






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>ACADEMIC SOCIAL RESOURCES JOURNAL, Yıl 2020 Sayı Cilt 5 Sayı 19</title>
    <link>https://asrjournal.org/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1697</link>
    <description>ACADEMIC SOCIAL RESOURCES JOURNAL</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>ÇİN HALK CUMHURİYETİ’NİN PERSONEL POLİTİKASI VE MEMURİYET SİSTEMİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55413</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55413</guid>
      <author>Cumhur OLCAR,</author>
      <description>Çin ekonomisi ve toplumunda son 30 yıldır önemli değişimler yaşanmıştır. Genel olarak serbest piyasa ekonomisi kabul edilmiş, daha liberal bir toplum olma yönünde adımlar atılmıştır. Bu değişimler günümüz koşullarına ayak uyduramamış devlet yapısının ve personel yönetim sisteminin eksikliklerini ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle 1993 tarihinden sonra Karar verme mekanizmasını ilerletecek ve daha karmaşık ekonomiyi ve toplumu yönetecek yönetimsel reformlara ağırlık verilmiştir. Performans ve kapasite kavramlarına göre hareket etmek yeni dönemin anlayışı olmuştur. Özellikle 1993 yılında yayımlanan Kamu Memurları Geçici Düzenlemesi ile kamu tarafından istihdam edilmiş ve sayıları 5,3 milyon kişiye ulaşan devlet memurlarının statüsü değişmiş, yeni bir memurluk sistemine geçilmiştir. Bu değişiklik ile etkinliğin, kapasitenin ve memurların sisteme bütünleşmesinin ve bürokrasi üzerinde kontrolün arttırılması hedeflenmiştir. Değişikliler 1993 yılından sonra yürürlüğe girmiş ve ulusal çapta yapılan alımlarda bu değişiklikler esas alınmıştır. 27 Nisan 2005 senesinde yeni memurluk kanunu Çin Halk Cumhuriyeti’nin Ulusal Meclis’i tarafından onaylanmış ve 2006 senesi itibariyle ülkedeki memurların yönetimi için esas alınmıştır. Siyasi, yönetsel ve yasal değerleri dengelemek için tutarlı bir göreve rağmen, Çin'in son olarak onbeş yıl önce gerçekleştirdiği kamu hizmeti reformu, çatışmaya yönelik bir modelden uyum odaklı bir modele paradigmatik bir değişim gösterdi. 2005 Kamu Hizmeti Kanunu sonrası gelişmelerin incelenmesi, uyum alanlarındaki değerler arasındaki karmaşık etkileşim uyum odaklı modele göre sınırlıdır. Kesin çatışmaları sınırlama yeteneğine rağmen, Çin’in entegre siyasi sistemi, rekabet eden değerleri dengelemek için acil bir kurumsal kapasite talebi ile karşı karşıya gözükmektedir. Çin memuriyet sisteminin son haline kadar geçirmiş olduğu dönüşüm nedir ve son değişiklikler ışığında ne gibi değişimler olduğu bu makalede ele alınacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ANTİK ÇAĞ AMPHORALARININ GIDA AMBALAJILAMA TEKNOLOJİSİNDEKİ ÖNEMİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55415</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55415</guid>
      <author>Tuğba GÜNGÖR ERTUĞRAL,, Öznur TANRIVER</author>
      <description>İki kulplu kap anlamında kullanılan amphora, geniş karınlı, sivri dipli veya geniş kaideli olarak antik çağ ve günümüzde faklı tip ve formda kullanılan pişmiş toprak kaplardır. En erken örneklerinin, Batı Anadolu ve Ege’nin bazı adalarında Erken Tunç Çağ’ından itibaren ve Troia antik kentinde İ.Ö. 3.bine kadar uzandığı düşünülen amphoralar gıda muhafazası amacıyla kullanılmış oldukça önemli antik dönem ambalaj türüdür. Bu araştırmada, amphoralar, kimyasal yapı benzerliği (SiO2 ve AI2O3, Fe2O3, CaO ve MgO ) olan ateş tuğlaları ve seramik sır malzemeleri ile karşılaştırılmış, duyulur ısı depolama özelliği gösteren; sıcaklık yükselmelerinde ve düşüşlerinde ortam ısısını depolayarak şarap ve zeytinyağının depo sıcaklığını koruyabilen nanoteknolojik bir materyal olduğu, ayrıca dip kısmına doğru daralan ve sivrilen tabanın zeytinyağı, şarap tortularını burada sıkıştırarak toplayabilirliği ve iyi bir sıvı dekantasyon aracı olma özellikleri ile birlikte fonksiyonel bir gıda ambalaj kabı olduğu açıklanmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KLASİK TÜRK EDEBİYATI VE URDU EDEBİYATINDA SEBK-İ HİNDÎ AKIMI</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55417</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55417</guid>
      <author>Mustafa Sarper ALAP,</author>
      <description>Klasik Türk Edebiyatı zengin bir geçmişe sahiptir. XII. Yüzyılda başlayan bu dönem XVIII. Yüzyıla kadar varlığını sürdürmüştür. Klasik Türk edebiyatı dahilinde her dönem birçok şair çeşitli önemli eserler yazmışlardır. Klasik Türk Edebiyatında 17. Yüzyıl çok önemli bir dönemdir, çünkü bu yüzyıl Klasik Türk edebiyatının altın çağını yaşadığı bir dönemdir. Bu dönemde yer alan şairler Sebk-i Hindî tarzına büyük ilgi duymuşlardır. Sebk-i Hindî tarzı. Hindistan’a giden İran edebiyatı şairlerinin Hindistan’da gördüklerini eserlerine aktarmaları üzerine çok değişik bir tarz ortaya çıkmış ve XVII. Yüzyıl Klasik Türk Edebiyatı şairleri İranlı şairlerden etkilenmişlerdir. Klasik Türk edebiyatı şairleri, İranlı Sebk-i Hindî şairlerine ilgi duymuşlardır. Klasik Türk Edebiyatında bazı 17. Yüzyıl şairleri şiirlerini Sebk-i Hindî tarzında yazmışlardır. Sebk-i Hindi tarzı çok değişik özelliklere sahiptir. Hayalcilik, mübalağa ön plandadır. Şiirler içerisinde özellikle bir meydan okuma, birisini şikayet etme, birisine sitem yapma ve şairin kendine karşı bir hesaplaşması şeklinde ifadeler yer almaktadır. Urdu edebiyatında da Sebk-i Hindi tarzından etkilenen şairler yer almaktadır. Urdu edebiyatında bir İran edebiyatı şairi olan ancak şiirlerini Urduca ve Farsça yazan Mirza Abdulkadir Bidil bu tarzın öncülerindendir. Urdu edebiyatı şairi olan Emir Hüsrevi Dehlevi de şiirlerini Sebk-i Hindî tarzında yazmıştır. Her iki şairin şiirinin şiirleri Sebk-i Hindî tarzı belirgindir Urdu edebiyatında Şah Mübarek Abru, Sirajuddin Ali Khan Arzu, Syed Allah Khân İnşâ, Şah Zahuriddin Hatim, Saadat Yar Hasan Rangin Qalandar Bakhsh Cur’at Muhammed Şakir Naci, Sharafud-din Mazmun Mumin Han Mumin isimli şairlerde şiirlerinde Sek-i Hindi tarzından yararlanmışlardır. Urdu edebiyatında ayrıca Emir Hüsrev-i Dehlevî, Mir Taki Mir ve Esedullan Han Galîb’in şiirlerinde Sebk-i Hindi tarzı öğeleri belirgindir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YAKININI KAYBETMİŞ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN YAS SÜRECİ VE BU SÜREÇTEKİ FİZİKSEL, DUYGUSAL, BİLİŞSEL VE DAVRANIŞSAL DEĞİŞİKLİKLERİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55418</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55418</guid>
      <author>Berna ÇALGI,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Psikoloji alanındaki çalışmalara konu olan yas tutma süreci, kaybın geri dönüşsüzlüğünün ve sonuçlarının sindirildiği veya hafızaya içselleştirildiği, hayata keyif ve memnuniyetle devam etme kapasitesinin yeniden kazanıldığı bir süreç olarak tanımlanabilir. Bu araştırmanın temel amacı; üniversite öğrencilerinin aileden-akrabalardan birinin veya yakınının kaybından sonra yas sürecini nasıl yaşantıladığının ve yas sürecindeki fiziksel, duygusal, bilişsel ve davranışsal değişikliklerin belirlenmesidir. Araştırmanın İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi bünyesinde eğitim gören sevilen bir yakının (1. dereceden) kaybını yaşamış lisans düzeyindeki öğrencilerle kantitatif veri toplama tekniği ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak Yas Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada öğrencilerin cinsiyet değişkenine göre bilişsel boyutta anlamlı farklılık, yine sınıf değişkenine göre bilişsel boyutta anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Diğer taraftan kaybedilen kişinin ölüm yaşı, ölüm şekli ve ölüm biçimi gruplarında ise yas ölçeğinin davranışsal boyutunda gruplar arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SUÇLULARIN TOPLUMA YENİDEN KAZANDIRILMASI ARACI OLARAK CEZAEVİ İŞYURTLARI</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55419</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55419</guid>
      <author>İbrahim GÖRÜCÜİbrahim GÖRÜCÜ,, Muzaffer KOÇ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;ÖZET Türkiye’de ceza ve tevkif evlerinde cezalarını bitirdikten sonra topluma dönen kişilerin karşı karşıya kaldıkları en önemli sorun; yaşamlarını devam ettirecek bir iş bulabilme ve topluma uyum sürecinde karşılaştıkları sorundur. İşyurtları kurumu bahsedilen sorunu cezanın çekildiği dönemde önlemek ve bireyi topluma uyumlu hale getirmeye yardımcı olmaktır. Bu çalışmanın temel amacı işyurtlarının bu işlevini ne kadar yerine getirdiğini ortaya koymaktır. Çalışma esnasında İşyurtları kurumunun 2010-2019 yılları arası faaliyet raporları, Türkiye İstatistik kurumu haber bültenleri ve yasal düzenlemeler incelenmiştir. Yapılan çalışma sonrasında işyurtlarının yürüttüğü faaliyetler ve ulaştığı hükümlü sayısının bu amaca yeterince hizmet etmediği görülmüştür. Buna neden olan sorunlar personel, mali yapı ve faaliyet konuları başlıkları altında toplanmıştır. Bu başlıklar altında yer alan sorunların çözülmesinin kurumun amaçlarının gerçekleşmesinde önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>E-DEVLET MÜHENDİSLİĞİ: YÖNETİŞİM VE MÜKEMMELLİK KAPSAMINDA BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55420</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55420</guid>
      <author>Mehmet Seyda OZAN,</author>
      <description>Yeni Kamu Yönetimi (YKY) anlayışı ile birlikte devlet-vatandaş ilişkileri farklı bir boyut kazanmış ve vatandaş odaklılık kavramına daha fazla odaklanılmaya başlanmıştır. Bu kapsamda gerek YKY’nin gerekse vatandaş odaklılığın önemli araçlarından biri de “E-Devlet”tir. E-Devlet en genel tanımıyla bir ülkede kamuya ait tüm işlemlerin Bilgi ve İletişim Teknolojileri (BİT) ile sağlanmasıdır. E-Devlet; zamandan-mekandan bağımsız erişim ve düşük hizmet maliyetleri gibi bazı yerleşik avantajlara sahiptir. Bu kapsamda çoğu ülke için E-Devlet ile hedeflenen hususlar vatandaş odaklılık ve hizmet maliyetlerinin düşürülmesi olmuştur. Ancak bu hedeflere tam anlamıyla ulaşabilmek veya ulaşılsa dahi E-Devleti bir üst seviyeye çıkarabilmek güçtür. Bu paralelde son dönemde dünya geneline bakıldığında başarısız E-Devlet girişimlerinin sayısında artış olduğu görülmektedir. Genel bir eğilim olarak bu başarısızlığın nedeni yönetişimden ziyade yalnızca teknolojiye odaklanılmasıdır. Bu kapsamda çalışmanın amacı E-Devlet girişimlerine vatandaş/yönetişim odağında başarı ve mükemmelliği getirmeyi amaçlayan “E-Devlet mühendisliği” kavramını tanıtmaktır. Çalışma yönetişim merkezli girişimlerin ve E-Devlet mühendisliğinin temel özelliklerini ortaya koymakta ve nihai olarak E-Devlet ile ilgili çıkarımlarda bulunmaktadır. Bu kapsamda çalışmada öncelikle E-Devlet ve yönetişim ilişkisi ortaya konulmuş olup sonrasında E-Devletin boyutları ve E-Devlet mühendisliği kavramı değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ESTONYA TARİHİNİN GÜNCEL ESTON DIŞ POLİTİKASINA ETKİSİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55421</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55421</guid>
      <author>Ali ERAVCI,</author>
      <description>Her ne kadar Soğuk Savaş süreci XX. yüzyılın sonlarına doğru son bulmuşsa da Baltık coğrafyasında o dönemi aratmayan söylemler zaman zaman kamuoyu gündemini meşgul etmektedir. Soğuk Savaş sürecinde mevcut blokların sınırları Baltık coğrafyasından geçmekteydi. Bu nedenle sıcak çatışma ihtimalinin en yüksek olduğu bölgeler arasında yer almaktaydı. Bugün de enerji, iktisadi ve ticari kaygılar nedeniyle Baltık coğrafyası cazibesini bölgeyle ilgilenen taraflar için sürdürmektedir. Estonya da Letonya ve Litvanya ile birlikte Baltık coğrafyasının kuzeyinde konumlanmıştır. Ancak Eston halkı genel olarak ortak bir Baltık kimliğini kabul etmemektedir. Bunun yerine Fin halkı ile akrabalığa vurgu yapılmakta ya da müstakil Eston kimliği ön plana çıkartılmak istenmektedir. Estonya ulusal kimliğinin gelişimi ve bağımsızlık mücadelesi ile Estonya’nın güncel dış politika tercihleri üzerinde okurların fikir sahibi olmaları bu makalenin temel amacı olmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖRGÜTSEL GÜÇ ÜZERİNE BİR META SENTEZ ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55422</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55422</guid>
      <author>Onur İŞLEYEN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Örgütlerde güç ilişkileri, karmaşık yapıları gereği, üzerinde dikkatle durulması gereken ve çok boyutlu bir araştırma alanı olarak görülmektedir. Alanyazında örgütlerde güç kaynakları, güç türleri ve farklı güç türleri ile diğer değişkenler arasındaki ilişkilerin incelendiği makaleler bulunmaktadır. Ancak farklı kurum türleri, örgütsel güç oyunları, yükseköğretim kademelerinde güç oluşturma stratejileri gibi bazı inceleme alanlarına yönelik araştırma sayıları yetersiz görünmektedir. Bu bağlamda, örgütsel güç anahtar kelimeleriyle bağlantılı eğitim alanına yönelik hazırlanmış tezlerin incelenerek ortak ve farklılaşan yönlerinin ortaya konması ihtiyacı doğmuştur. Araştırma sonucunda örgütsel güç üzerine yapılan çalışmaların azlığı ve odak konuların dar kapsamlı olduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ULUSAL SİBER GÜVENLİK POLİTİKALARININ KARŞILAŞTIRMALI İNCELENMESİ: ABD, İNGİLTERE VE TÜRKİYE ÖRNEKLERİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55423</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55423</guid>
      <author>Adnan KARATAŞ,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bilgi iletişim teknolojileri sürekli ve hızlı bir gelişim sergilemektedir. Bu hızlı değişim son yıllarda daha fazla ivme kazanmıştır. Dolayısıyla hayatımıza siber alan gibi geçmişte ütopik olarak kabul edilen yeni kavramlar girmiştir. Günümüzde ise yaşamımızın merkezine yerleşen bir kavram haline gelmiştir. Nitekim kıtalar arasındaki mesafenin anlamsızlaşmasına bu kavram yol açmıştır. Üstelik küreselleşmeye de ciddi katkıları olmuştur. Siber alanın günümüzdeki fonksiyonlarının ve büyüklüğünün artması ile birlikte bu alan daha kırılgan ve saldırılara açık bir konuma gelmiştir. Dolayısıyla, hem siber alanın çeşitli saldırılara maruz kalmasına hem de bu siber alandan faydalanan kişilerin klasik anlamdaki suçları daha kolay işlemesine neden olmaktadır. Bununla birlikte hem özel hem de kamu kurumlarının hizmetlerini elektronik ortama taşıması ile birlikte, bireyler hem özel hayatları hem de çalışma hayatları itibariyle bu teknolojilere bağımlı hale gelmişlerdir. Nitekim bu bağımlılıktan faydalanmak isteyen kötü niyetleri bireyler, gruplar ya da düşman ülkeler bu siber alanları suiistimal etme faaliyetlerine girişmektedir. Bu çalışma kapsamında ABD, İngiltere ve Türkiye’nin ulusal siber güvenlik politikaları arasında karşılaştırmalı bir kesit sunulmaya çalışılmaktadır. Siber güvenlik politikalarına veya stratejilerine yönelik olarak çeşitli uluslararası kuruluşların geliştirdiği bir takım kriterler bu çalışma kapsamında daha kapsamlı ve sistematik olarak gruplandırılmaktadır. Altı temel karşılaştırma kriteriyle ülkelerin siber güvenliğe yönelik tüm politik ve stratejik yaklaşımları analiz edilmektedir. Yapılan karşılaştırma sonuçlarından yola çıkarak Türkiye’nin siber güvenlik politikalarına yönelik çeşitli çıkarımlarda bulunulmuştur. Ancak siber güvenliğin doğası ve siber saldırı ve siber suç tekniklerinin sürekli değişim göstermesi nedeniyle; önerilen politik çıkarımların kesin sonuç verip vermeyeceğinin kestirilmesi oldukça zordur. Nitekim Türkiye için yapılacak çıkarımlarda Türkiye’nin toplumsal, kültürel ve hukuki yapısı gözetilmeye çalışılmıştır. Tüm bu kriterleri göz önünde bulundurarak, etkin bir siber güvenlik sağlayabilmek için kurumlar arası etkili iletişime dayanan bir yönetim yapısının politikaları belirlenmeye çalışılmıştır. Elde edilen bulgular politika yapıcılar, kamu ve özel kurum yöneticileri açısından oldukça önemli çıkarımlara sahip olduğu öne sürülebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜKKİYE SELÇUKLU DEVLETİ’NİN İNKİŞAFI DÖNEMİNDE YETİŞEN BELLİ BAŞLI ÂLİMLER, İLİM ADAMLARI, ESERLERİ VE İLME HİZMETLERİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55424</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55424</guid>
      <author>Yaşar BEDİRHAN,, Sefa YILDIRIM</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;XI. ve XII. asırlarda Anadolu’da yazılan eserlerin çoğu tabiat bilimlerine ve felsefeye dair iken XIII. asrın ilk çeyreğinden itibaren Anadolu’da telif edilen eserlerin büyük çoğunluğu Tasavvufi &amp;ndash;Dini, Edebi ve tıbba dair eserlerdir. Bu değişimin sebepleri ise; Moğol istilası önünden kaçarak Anadolu’ya gelen çok sayıda mutassavıf ve dervişlerin buradaki faaliyetleri sonucunda devrin fikri yapısın etkilemeye başlamışlardır. Bunun yanında Sultanların ilimi teşvik etmeleri ve ilim adamlarını himaye etmeleri birçok âlimin ilgisini Anadolu’ya celbetmiştir. Selçuklular döneminde tasavvufi hayat oldukça canlı ve hareketli bir mahiyet arz etmekteydi. Dönemin tasavvufi çevrelerinde fikri hareketlilikler, deruni terennümler farklı düşünce akımları ve yeni tasavvufi fırkalar vücuda gelmekteydi. Tarikat şeyhleri müritlerinin kabiliyetleri istikametinde gelişmesine, yeni açılımlar kazanmalarına imkân hazırlamaktaydı. Taklit geleneğinden çok tahkik boyutu ön plana çıkarılmakta, müritlerin kendi deneyimlerini ortaya koymalarına ışık tutulmaktaydı.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SOSYAL MEDYANIN Z KUŞAĞI TÜKETİCİ DAVRANIŞLARI ÜZERİNDEKİ ROLÜ: NİTEL BİR ARAŞTIRMA ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55425</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55425</guid>
      <author>Muhammed Enes BİGA,, Ozan ÇATIR</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bilgi ve iletişim teknolojilerinin hızla geliştiği ve yaşadığımız dünya sınırlarının azaldığı günümüz dünyasında internet ve sosyal medya insanların gündelik hayatı için en önemli kavramlardan biri haline gelmiştir. Dünyanın her yerinden milyonlarca insanın birbiriyle etkileşim halinde olduğu bu sanal ortam, pazarlama alanında da kendisini göstermiş; firmalar ürünlerini daha hızlı ve daha ucuz şekilde, daha geniş kitlelere tanıtma imkânı bulmuştur. Tüketiciler ise ürünleri inceleme, başka kullanıcıların yorumlarını okuyarak değerlendirme gibi imkanlara kavuşmuştur. Günümüzde, sosyal medya tüketicilerin satın alma kararını etkileyen yeni ve önemli bir faktördür. Bilişim çağının içine doğan ve sosyal medyayı yoğun olarak kullanan gençlerin oluşturduğu Z kuşağı üyeleri, işletmelerin üzerinde durması gereken belki de en önemli kuşak grubudur. Sosyal medyanın pazarlama çalışmaları için artan önemi ve Z kuşağı üyelerinin sosyal medyayı etkin olarak kullanmaları, sosyal medya ve Z kuşağı birlikteliğinin incelenmesi gereken önemli bir konu haline getirmiştir. Bu çalışmada, sosyal medyanın Z kuşağı üyelerinin tüketim ve satın alma davranışları üzerindeki rolü araştırılmaya çalışılmıştır</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İZMİR’DE SAĞLIK TURİZMİNİN MEVCUT DURUMU VE POTANSİYELİNİN ANALİZİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55426</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55426</guid>
      <author>Ali Erhan ZALLUHOĞLU,; Cihat KARSLI; Aykan CANDEMİR , Aslı DİYADİN LENGER</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Sağlık turizmi, sağlık, teknoloji ve ulaşım sektöründeki gelişmelerin desteğiyle son yıllarda oldukça önemli gelişmeler göstermiştir. Birçok ülkede daha iyi sağlık ve bakım hizmeti alma, şifalı su kaynaklarından yararlanmak ve üst yaş grubu için sunulan terapi ve bakım hizmetlerinden faydalanma kapsamında sağlık turizm faaliyetleri gerçekleşebilmektedir. Sağlık turizmi, sadece medikal faaliyetleri kapsamamakta, konaklama olanaklarından kişiye ve refakatçilerine yönelik turistik turlara kadar geniş bir faaliyet sürecini de içermektedir. Türkiye’de yetişmiş nitelikli sağlık işgücünün yanı sıra yüksek teknolojiye sahip sağlık tesis sayısının artmasıyla beraber sağlık turizmine olan talebin artış gösterdiği bilinmektedir. Türkiye’nin üçüncü büyük şehri olan İzmir’in sahip olduğu turizm altyapısı ve zenginlikleri yanında beşeri sermayesiyle sağlık turizmi açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Araştırmanın amacı, İzmir ilinin sağlık turizmi açısından mevcut durumunu ve bu çerçevede potansiyelini analiz etmektir. Bu bağlamda, İzmir ilinde sağlık turizmi kapsamında temel aktörleri olarak faaliyet gösteren sağlık işletmeleri, konaklama ve turizm işletmeleri ile görüşülmüştür. Elde edilen bulgular sonucunda, İzmir’in sağlık turizmi açısından önemli bir potansiyeli olduğu tespit edilmiş olsa da bazı eksiklikler nedeniyle potansiyelini yeterli düzeyde ortaya çıkaramadığı ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DEKİ KADIN İSTİHDAMI, ERKEK İSTİHDAMI VE EKONOMİK BÜYÜME ARASINDAKİ İLİŞKİ: T0DA-YAMAMOTO NEDENSELLİK TESTİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55428</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55428</guid>
      <author>Aslı ÖZEN ATABEY,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;İstihdamı arttırmak ve ekonomik büyümeyi gerçekleştirmek, ülke ekonomilerinin temel hedefleri arasında yer almaktadır. Genel kanı, istihdamdaki artışın ekonomik büyüme sağlayacağı ve ekonomideki büyümenin istihdamı arttıracağı yönündedir. Ancak uygulamada bu iki değişken arasında ilişki olmadığına dair sonuçlar elde eden ve istihdam yaratmayan büyüme konusuna değinen çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’deki istihdam ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi cinsiyet farklılığını dikkate alarak analiz etmektir. Kadın istihdamı, erkek istihdamı ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki, 2006-2019 yılları arasındaki döneme ait üç aylık veriler kullanılarak Toda-Yamamoto (1995) nedensellik testi ile incelenmiştir. Nedensellik testinden önce serilerin durağanlıkları ADF ve PP birim kök testleri ile araştırılmış ve daha sonra VAR modeli kurulmuştur. VAR analizinde kullanılan modelin istikrarlı olup olmadığı ve otokorelasyon sorunu bulunup bulunmadığı test edildikten sonra Eviews 10 programı ile Toda-Yamamoto (1995) nedensellik analizi gerçekleştirilmiştir. Ampirik analiz neticesinde ekonomik büyüme ile kadın istihdamı ve erkek istihdamı arasında herhangi bir nedensellik ilişkisi tespit edilememiştir. Bu sonuç istihdamsız büyüme olgusunu destekler niteliktedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE'DE 2020 YILI PANDEMİ DÖNEMİNDE UZAKTAN EĞİTİM ÜZERİNE YAPILAN MAKALELERİN ANALİZİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55429</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55429</guid>
      <author>Barış DEMİR,; Asiye YÜKSEL , Aykut TOSUN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Pandemi Döneminde uzaktan eğitim kavramı eğitimin temel konusu haline gelmiştir. Mevcut durumda uzaktan eğitim ile ilgili çok sayıda makale olmasına rağmen Pandemi döneminde uzaktan eğitimin analizinin yapıldığı çalışmalar daha değer kazanmıştır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de pandemi döneminde uzaktan eğitim üzerine yapılan makaleleri incelemektir. Araştırma konusunu oluşturan makaleler Google Scholar (Akademik) veri tabanında yapılan tarama sonucu elde edilmiştir. Bu çalışma; 2020 yılında çalışılan makaleyle sınırlıdır. Veriler, uzaktan eğitim ile ilgili makaleler üzerinden değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler tablo yardımıyla yorumlanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMEN ADAYLARININ SERBEST YAZMA TUTUMLARININ ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55432</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55432</guid>
      <author>Mine BAYAR,, Adem BAYAR</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu araştırma öğretmen adaylarının yazmaya ilişkin serbest yazma tutumları ve bunların birtakım değişkenlerden nasıl etkilendiğini belirlemek gayesi ile yapılmıştır. Araştırmada öğretmen adaylarının serbest yazma tutumları cinsiyet, anne-baba eğitim düzeyi, son bir senede okudukları kitap adedi ve bölüm değişkenleri açısından incelenmiştir. Araştırma nicel araştırma yaklaşımı çerçevesinde tarama modeli kapsamında düzenlenmiştir. Araştırmanın örneklemi rastgele örnekleme yöntemiyle belirlenmiş olup Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesinde okuyan 142 öğretmen adayından meydana gelmektedir. Araştırmada veri elde etmek amacı ile araştırmacı tarafından hazırlanan “Kişisel Bilgi Formu” ile Ayrancı ve Temiztürk (2017) tarafından geliştirilen “Eğitim Fakültesi Öğrencilerinin Serbest Yazma Tutumları Ölçeği” uygulanmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, standart sapma, frekans, yüzde, t-testi, tek yönlü varyans (one-way ANOVA) ve Kruskal Wallis-H testinden faydalanılmıştır. Araştırma neticesinde, serbest yazmaya ilişkin tutumun öğretmen adaylarının bir yıl içinde okudukları kitap sayısına ve eğitim gördükleri bölüme göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇALIŞANLARIN İYİMSERLİK VE KÖTÜMSERLİK ANAKRONİZMASININ AŞİL SENDROMU ÜZERİNE ETKİSİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55433</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55433</guid>
      <author>Ömer Okan FETTAHLIOĞLUÖmer Okan FETTAHLIOĞLU,, Ayfer ÇAKAR</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın genel amacı; çalışanların iyimserlik ve kötümserlik anakronizmasının, aşil sendromu üzerinde etkisinin olup olmadığını tespit etmeye yöneliktir. Bu genel amaç kapsamında, katılımcıların iyimserlik ve kötümserlik algılarını, aşil sendromu ve alt bileşenlerine yönelik algılamalarını ve son olarak söz konusu bu değişkenler arasında etkileşim olup olmadığını tespit etmek araştırmanın hedefi olarak belirlenmiştir. Araştırma kapsamında iki değişken arasında etki olup olmadığının tespit edilmesi amaçlandığından dolayı etkileşimsel model biçiminde desenlenmiş bir model kurgulanmıştır. Bu çerçevede, iyimserlik ve kötümserlik boyutları ile aşil sendromu ve alt boyutları arasındaki ilişki ve etkileşimler ayrı ayrı ele alınmıştır. Araştırmanın örneklem grubu Balıkesir ilinde bankacılık sektöründe çalışan toplam 356 çalışan oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında veri toplayabilmek adına, Dember vd. (1989) tarafından geliştirilen İyimserlik / Kötümserlik Aracı (OPI- Optimism/Pessimism Instrument) ölçeği ile birlikte Conray (2001) Aşil Sendromu Ölçeği kullanılmıştır. Veri analizi programı olan SPSS 21.0 kullanılarak da analizler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre iyimserlik boyutu ile aşil sendromunun alt boyutları arasında düşük ve orta düzeyde (r=-,309 ile r=-,489 aralığında, p&lt;0,00) negatif yönlü anlamlı bir ilişkiler olduğunu sonucuna ulaşılmıştır. Kötümserlik boyutu ile aşil sendromunun alt boyutları arasında düşük ve orta düzeyde (r=,360 ile r=,562 aralığında, p&lt;0,00) pozitif yönlü anlamlı bir ilişkiler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca iyimserlik algılamalarının, aşil sendromu algısına yönelik varyansı %39 oranında açıkladığı ve [(&amp;beta;=-,229), (p&lt;0.05)] (R2:,039; p:,000) düzeyinde, negatif yönde etkilediği; kötümserlik algılamalarının, aşil sendromu algısına yönelik varyansı %44 oranında açıkladığı ve [(&amp;beta;=,340), (p&lt;0.05)] (R2:,044; p:,000) düzeyinde, pozitif yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>THE STRUGGLE OF MODERN AMERICAN POETS TO WRITE ORIGINAL AND AUTHENTIC POETRY</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55431</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55431</guid>
      <author>Hava VURAL,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Başlangıçta sömürgecilerin 17. yüzyılda İngiliz şiirine katkıda bulunma teşebbüsleri olarak ortaya çıkan Amerikan şiiri, çoğunlukla İngiliz modellerinin şiirsel biçimine, diksiyonuna ve temasına dayanıyordu. Şüphesiz, edebi zevkler zaman içinde değişti. Eski şiirlerde, Romantizmin derin etkisi- hayal gücü teorileri, şairin sanat ve toplumdaki rolü, sanatın dünyadaki statüsünün keşfi ve zihin, dil ve dünya arasındaki kafa karıştırıcı etkileşim- dikkat çekicidir. Bu anlamda, modern Amerikan şairleri geçmişin etkilerini reddetmektedirler ve şiiri, kapasitesini korumak ve artırmak için özenle ve profesyonelce seçilmiş sözcüklerden oluşan bir birim olarak görmektedirler. Bu makalenin amacı, William Carlos Williams, Hilda Doolittle ve Wallace Stevens gibi modern Amerikan şairlerinin, tamamen orijinal, özgün ve Amerikan şiiri yaratmak için büyük çaba sarf ettiklerini göstermektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK DÜŞÜNCE HAYATINDA NAMIK KEMAL'İN YERİ VE ÖNEMİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55430</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55430</guid>
      <author>Mertcan TURAN,</author>
      <description>Fransız İhtilali’nin ortaya çıkarmış olduğu modern milliyetçi düşünce dünya tarihinde çeşitli dönüm noktaları oluşturmuştur. 18. yüzyılın sonlarından 20. yüzyılın başlarına kadar çok uluslu imparatorlukların siyasi ve toplumsal dengeleri bu düşüncenin etki alanına girerek derinden sarsılmıştır. Çok uluslu imparatorluk olan Osmanlı Devleti, varlığını devam ettirebilmek için başlattığı Tanzimat süreciyle birlikle Avrupai yaşam tarzını benimseyerek Batı medeniyetine yanaşmış ve kurumlarını Batı medeniyetinin değerleriyle yenilemeye çalışmıştır. Namık Kemal, Osmanlı’nın yenilenme sürecinde yaşamış önemli bir düşünce insanıdır. Sanatı toplumun batılılaşması için kullanmış ve eserlerini halkın anlayacağı sade bir dilde yazmayı tercih etmiştir. Kaleme almış olduğu yazılarında döneminin toplumsal ve siyasal meselelerine ışık tutarak bu sorunlara çözüm aramıştır. ‘’Hak, hürriyet, vatan ve millet’’ kavramlarını Türk düşünce hayatına ve edebiyatına sokan kişi olan kabul edilen Namık Kemal’in etkisi kendi dönemini aşmıştır. Fikirleriyle Milli Mücadele Dönemi’nin önde gelen isimlerini etkilemiştir. Cumhuriyet döneminde birçok farklı kesimden aydının ve vatanseverin düşünce dünyasına ilham kaynağı olarak ‘’Vatan ve Hürriyet’’ şairi olarak anılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KALÇA DERİNLİĞİ VE ŞEKLİNİN GİYSİ DURUŞUNA ETKİLERİ: 3D SİMÜLASYON İLE DEĞERLENDİRME </title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55434</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55434</guid>
      <author>Fatma GÜRSOY,, Arzu BOR KOCAMAN</author>
      <description>Hazır giyim endüstrisinde satılan giysilerde boy, beden, bel, kalça çevresi gibi temel ve yardımcı ölçüler kullanılarak standart kalıplarla üretim yapılmaktadır. Oysa aynı bel ve kalça ölçüsüne sahip iki kişide, farklı kalça derinliği ve şekline sahip oldukları için giymiş oldukları kıyafetlerin duruşlarında farklı görünümler olabilmektedir. Bu araştırmada, araştırmacılar tarafından CAD sistemleri ile etek ve pantolon kalıpları hazırlanmış, sanal provaları yapılmış ve elde edilen simülasyon görünümleri karşılaştırılmıştır.&#13;
Araştırmanın amacı, aynı vücut ölçülerine sahip kişilerdeki farklı kalça derinliği ve şeklinin giysinin görünümü üzerindeki etkilerini değerlendirmektir. Bu amaçla, standart mankenin yanı sıra, kalça derinliği ve şeklinin farklı karakteristik özellikleri dikkate alınarak, Kare şekilli, Ters Kalp (A) şekilli, Yuvarlak şekilli ve V şekilli kalça tiplerine sahip 4 yeni sanal manken oluşturulmuştur. Etek ve pantolon sanal provaları, hazırlanan standart kalıp kullanılarak kalça derinliği ve şekli dışında diğer ölçüleri aynı olan 5 sanal manken üzerinde yapılmıştır. 3D sanal simülasyon ile yapılan provadan elde edilen giysi görünümleri, karşılaştırılarak değerlendirilmiştir.&#13;
Sanal provaların ardından tek bir kalıp olmasına ve mankenlerin aynı vücut ölçülerine sahip olmalarına rağmen, farklı kalça derinliği ve şekline sahip kişilerde etek ve pantolonlarda bedene uyum sorunları tespit edilmiştir. Etek için yapılan sanal provalarda, özellikle etek ucu duruşlarında, volan dağılımlarında ve genel görünüşlerde belirgin farklılıklar olduğu görülmüştür.   Pantolonların sanal provalarında ise, özellikle paça duruşlarında ve genel görünümlerde duruşların çok farklı olduğu görülmüştür. Sonuç olarak araştırmada, kalça derinliği ve şeklinin giysi duruşları üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


