






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>ACADEMIC SOCIAL RESOURCES JOURNAL, Yıl 2021 Sayı Cilt 6 Sayı 24</title>
    <link>https://asrjournal.org/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1702</link>
    <description>ACADEMIC SOCIAL RESOURCES JOURNAL</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>THE COMPARATIVE INTERPRETOLOGY AS A COGNITIVE DISCOURSE OF MODERN PIANO PRACTICE</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55496</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55496</guid>
      <author>Kira TİMOFEEVA,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;The article is devoted to the problems of the comparative interpretology in the aspect of the systematic presentation of the results of scientific cognition by the performer of his/her professional activity. The method of the comparative analysis is widely represented in the modern process of scientific understanding and constitutes the prospect of studying the theoretical problems of interpretology. The structure of the comparative analysis reflects the hierarchy of musical performance as the art of interpretation: from a composer&amp;#39;s text and a musical composition as an object of performing interpretation to performing text and performing dramaturgy, on the basis of which the idea of a performing style is born. This hierarchy proves that for the performer the comparative analysis is a method, direction and mechanism for researching artefacts of piano art. As a consequence, the comparative method of analysing performing dramaturgy is not only the result of the interaction of several approaches, but also the final stage of the performing analysis of a musical composition. The developed method of the comparative analysis from the point of view of the performer as a subject of scientific activity is aimed at a stage-by-stage comprehension and scientific description of the fundamental differences in the performing dramaturgy of the same composition in different performing versions of outstanding pianists. Comparing them from the point of view of the artistic result (artefact) makes it possible for the musician to come closer to uncovering the secrets of the composer&amp;#39;s creativity and to develop his/her own performing interpretation of the selected composition.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>THE ROLE OF SUFISM IN THE INTRODUCTION OF TURKS TO ISLAM</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55493</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55493</guid>
      <author>Tunay KARAKÖK,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Türkler; İslam dininden önce Tengricilik, Budizm, Maniheizm, Hıristiyanlık ve Yahudilik gibi dinlere mensup olmuştur. Çeşitli dönemlerde, çeşitli coğrafyalarda sosyo-kültürel ve siyasi münasebetler başta olmak üzere çeşitli vesilelerle farklı toplumlar ile münasebetler kurmayı başarmış olan Türklerin bu ilişkiler sayesinde dini hayatında da değişim ve dönüşümler meydana gelmiştir. Bu değişim ve dönüşümlerin en önemlisi de İslam’a geçiş olmuştur. Bu noktada; İslamiyet öncesi Türkler ile Müslüman Arapların ilk karşılaşmasının 7. yüzyılda İslam Halifesi Hz. Ömer döneminde gerçekleşmiştir. Dört Halife’den sonraki süreçte ise özellikle Emeviler döneminde İslam daha çok Arap milliyetçiliği ekseninde gelişmekte olan bir dindi. Öyle ki bu dönemde İslam Devleti yeni fetihlerle oldukça genişlemiş, Maveraünnehir&amp;#39;e kadar ulaşmıştır. İşte bu çalışmada; Türker’in İslam dinini kabulünde etkili olan faktörlerden biri olan tasavvuf ’un rolü üzerinde durulmuştur. Tasavvuf ’un ortaya çıkışı ile dönem kaynakları esas alınarak Türker’in bu dini kabulü ve bu kabulde tasavvuf erbaplarının etkisi, Türklerin bu şahsiyetlere ve tasavvufa bakışı ile Türkler arasında İslamiyet’in yayılmasında etkili olmuş bazı mutasavvıflara yer verilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ANKARA’DA BULUNAN KAMUSAL MEKAN KULLANIMLARININ YAŞ FAKTÖRÜNE BAĞLI OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55485</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55485</guid>
      <author>Burcu İmren GÜZEL,, F. Nihan ÖZDEMİR SÖNMEZ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Kamusal mekanlar kamusal yaşamın bir parçası olup toplumun bir araya gelebileceği alanları temsil etmektedir. Sokak, cadde, meydan gibi farklı biçimleri bulunan kamusal mekanların toplumun tüm üyeleri için erişilebilir olması beklenen özelliklerinden biridir. Bununla birlikte kamusal mekanların her zaman yeterince erişilebilir ve kapsayıcı olmadığı görülebilmektedir. Kamusal mekanların kullanılmasında bireysel tercihler de önem kazanmaktadır. Yaşa, cinsiyete, ekonomik vb. faktörlere bağlı olarak kamusal mekan kullanımlarında zaman zaman farklılaşmalar görülebilmektedir. Bazı kamusal mekanlar belirli grupların bölgeleri haline gelebilmektedir. Yaş ve kamusal mekan kullanımına yönelik çalışmalarda gençler ve daha ileri yaşlı bireyler arasında kamusal mekanı seçme ve kullanma açısından farklılıkların olduğu vurgulanmaktadır. Genç gruplar şehir merkezleri, parklar, ana caddeler ve alışveriş merkezleri gibi yerlerde bulunmayı tercih ederken, ileri yaşlı gruplar kendilerini gençlerden uzaklaştırma eğilimindedirler. Bu çalışma kapsamında Ankara’nın kamusal mekanlarında yaşa bağlı kullanımlar ele alınmaktadır. Bunun için öncelikle Ankara’nın bilinen kamusal mekanları araştırılmış ve daha sonra görüşme ve anket yoluyla ulaşılan 456 kişiye hangi alanları kullandıkları sorulmuştur. Alınan cevaplar görüşülen kişilerin yaşları doğrultusunda değerlendirilmiştir. Seçilen kamusal mekanların bazılarında yaşa bağlı kullanım farklılıklarına rastlanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EĞİTİMDE ÖĞRETMENLERİN MOTİVASYONUNU ARTIRICI DAVRANIŞLAR VE BU DAVRANIŞLARIN DEVAMLILIĞI İÇİN GELİŞTİRİLEBİLECEK ÇÖZÜMLER</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55475</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55475</guid>
      <author>Merve ALICI,, Merve ALICI</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmada öğretmenlerin çalışma hayatındaki motivasyonunu artıracak davranışların ne olduğu ve bu davranışların devamlılığı için geliştirilebilecek çözümlerler belirlenecektir. Her iş sahasında çalışanının performansını artıracak çeşitli düzenlemeler yapılmaktadır. Eğitim sahasının vazgeçilmez bir unsuru olan öğretmenlerin de çalışma hayatına katkı sağlayacak çeşitli motivasyon kaynaklarına ihtiyacı vardır. Bu sebeple hem bu anlamda yapılan çalışmaların ışığında motivasyon kaynakları belirlenecek hem de sadece dile getirilen bir unsur olmaktan çıkarılıp nasıl devamlı hale getirileceği tartışılacaktır. Çalışma nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. On beş katılımcının tecrübelerine dayanarak yazılmıştır. Görüşmeler kayıt altına alınmış ve sorunlar temalar halinde ortaya çıkarılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KENTSEL AÇIK-YEŞİL ALANLARIN PLANLAMA VE TASARIMINDA KALİTE GÖSTERGELERİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55491</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55491</guid>
      <author>Elif KISAK,, Fadim YAVUZ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Kente ve kentliye yönelik fiziksel, sosyal, ekonomik ve ekolojik perspektifte ve çeşitlilikte olumlu katkılar sunan kentsel açık-yeşil alanlar kentlilerin fiziksel, zihinsel ve sosyal ihtiyaçlarını giderdiği mekânlar durumundadır. Kaliteli planlanmış/tasarlanmış açık-yeşil alanlar sundukları işlevlerle kentlerde yaşam kalitesini de arttıran alan kullanımlarıdır. Bu yönüyle kent yaşamının önemli bir bileşeni durumundadırlar. Bu çalışmada açık-yeşil alanların kentlerde fiziksel, sosyal, ekonomik ve ekolojik katkılarının gerçekleşebilmesinde planlama ve tasarımlarının doğrudan ve dolaylı olumlu katkıları olduğu varsayımından hareketle açık-yeşil alanların planlama ve tasarım göstergelerinin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda güncel literatür ile ulusal ve uluslararası düzeyde kentsel açık-yeşil alan uygulamalarına ilişkin planlama ve tasarım göstergeleri (alansal büyüklük, konum, erişilebilirlik, içerilen yeşil alan miktarı, sert zemin miktarı, kentsel mobilyalar, kullanıcıların alandaki taleplerine cevap verebilme düzeyi, estetik özellikler vb.) kapsamlı biçimde değerlendirilmektedir. Yurtdışında yer alan ve kent bütünü düzeyinde hizmet veren Central Park (New York), Hyde Park (Londra), Lüksemburg Bahçeleri (Paris), Chulalongkorn Üniversitesi Yüzüncü Yıl Parkı (Bangkok), Kylde Warren Parkı (Dallas) ve Darling Limanı Kamu Bölgesi (Sidney) ile Türkiye’de kentsel kaliteyi arttıran açık-yeşil alan uygulamaları Seğmenler Parkı (Ankara), Gülhane Parkı (İstanbul), Adana Merkez Park (Adana), Altınpark (Ankara), Kültürpark (İzmir) ve Reşat Oyal Kültürparkı (Bursa) örneklerinde incelenmiştir. Araştırma bulguları kentsel çevre kalitesini ve yaşanabilirliği arttıran nitelikte tasarlanan açık-yeşil alanlarda; (1) özellikle ekolojik tasarım göstergelerinin öncelikli olarak benimsendiğini, (2) insanların bir araya gelip sosyalleşebilecekleri alanların oluşturulduğunu ve farklı kullanıcı gruplarına yönelik kültürel faaliyetlerin sunulduğunu, (3) fiziksel aktivitenin arttırılmasının hedeflendiğini göstermektedir. Bu çalışma kentsel mekânda yüksek düzeyde yaşam kalitesi sunan açık-yeşil alanların planlama ve tasarım göstergelerini literatür ve başarılı dünya örnekleri bağlamında somut olarak ortaya koymakta; başarılı açık-yeşil alan sistemlerini kentsel mekâna dahil etmede ilgili aktörlere (yerel yöneticiler ile şehir plancısı, mimar, peyzaj mimarı vb. planlama otoritelerine) yol haritası sunması nedeniyle katkı sağlayacak niteliktedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HASTALIKLARIN TEŞHİS VE TEDAVİSİ İÇİN TIBBİ GÖRÜNTÜLEMELERDEN YAPAY ZEKA KULLANIMI İLE DAHA HASSAS VE DAHA HIZLI SONUÇ ELDE ETME KONUSUNDAKİ GELİŞMELER: FDA(AMERİKAN GIDA VE İLAÇ DAİRESİ) TARAFINDAN ONAYLANMIŞ TEKNOLOJİLERLE GELİŞTİRİLEBİLECEK YENİ UYGULAMALAR</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55446</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55446</guid>
      <author>Hakan YILDIRIM,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Tıbbi görüntülemeler başta Manyetik Rezonans (MRI), Bilgisayarlı Tomografi (BT), Ultrasonografi gibi yöntemler olmak üzere endoskopi ve kolonoskopi yoluyla elde edilen görüntülemelere ve mamografi, anjiyografi ve girişimsel radyolojinin diğer bileşenleriyle elde edilen çok geniş bir alanı içermektedir. Bu görüntüler teşhis, operasyon ve tedavi konularında karar destek yardımcıları olduğu gibi yapay zekâ yardımıyla bizzat karar üretecek boyutlara gelmiştir. Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi (FDA) onayı alan ilaç ve gıda ürünleri geniş kitleler tarafından güven kazanmaktadır. Bu güven sebepsiz değildir. Geçmiş deneyler, kanıta dayalı çalışmalar, raporlamadaki hassasiyetler bu güvenin ortaya çıkmasındaki başlıca sebeplerdir. FDA 2014 yılından bu yana tıbbi görüntüleme tekniklerinden elde edilen verilerin, yapay zekâ yardımıyla işlenmesi sonucu daha hassas ve güvenilir teşhis konusunda kullanılabilecek ürünleri onaylamaktadır. Aradan geçen sürede Sağlık Alanında Yapay Zekâ kullanan firmalar, bu firmalara ait ürünler ve bu ürünlerin kullanıldığı klinikler bakımından sayı ve çeşit artışı görülmektedir. Bir ürünün FDA onayı almış olması aynı zamanda kullanılan teknolojinin de onaylanmış olduğu anlamına gelmektedir. Bu alanda yapılan çalışmaların çoğu günümüzde kolay ulaşılabilir hale gelen diğer teknolojilerin kullanımı ve entegrasyonu ile geliştirilmiştir. Bir teknolojinin bir kez icat edilmiş olması bile başkalarının da aynı teknolojiyi geliştirebileceği anlamını taşır. Öte yandan bir teknolojinin ilk icat sebebi ne olursa olsun bulunan yöntem başka bir alana uyarlanarak kullanılabilmektedir. Sağlık alanında kullanılan bu teknolojiler uzun süren Ar-Ge çalışmalarıyla elde edilmiştir. Büyük bütçeler kullandıkları da bilinmektedir. Ancak ürün ortaya çıktıktan sonra harcanan zamana ve emeğe değecek ölçüde kazançlar ve başarımlar elde edilmektedir. Gelişmiş ülkelerin Ar-Ge konularında çok önemli bütçeler ayırdığı bilinmektedir. Ar-GE sektöründe öykünme ve tersine mühendislik yöntemleri de son derece doğal ve öykünülen üründen daha başarılı sonuçlar da el edilen yöntemlerdir. Aynı ihtiyaçlara sahip taraflar aynı alt teknolojilere ve insan kaynaklarına da sahipse benzer başarılar gösterebilir. Bu makalede yapılan incelemenin bir amacı da teknoloji geliştiricilere ve girişimcilere sağlık sektöründeki teknolojiler konusunda ilham kaynağı vermek ve bu alanda çalışma ya da yatırım yapmaya motive etmektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN BENLİK SAYGISI VE STRESLE BAŞA ÇIKMA TARZLARI İLE PSİKOLOJİK YARDIM ARAMA TUTUMLARI ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ; İSTANBUL ÖRNEKLEMİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55480</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55480</guid>
      <author>Begüm KALENDER,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinde benlik saygısı ve stresle başa çıkma tarzları ile psikolojik yardım arama tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmaya 545 (kadın n=426 Erkek n=119) üniversite öğrencisi dâhil edilmiştir. Araştırmada verilerin elde edilmesi için sosyodemografik bilgi formu, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği ve Psikolojik Yardım Arama Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Üniversite öğrencilerinde benlik saygısı düzeyleri ile stresle başa çıkma düzeyleri arasında ilişki varlığı bulunmuştur. Stresle başa çıkma düzeyleri ile psikolojik yardım arama tutumları arasında ise sadece sosyal destek arama alt boyutunda ilişki varlığı bulunmuştur. Üniversite öğrencilerinde benlik saygısı, stresle başa çıkma ve psikolojik yardım arama tutumlarının sosyodemografik değişkenlere göre farklılaştığı saptanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MALEVİÇ’İN ESERLERİNDE USU REDDETMESİ, SÜPREMATİZM VE OTOMATİZM</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55487</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55487</guid>
      <author>Ümit PARSIL,, Fahrettin GEÇEN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Kazimir Severinoviç Maleviç Şubat 1878’de Kiev’de doğmuştur. Sanatçı 1923-25 yılları arasında hayatının otobiyografisini yazmıştır. Otobiyografisinde çocukluk anılarını, dünya görüşünü, sanatçı kimliğinin gelişimini toplumsal tavırlara ve teknolojiye karşı refleksini kaleme almıştır. Köy yaşamının onun üstünde yarattığı olumlu ve canlı etki eserlerine de ışık olmuştur. Maleviç köylülerden ve gözlemlerinden en çok renk unsurundan etkilenmiştir. Sanatçı eserlerini oluştururken usu reddetmesi ve çalışmalarını otonizm ile üretmesinin altındaki nedenlerini ortaya çıkarmak araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırmanın önemi ise aklın dışında sanatta farklı bir yol olan otonomizmin yerini göstermek ve farklı yollarla da sanatsal eserler üretilebileceğini örneklerle göstermektir. Maleviç sanat anlayışını geliştirirken çevreyi incelemiş canlı, parlak ve neşeli formlarla izlenimci bir resim anlayışına yönelmiştir. Maleviç izlenimci tavrıyla resmin bağımsız gerçekliğini, duyusal gerekliliklerini, konunun resmin dışında olması gibi düşünsel boyutlara ulaşıp süprematizme adım atmıştır. Sanatçı kendisini resmin saf dokusuna şekil veren bir dokumacı gibi görmektedir. Kazimir Maleviç soyut sanatı Kandinsky ile birlikte başlatan bir sanatçı olarak görülmektedir. Bu araştırma Kazimir Maleviç’in eserlerini inceleyen tarama modelinde bir çalışma olup nitel araştırma yöntemi ile yapılmıştır. Verilere ulaşmak için kitap, makale, tez ve internet kaynakçaları taranarak literatür taramasına gidilmiştir. Araştırmanının evrenini Maleviç ve eserleri oluşturmaktadır. Araştırmanın sınırlılığını ise Maleviç’in 4 Eseri oluşturmaktadır. Resimler hakkında oluşturulan yargılar Maleviç’in birçok eseri incelenerek genel bir yargıya dönüştürülmüş, araştırmada ise görsel olarak 4 eser görseline yer verilmiştir. Araştırmanın sonucuna göre; sanatçının eserlerinde kullandığı renkleri duygulara hitap ettirerek izleyiciler üzerinde duygusal bir algı oluşturduğu kanısı oluşmuştur. Eserlerde görülen diğer bir özellik ise geometrik biçimlerin simetrik, asimetrik düzeni, küçüklük-büyüklük formlar arası düzenli ilişkilerin varlığıdır. Sanatçı tarafından oluşturulan bu düzenli ilişkiler izleyicide görsel kortekste bir düzen algılamasını sağlamakta ve izleyicide kabul ve beğenme duygusunu oluşturduğu düşünülmektedir. İzleyici adlandıramadığı fakat yaşamsal formlarıyla eşleştirdiği bir algılamayı yaşadığı da düşünülmektedir. Otomatizm ile yapılan eserlerin bile kendi içerisinde bir düzen ve anlamsal boyutu olduğu anlaşılmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COVİD-19 SÜRECİNDE DÖNÜŞÜMSEL LİDERLİK VE ŞİRKETLERİN VERİMLİLİK UYGULAMALARI</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55492</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55492</guid>
      <author>Ayla AVCI,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Aralık 2019 döneminde Çin’de ortaya çıkan ve Covid-19 olarak adlandırılan hastalık tüm dünyaya hızla yayılarak salgın hastalık döneminin de başlangıç noktası olmuştur. Ülkelerin ekonomi, sağlık, ulaşım, eğitim, gıda gibi alanlarda yetersizlik deneyimi yaşamalarına sebep olan bu süreçte sorunların acil çözümü ve etkin verimlilik sağlama konusu gündeme gelmiştir. Sektörler hızlıca yeni döneme uyum sağlamaya çalışırken, kısıtlama süreçlerinde etkin verimlilik elde etme adına çalışmalar gerçekleştirmiştir. Salgın döneminin ne zaman sona ereceği öngörülemez bir hal alırken, ülkeler bu dönemde yapılan uygulamaların verimlilik etkilerini değerlendirmeye başlamıştır. Krizler, sorunlar, zor ve sıkıntılı dönemler insanların yenilikler üretmesine imkân tanımaktadır. Covid-19 dönemi ülkelerin her alanda aktif değişimi yakalamaları ve verimlilik sağlamaları konusundaki önemini tekrar gündeme getirmiştir. Şirketlerin değişimlerinde en önemli faktör, değişimi sağlayacak liderlerin, çalışanların motivasyonlarını arttırarak gereken yenilikleri çalışanlarıyla paylaşmalarıdır. Dönüşümsel liderler, motivasyon, yaratıcılık, ekip birliği sağlayarak vizyon oluşturmada başarılı liderlerdir. Bu araştırmada bu süreçte işletmelerde verimlilik üretme amacına yönelik olarak yapılan uygulamalar ve zor şartlarda etkili olan dönüşümsel liderlerin özellikleri ele alınmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COVİD 19 PANDEMİSİNDE ASTROLOJİNİN SİYASİ VE EKONOMİK TAHMİNLERİ: KAYGIYI KARA DÖNÜŞTÜRMEK</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55495</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55495</guid>
      <author>Altun ALTUN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Tarihin bilinen en eski çağlarından bu yana bilinen hiçbir kehanet metodu insanları astroloji ölçüsünde ilgilendirmemiştir. Astroloji, gezegenlerin ve yıldızların insan ilişkileri üzerindeki etkisini tahmin etme veya belirleme sanatıdır. Kelimenin kökeni Yunanca astron, yıldız + logolar (söylem) kelimesinden gelmektedir. Şimdiki yaşamda ve önceki yaşamlarda yapılan iyilik ve kötülüklerin anlatımı, bunların bu yaşamdaki sağlık veya hastalık sonuçları, yani olayların ne zaman ve nasıl gerçekleştiği, astroloji aracılığıyla açıkça bilinmektedir. Küresel bir salgının, çökmekte olan bir ekonominin ve siyasi belirsizliğinin ortasında insanlar yaşamlarında netlik arayışına girmişlerdir. Covid 19 pandemisinin insanlık üzerindeki yoğunlaşmış yıkımının giderek kaygı yarattığı son dönemlerde astrolojiye ilgi artarken, astrolojinin siyasi ve ekonomik öngörüleri ile pandemi süresince astroloji önemli kazanımlar sağlayan sektörlerden biri haline gelmiştir. Bu çalışmada astroloji ve Covid 19 pandemisi arasındaki ilişki ele alınacaktır</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>J. S. BACH’IN FRANSIZ SÜİTLERİ VE BWV 815 Mİ BEMOL MAJÖR SÜİTİN İCRA ANALİZİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55500</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55500</guid>
      <author>Selen BALKAN EREM,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışma, J. S. Bach’ın klavsen için yazdığı ancak günümüzde piyano repertuvarında önemli bir yeri olan altı Fransız Süitlerinden 4. süit üzerine bir inceleme sunmaktadır. Çalışmada, yabancı ve Türkçe kaynaklardan yararlanılmıştır. Eser, piyanistik açıdan değerlendirilmiş olup, yorumculara ve klavye öğrencilerine katkı sağlamayı amaçlanmıştır. Öncelikle, Fransız Süitlerinin genel yapısı, eğitimdeki önemi ve Fransız isminin nereden geldiği gibi konular üzerinde durulmuştur. Bu süiti oluşturan 7 bölüm tek tek yorumlanarak çalışma son bulmuştur. Hangi dönemde bestelenmiş olursa olsun bir eserin geçmişini bilmek, icracının yorumunun şekillenmesine büyük katkı sağlar. Bestecinin eserde nasıl bir müzikal yapı kullandığı, izlediği armonik yolu, idealinde nasıl bir icra bulundurduğu gibi soruları cevaplandırmak icracıya yararlı olacaktır. Süitler, birbirini izleyen dans bölümlerinden oluşur. Her dans bölümünün kendine has karakteri vardır. Bölümlerin yorumlanmasında müzikal, stilistik ve tekniksel sorunlar karşımıza çıkar. Bu sebeplerden yola çıkarak J. S. Bach’ın Fransız Süitleri ve BWV 815 Mi Bemol Majör Süitin İcra Analizi konulu araştırmanın icracılar için yararlı olacağı düşünülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SPEKTRAL TASARIMDA AMBLEM VE LOGOLAR</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55501</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55501</guid>
      <author>Yaşar USLUYaşar USLU,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmada, spektrum (izgesel-çeşitlilik-ardıllık) kavramı ile amblem-logoların yaratım süreci arasındaki ilişkiyi irdelemektir. Amblem ve logo tasarımlarında disipliner düşünsel temeller üzerinden sorgulanması amaçlanmıştır. Grafik tasarım ürünü olan amblem ve logoların görsel paradigma kaynaklı olması ve buna bağlı olarak hızla gelişen bilgisayar teknolojisi gerçekliğinin özelliklerinin göz ardı edilememesi bu çalışmanın en önemli gerekçesidir. Görsel çevrenin hızla gelişmesiyle, grafik tasarım alanının daha çok estetik-teknik-mekanik bir alan olarak algılanmasına olanak sağlamıştır. Amblem/logo tasarımlarındaki değişimsel sürecin, disipliner alanların ihmal edilmesine yol açmıştır. Bir amblem-logo tasarımı, süreç içinde evrilebilir. Mimari, matematik, fizik, biyoloji gibi farklı disiplinlerden etkilenebilir. Bu bağlamda bu çalışmada, söz konusu değişimi, evrilleşmeyi vurgulamak amacı ile amblem-logo tasarımı ile ilgili bir tartışma başlatılmak istenmiştir. Biyoloji alanında kullanılan süksesyon (sıralı değişim) terimi, amblem-logo tasarımı yaratımında ki özelliklerin üzerinde durulmuştur. Makalede, amblem-logo tasarımı sürecinde, beslendiği farklı disiplin etkisinden söz edilmiş, daha sonra da tasarlama sürecinde farklı disiplinden nasıl yararlanılabileceği ile ilgili bir irdeleme yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KIPÇAK TÜRKÇESİNDE BAĞLAÇLARLA KURULAN CÜMLE MODELLERİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55504</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55504</guid>
      <author>Ekin İLHAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Tarihi Türk Lehçeleri arasında Oğuz Türkçesiyle yakın ilişkisi açısından ve bilim, edebiyat, sanat, ticaret anlamında etkin bir yeri olan Kıpçakların dili, tarih sahnesinde önemli bir rol oynamıştır. Geniş bir coğrafyaya yayılmış olan Kıpçakların dil ve edebiyat ürünleri söz varlığı açısından oldukça zengindir. Deşt-i Kıpçak’ta konuşulan dil, Harezm ve Çağatay Türkçeleri arasında geçiş niteliği taşımaktadır. Kıpçak dönemi eserlerinin dili, Kıpçak ağzı derlemelerinden oluşmaktadır. Ermeni harfli Kıpçak metinleri hariç, Kıpçak Türkçesi yazı dili olarak kullanılmamıştır. Elde olan eserler, telif, tercüme, gramer, sözlük veya sözlü edebiyat ürünlerinden oluşan derlemelerden ibarettir. Bu nedenle Kıpçak Türkçesi ile yazılan eserlerin yazı dilinin hangi özellikleri taşıdığını tespit etmek önemli bir konudur. Bu araştırmada söz diziminin önemli bir unsuru olan ve Kıpçak dönemi eserlerinde sıklıkla karşımıza çıkan bağlaçların nasıl kullanıldığı incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FEN BİLİMLERİ DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI VE DERS KİTAPLARINDA YENİLENEBİLİR ENERJİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55483</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55483</guid>
      <author>Arzu ÇALIMLI,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;21. yüzyılın en büyük getirilerinden birisi de teknolojinin odağına insanı yerleştirmesidir. Teknolojinin odağında yer alan insanların ihtiyaçları, içinde yaşadığımız dünyanın zarar görmesine, yaşanabilir olmaktan uzaklaşarak insan hayatını olumsuz yönde etkilenmesine neden olabilmektedir. Bu ihtiyaçların doğaya zarar vermeden karşılaması 21. Yüzyılın en büyük tartışmalarından birisidir. Bu konuda ülkeler ulusal ve uluslararası girişimlerde bulunarak zararı en aza indirmeye, yaşana bilirliği yüksek bir dünya bırakabilmek amacıyla çabalamaktır. Konu ile ilgili en çok desteklenen faaliyetlerden birisi de yenilenebilir enerjidir. Yenilenebilir enerji ile Birleşmiş Milletler Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu başta olmak üzere birçok organizasyon tavsiye kararları alarak ülkeleri bu konuda teşvik etmektedir. Bu çalışma kapsamında da yenilenebilir enerji ile ilgili uluslararası faaliyetler, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin teşkilat yapısında yenilenebilir enerji ile ilgili faaliyet gösteren bakanlıklar ve faaliyetleri, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir. Devamında fen bilimleri öğretim programı ve ders kitapları yenilenebilir enerji ile ilgili taranarak veri elde edilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin çözümlenmesinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular analiz edildiğinde Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde okutulan fen bilimleri öğretim programlarında ve ders kitaplarında yenilenebilir enerji konusunun yeterli seviyede yer almadığı, daha çok dolaylı yollarla yenilenebilir enerji konularına değinildiği tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YATILI BÖLGE ORTAOKULLARINDA KARŞILAŞILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55490</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55490</guid>
      <author>Ahmet ÜSTÜN,, Neşe BOZOĞLU</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Kırsal bölgelerde nüfusun azalmasıyla kapanan okullardaki öğrencilerin bir kısmı taşımalı eğitimle, bir kısmı birleştirilmiş sınıflarda, bir kısmı da yatılı okullarda eğitimlerini devam ettirmektedir. Yatılı bölge ortaokullarındaki öğrenciler, öğretmen ve arkadaşlarıyla yirmi dört saat vakit geçirmektedir. Öğrenciler; öğretmenlerine her an ulaşabilmekte, sorumluluk bilinci kazanmaktadır. Öğrencilere çeşitli eğitim imkânı sunan yatılı bölge ortaokullarında birçok sorunla karşılaşılmaktadır. Bu araştırmanın amacı, yatılı bölge ortaokullarında karşılaşılan sorunları derinlemesine incelemek ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri sunmaktır. Araştırmanın çalışma grubu 2020-2021 eğitim ve öğretim yılında Samsun ili yatılı bölge ortaokullarında görev yapan 7 pansiyondan sorumlu müdür yardımcısı ve 3 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim deseniyle gerçekleştirilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler betimsel analizle incelenmiştir. Katılımcılardan elde edilen veriler sonucunda yatılı bölge ortaokullarında öğrenciler, personel eksikliği, veliler, nöbetler, fiziki şartlar ile ilgili sorunlar yaşandığı tespit edilmiş ve çözüm önerileri sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SAMSAT YÖRESİ HALK İNANIŞLARI</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55508</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55508</guid>
      <author>Yılmaz ARI,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Toplumlarda mevcut olan ortak bakış açıları ve kimi değer yargılarının etkilediği birey etkinliklerinin genelini ihtiva eden kültür kavramı özelinde oldukça önemli bir yere haiz olan halk inanışları; bir toplumun sosyo-dini açıdan yaşam dünyasına ve sosyo-psikolojik açıdan da ruhsal evreninin, olay ve olgulara bakış açısının ve algılama şeklinin daha iyi anlaşılması adına incelenmesi önemlidir. Din, Bireylerin hayat sahnesine dair bakış açılarını ve toplumsal olarak da değer yargılarının oluşması açısından ve bu yargıları etkileyen en önemli unsurdur. Toplumun dini algılayış ve yaşayış biçimi olarak da ifade edebileceğimiz halk inanışları ile dinsel unsurlar birbirinden bağımsız olmayıp iç içedir denilebilir. Tarihin en kadim milletlerinden birisi olan Türkler, oldukça derin ve zengin bir kültüre sahiptirler. Bu zengin kültür mirasının içerisinde; Türklerin tarih sahnesine varlık gösterdiği kadim çağlardan günümüze değin geçen zaman diliminde, birçok dinsel inanış kalıntı ve izleri bulunmaktadır. Tüm bu iz ve kalıntılar, tarihi süreç içerisinde sosyo-dini inanç ve pratikleri etkileyen dinsel bir kimliğe bürünmüştür. Günümüz toplumlarının yaşam alanlarında mevcudiyetini sürdüren birçok inanışın ana kaynağı bu kimlikte saklıdır. Bireyin ve aidiyetini devam ettirdiği toplumun kadim inanışlarını tanımak ve anlamlandırmak adına yaptığımız bu çalışma anılan kimliği ve taşıdığı kültür izlerini tanıma adına önem arz etmektedir. Eski ve yeni inanç kalıplarını kendi kimlik kodlarında saklayan her toplulukta olduğu gibi yapmış olduğumuz “Samsat Yöresi Halk İnanışları” adlı bu çalışma ile Samsat ilçesinde de varlığını koruyarak devam ettiren kimi halk inanışları incelenmiştir. Böylece yöre insanının değer yargıları ve hayata bakış açılarının temelinde varlığını hissettiren inanışların ortaya çıkarılmasına ve halk kültürünün gelecek kuşaklara aktarımına katkı sağlanmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE POSTMODERN DÖNEMDE YENİ YÖNETİM SİSTEMİNİN YENİ POLİSLİK PARADİGMASI: BİLİMSEL POLİSLİK</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55498</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55498</guid>
      <author>Hakan İNANKUL,, Kadir Caner DOĞAN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Türkiye, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” ile yürütme organının yapısı yönünden parlamenter sisteme dayalı düalist yürütme organından (Bakanlar Kurulu-Cumhurbaşkanlığı) Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni esas alan tekli yürütme organı (Cumhurbaşkanlığı) yapısına dönüşmüştür. Bu dönüşümün genelde Türk kamu yönetiminin özelde ise Türk Polis Teşkilatı’nın (TPT) yapısında, işleyişinde ve hizmet sunma anlayışında önemli derecede hukuksal-yönetsel ve zihinsel dönüşümlere ve değişimlere sebebiyet vereceği açıktır. Çalışmanın ana hipotezi; “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sonrasında Türk Polis Teşkilatı’nın yeni sistemin değerleri ve ilkeleri çerçevesinde yeniden şekillenmesi ve tasarlanması zorunludur” düşüncesi üzerine kurulmuştur. Çalışmanın alt hipotezi ise “yeni yönetim sistemi eski polislik anlayışından arınıp bilimsel polisliğe geçmek ve problemli olan polis personel rejimini yeniden yazmak için önemli bir fırsattır” önermesidir. Bilimsel polislik, yeni polislik paradigması, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi değerlerinin polislik programlarına uyarlanması, sürdürülebilir polislik anlayışı, esnek çalışma sisteminin polislik hizmetlerinde yer bulması, postmodern polislik gibi ifadeler ilk defa bu çalışmada kullanılmıştır. Bu bağlamda, çalışmanın, özgün olduğunu ifade etmek mümkündür. Çalışmanın, güvenlik bürokratlarının ve politika yapıcıların kararlarını etkileme, TPT’nin yeniden yapılanmasına düşünsel alt yapı oluşturma ve güvenlik yazınına katkı sağlama potansiyeli vardır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PANDEMİ SÜRECİNDE PCR POZİTİF YATARAK TEDAVİ ALAN HASTALARDA YAŞA VE CİNSİYETE GÖRE LABORATUVAR TETKİKLERİ KARŞILAŞTIRMA</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55502</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55502</guid>
      <author>Elife ÖZKAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Küresel anlamda yaşamı tehdit eden COVİD-19 pandemisi ciddiyetini korumaya devam etmektedir. COVID-19 hastalarının tanı ve izlemlerinde katkı sağlayacak laboratuvar testlerinin tanımlanması tanı konulma aşamasına ek olarak şiddetli ve şiddetli olmayan vakalar arasında ayrım yapabilmek, düşük ya da yüksek mortalite riski olanları belirleyebilmek açısından oldukça önemlidir. Amaç: Covid-19 hastalığının takibi ve şiddetinin belirlenmesinde kullanılan laboratuvar verilerinin yaşa ve cinsiyete göre farklılık gösterip göstermediğini tespit etmektir. Gereç yöntem: Hastanemize Mart-Ağustos ayları arasında başvurup COVİD-19 tanısı almış PCR pozitif tüm yatan hastalar değerlendirilmiştir. Hastalığın tanısında PCR, BT önemli olmakla birlikte hastalığın takibi ve şiddetinin belirlenmesinde laboratuvar verileri önem kazanmıştır. Hastalarda WBC, lenfosit, trombosit, üre, kreatinin, CRP, ferritin, D-dimer, troponin parametreleri çalışılmıştır. Bu parametreler cinsiyet ve yaş grubuna göre karşılaştırılmıştır. Bulgular: Nötrofil lenfosit oranı erkek ve ileri yaş yüksek risk kabul edilebilir oranda yüksek tespit edilmiştir. Platelet 160 ve altı değerler ise en fazla 45 yaş üstü %25 olarak anlamlı orandadır. Ancak cinsiyet arası farklılık yoktur. Üre kreatinin oranları ise kötü prognoz sınırlarında 45 yaş üstü anlamlı kadın erkek anlamlı fark yoktur. Ferritin değerleri de 45 yaş üstü ve erkek hastalarda anlamlı yüksektir. CRP değerleri de yine 45 yaş üstünde ve erkeklerde anlamlı sayıda kötü prognoz sınırlarını aşmıştır. Troponin 45 yaş üstü hastalarda %7 oranında kötü prognoz sınırlarını aşmıştır. D-dimer anlamlı bulunmamıştır. Sonuç: Hiçbir kronik hastalığı olmasa bile ileri yaş ve erkek cinsiyete sahip covid 19 tanısı alan hastalarda laboratuvar verileri kötü prognoz göstergeleri olarak kabul edilmelidir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ŞANLIURFA’DA Kİ SÜS BİTKİSİ TÜKETİCİLERİNİN DEMOGRAFİK DEĞİŞKENLERİNİN SÜS BİTKİLERİNE BAKIŞLARINA VE ALIMLARINA OLAN ETKİLERİNİN BELİRLENMESİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55497</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55497</guid>
      <author>Mustafa Hakkı AYDOGDU,, Necla YILDIZOĞULLARI</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Süs bitkileri, insanların gıda ihtiyacından ziyade ruhsal ve görsel ihtiyaçlarını karşılayan, yatıştırıcı, dinlendirici, mutluluk ve huzur verici sonuçları ile diğer tarımsal ürün çeşitlerinden farklılıklar göstermektedir. Diğer taraftan bulundukları mekânının fiziksel özelliklerini yumuşatan, iyileştiren, yarattığı katma değer ile ekonomiye ve istihdama önemli katkı sağlayan ve küresel olarak giderek büyüyen bir sektör haline gelmiştir. Şanlıurfa, jeotermal kaynak ve mevsimsel özellikler nedeniyle süs bitkileri açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Bu çalışmanın amacı Şanlıurfa’da ki süs bitkisi tüketicilerinin demografik değişkenlerinin süs bitkilerine bakışlarına ve alımlarına olan etkilerinin belirlenmesidir. Bu araştırmanın esas materyalini Şanlıurfa’da yer alan süs bitkileri tüketicileri ile yüz yüze yapılan anketlerden elde edilen veriler oluşturmakta olup, tüketiciler basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle belirlenmiş olup, anketler 2020 yılında yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre tüketicilerin süs bitkileri ve çiçekler için harcadıkları para ile eğitim seviyesi ve çalışma durumu arasında istatistiksel olarak p&lt;%5 önem seviyesinde, gelirleriyle ise p&lt;%1 önem seviyesinde anlamlı bir farklılık vardır. Katılımcıların medeni durumları ile süs bitkileri ve çiçek alımı için yapılan harcamalar arasında ise istatistiki olarak anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir (p&gt;%5). Tüketicilerin süs bitkilerine olan tutum ve algılarının belirlenmesine için oluşturulan ölçek sorularına katılım oranları ile demografik değişkenler arasında istatistiki anlamlılık incelenmiş olup, buna göre medeni durum, eğitim seviyesi ile çalışma durumları arasında istatistiki olarak anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir (p&gt;%5). Diğer taraftan gelir ile ölçek puanları arasında yüksek düzeyde istatistiki anlamlı farklılık tespit edilmiş olup, önem düzeyi p&lt;%1 olarak ölçülmüştür. Her iki analizde de en etkili faktör olarak gelir belirlenmiştir. Gelir arttıkça tutum, algı ve tüketim miktarı artmaktadır. Şanlıurfa’da süs bitkileri üretimin yaygınlaşmasıyla beraber fiyatlarında düşeceği, dolayısıyla tüketim miktarının artacağı öngörüsü nedeniyle, Şanlıurfa’da süs bitkisi yetiştiriciliğinin yaygınlaşması teşvik edilmelidir. Bu çalışma bu konuda Şanlıurfa’da yapılan ilk çalışmadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE VE İNGİLTERE’DEKİ OYUN ALANLARININ İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55499</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55499</guid>
      <author>Gözde İnal KIZILTEPE,, Ayşe ÖZTÜRK SAMUR</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı, İngiltere-Chelmsford ve Türkiye-Aydın’da bulunan çocuk oyun alanlarının karşılaştırmalı olarak incelenmesidir. Nitel araştırma deseni kullanılarak gerçekleştirilen bu araştırmada; veriler değerlendirme formu ve fotoğraflar aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubuna her iki şehirden amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenen beşer oyun alanı dâhil edilmiştir. Belirlenen oyun alanları; daha önceden araştırmacılar tarafından geliştirilen ve bu araştırmada yeniden gözden geçirilen “Çocuk Oyun Alanları Tasarım Kriterleri Değerlendirme Formu” doğrultusunda araştırmacılar tarafından değerlendirilmiş ve fotoğraflanmıştır. Çalışmada betimsel analiz yöntemi kullanılarak elde edilen bulgular; fonksiyon, kullanılan malzeme, güvenlik ile sosyal iletişim temaları altında sunulmuştur. Araştırma sonucunda; İngiltere-Chelmsford kentindeki oyun alanlarının, Türkiye-Aydın şehrindeki oyun alanlarına göre; oyun donanımı ile malzeme çeşitliliği, oyun alanlarının bakımlı olması, bilgilendirme levhalarının bulunması, oyun alanı etrafının çevrili olması ve zemin özellikleri açılarından daha kaliteli olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte her iki şehirdeki oyun alanlarında oturma alanlarının yeterli olduğu, ancak gölge alan ve sosyal iletişimi destekleyen alanlar açısından Aydın şehrindeki oyun alanlarının yeteriz olduğu belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRENEN EKONOMİ BAĞLAMINDA KENDİSİ KÜÇÜK AMA TAHRİBATI BÜYÜK OLAN COVID-19’UN TÜRKİYE’DE SEKTÖREL ETKİLERİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55517</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55517</guid>
      <author>Filiz KUTLUAY TUTAR,; Merve EKİCİ; Didem BALKAYA , Nur Funda TUTAR</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Öğrenen ekonominin temel niteliği, öğrenmenin her zaman ve her yerde gerçekleşebilmesi ve farklı şekillerde uygulanabilmesidir. Öğrenen ekonomi olgusu; öğrenme yeteneğini bireylerin, firmaların, organizasyonların, bölge/ulusal ve küresel ekonomilerin bilgiyi depolama, işleme, taşıma ve birleştirme maliyetlerini büyük ölçüde düşüren enformasyon ve iletişim teknolojilerine dayandırmaktadır. Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıkan ve bütün dünyaya çok hızlı bir şekilde yayılan Covid-19 salgını, hayat tarzlarımızı, ekonomileri, eğitimi, çalışma hayatını, ulaşımı kısacası her alanı derinden etkilemiştir. Mikroskobik bir canlı insanoğlunun kurduğu, güvendiği ve garanti olarak gördüğü bazı kurumların, yapıların ve sistemlerin ne kadar aciz ve hazırlıksız olduğunu göstermiştir. Ekonomik ve finansal düzenin kırılganlığını, insan ve toplum psikolojisinin ne kadar hızlı değişebildiğini küresel manada öğretmiştir. Tüm dünya ekonomileri ve Türkiye ekonomisi geçmişte çeşitli ve çok boyutlu krizler yaşamış olmalarına rağmen, ilk defa içinde ölüm korkusunun belirleyici olduğu ve ekonominin kendi iç dinamiklerinden kaynaklanmayan büyük bir ekonomik krizi yaşamaktadır. Çalışmanın amacı; hammaddeye ulaşım aksaklıkları, lojistik sıkıntılar, seyahat kısıtlamaları, nakit sıkışıklığı gibi nedenlerle dünya ticaretini vuran küresel salgının Türkiye ekonomisindeki lokomotif sektörlere olan etkisini araştırmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KLASİK TÜRK ŞİİRİ VE URDU KLASİK ŞİİRİNDE SEVGİLİNİN GÜZELLİK UNSURLARI</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55516</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55516</guid>
      <author>Mustafa Sarper ALAP,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Klasik Türk edebiyatında bir çok konuda şiir yazılmaktadır ve bunun yanında beyitlerde yer alan sözcükler farklı özellikler taşımaktadır. Klasik Türk edebiyatında şiirler içerisinde farklı anlamlar veren sözcüklerin yanı sıra çeşitli nazım şekilleri ve nazım türleri de yer almaktadır. Divan şiirlerinde sözcüklerin anlamları bazen farklı anlamlara da gelebilmektedir ve sadece bir sözcük tüm beyiti açıklamaktadır. Klasik Türk edebiyatında yer alan şiirlerde sözcüklerin vermiş olukları anlamların yanında şiirlerde kullanılan sevgilide bulunan manzum özellikler de şiire canlılık ve estetik katmaktadır. Sevgilide yer alan cismi özellikler arasında sevgilinin yüzü, beni, ayva tüyleri, boyu, gözü, kaşı, kirpiği, dişleri, dudakları bulunmaktadır. Sevgilide bulunan tek bir cismi özellik ile bir beyit oluşturulurken; iki veya üç mazmunla da beyitler oluşturulmuştur. Özellikle kaş, göz ve kirpiğin bir arada olduğu çok sayıda şiir mevcuttur. Klasik Türk edebiyatında özgü olan bazı özellikler diğer dil ve edebiyatlarda da görülmektedir. Klasik edebiyatta sevgilinin mazmunlarının özellikleri, Pakistan’ın resmi dili Urduca ile yazılan eserlerde de görülmektedir. Urdu edebiyatı da Klasik Türk edebiyatı ve diğer edebiyatlar gibi zengin bir geçmişe sahiptir. Urdu edebiyatı klasik şiirlerinde de sevgilinin mazmun özelliklerinin bulunduğu ve çeşitli şairler tarafından yazılmış şiirler bulunmaktadır. Klasik Türk divan şiirinde olduğu gibi klasik Urdu şiirinde de benzer cismi özellikler arasında yer alan sevgilinin yüzü, kaşı, gözü, kirpiği, beni ve boyu şiirlerde bulunmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EVLİ BİREYLERDE BENLİK SAYGISININ EVLİLİK DOYUMU ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55513</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55513</guid>
      <author>Hande KONAL,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı, evliliklerin devamında temel bir unsur olduğu düşünülen evli bireylerdeki benlik saygısının evlilik doyumu üzerindeki etkisine ilişkin literatür taraması yapmak ve bazı değişkenler hakkında genel bir bakış açısı kazandırmaktır. Evlilikte doyum çiftlerin bir hayatı paylaşması için gerekli olan çok önemli bir kavramdır. Günümüzde boşanmaların giderek artıyor olması nedeniyle evlilik doyumunun arttırılması ve evliliklerin mutlu bir biçimde sürdürülebilir olması için çeşitli araştırmalar yapılmaktadır. Bu araştırmada öncelikle evlilik, evlilik doyumu, benlik ve benlik saygısı kavramlarıyla ilgili literatür araştırmasının sonuçları değerlendirilmiştir. Daha sonra evli bireylerde benlik saygısıyla ilgili yapılmış araştırmaların sonuçları incelenmiştir. Araştırmaların sonucunda, eşlerin benlik saygısı düzeyleri ile evlilik doyumu ve buna bağlı değişkenler arasında pozitif korelasyon sonucuna ulaşmaktadır. Dolayısıyla sağlıklı evlilikler kurulabilmesi için bireylerde benlik saygısının arttırılması büyük önem taşımaktadır. Araştırma sonuçları göstermektedir ki, eğitim düzeyi ve gelir düzeyi yüksek olan bireylerin evlilik doyumlarının da yüksek olduğu görülmüştür. Erkeklerin benlik saygısının kadınlara göre daha yüksek olduğu, benlik saygısı artışının evlilik doyumunu etkilemediği, evlilik doyumu yüksek olan bireylerin paylaşımların bilincinde olma ve bilinçlilik düzeylerinin yüksek, izolasyon ve öz yargılama düzeylerinin ise düşük olduğu görülmüştür. Bireysel ve çiftlerin katılımına yönelik eğitim programlarının geliştirilerek bireylerin kendilerini tanımaları, değerlilik duygularının ve benlik saygılarının artırılmasının evlilik doyumuna katkı sağlayacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TERÖRİZMİN POLİTİK PSİKOLOJİSİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55512</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55512</guid>
      <author>Ebru ÇAVDAR,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Terörizm, kitlesel öldürme ve soykırımdan farklı olarak, şiddet içerikli eylemler gerçekleştirerek kitleleri, toplumu dehşete düşürmeyi ve olayın kurbanlarının ötesinde daha büyük kitlelere siyasi mesajlar vermeyi amaçlar. Politik psikoloji ise, bireylerin, grupların, ulusların, liderlerin birbirleri ile geliştirdikleri ilişkiyi ve etkileşimi inceler.Bu çalışmada terörizmin politik psikolojisi incelenmiştir. Terörün toplumsal nedenleri olabileceği gibi bireysel nedenleri de olabilir. Toplumların geçmiş travmaları, tarihi ve siyasi deneyimleri, kültürel yapıları nasıl gelecek politik seçimlerine etki ediyorsa, aynı şekilde bireysel deneyimler de kişilerin geleceklerini etkilemektedir. Bu doğrultuda, politik psikoloji durumları hem toplum ölçeğinde hem bireysel olarak ele almak gerektiğini savunmaktadır. Başka bir ifadeyle, bireylerin politik psikolojik tutumları, içinde bulunduğu toplumdan bağımsız değildir. Aynı şekilde, toplumların ortak geçmişleri de bireylerden bağımsız değildir. Bu sebeple, terörizmin politik psikolojisi de çalışılırken, hem bireyi hem toplumu ayrı ayrı incelemek , bunun yanında da ikisini birlikte ele almak gerekmektedir. Bazen kişinin erken ergenlik döneminde yaşadığı sorunlar, ailevi travmaları bireylerin terörize oluşunda etkili olurken, bazen de devlet tarafından baskılanan grupların terörü tek çıkış yolu olarak görebilmektedirler. Bu çalışmada terörizmin politik psikolojisi incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


