyen, dolayısıyla Arap niteliğinde olan baskının bir siyasi partinin yolunu fiilen engelleyen kanun çıkarıldı. Fakat bu durum, Arapların gizli cemiyetler kurmasını engelleyememiştir. Bunlardan birisi el-Fetat (gençlik), diğeri ise el-Ahd (yemin)dir. Bu hareketlerin liderleri ve sıradan üyeleri kısa bir zaman sonra Arap ayaklanmalarının müsebbibi olacak ve Faysal'ın askeri ve siyasi varlığının büyük bir kısmını oluşturacaklardır. El-Fetat,üniversite eğitiminiParis’tesürdüren birkaç Arap öğrenci birliği tarafından Kasım 1911 tarihinde kurulmuştur.El-Ahd cemiyeti ise el-Fetat gibi imparatorluğun içinde olan Arapların kendi kendini yönetmesi isteğini öngören bir siyasi yönelişi takip etmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SINIF ÖĞRETMENLERİNİN 21. YÜZYIL BECERİLERİNE YÖNELİK YETERLİK ALGILARININ ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLERE GÖRE İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57743</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57743</guid>
      <author>Canan AYAN</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin 21.yüzyıl becerilerine yönelik yeterlik algılarını çeşitli değişkenlere (cinsiyet, öğrenim düzeyi, mesleki kıdem, görev yeri) göre belirlemektir.  Araştırmanın örneklemini 2021- 2022 eğitim öğretim yılında Zonguldak ili Ereğli ilçesinde  resmi kurumlarda görev yapmakta olan 262 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma, tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Veri toplama aracı olarak “21. Yüzyıl Yeterlik Algısı Ölçeği” kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve değişkenlerin karşılaştırması için bağımsız örneklemler t-testi ile tek yönlü varyans analizi (ANOVA) teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, sınıf öğretmenlerinin 21. yüzyıl becerilerine yönelik yeterlik algıları genel ortalamanın yüksek düzeyde olduğu; cinsiyet değişkeninin öğretmenlerin 21. yüzyıl becerileri yeterlik algısı üzerinde alt boyutlarda bir farklılık olmadığı ancak genel puan ortalamalarına göre kadın öğretmenlerin lehine anlamlı farklılık olduğu; mesleki kıdem, öğrenim düzeyi ve görev yeri değişkenlerinde anlamlı bir farklılığın olmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YATIRIMCILARIN KİŞİLİK TİPİNİN RİSK ALMA DÜZEYİ ÜZERİNE ETKİSİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57480</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57480</guid>
      <author>Nazlı ULUPINAR</author>
      <description>Tasarruf eden bireyler tüketimlerinden geriye kalan miktarları bir takım amaçlar için yatırım araçlarına yönlendirmektedirler. Yatırım yapan bireyler bu aşamada çeşitli faktörlerden etkilenmektedirler. Yatırım kararlarını etkileyebilen bu faktörler kişilik özellikleri, psikolojik etmenler ya da bireyin etkileşimde olduğu sosyal çevre gibi unsurlar olabilmektedir. Bu çalışmada bireysel yatırımcıların yatırım kararı verirken kişilik tiplerinin risk alabilme düzeyi üzerinde etkisinin ne derece olduğu ölçülmeye çalışılmıştır. Bu amaçla 359 bireysel yatırımcı üzerinde anket çalışması yapılarak 16 farklı kişilik tipi ile 7 farklı risk alabilme düzeyi sorusu arasında istatistiksel anlamlılık durumu incelenmiştir. 16 kişilik tipinden bazıları risk alma düzey1,  bazıları risk alma düzey5 ve bazıları ise risk alma düzey6 sorularında istatistiksel anlamlılık göstermiştir</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


