






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>ACADEMIC SOCIAL RESOURCES JOURNAL, Yıl 2020 Sayı Cilt 5 Sayı 13</title>
    <link>https://asrjournal.org/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1691</link>
    <description>ACADEMIC SOCIAL RESOURCES JOURNAL</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>ÖLÜM VE ZAMAN KAVRAMLARI BAĞLAMINDA ‘BERLİN ÜZERİNDEKİ GÖKYÜZÜ’ SERGİSİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55359</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55359</guid>
      <author>Çağrı SARAY,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Çağrı Saray’ın 12 yıllık bir üretiminin sonucu olarak ortaya çıkmış olan “Berlin Üzerindeki Gökyüzü” (2018) isimli kişisel sergisi, Wim Wenders’in yönetmenliğini yaptığı aynı isimli filmle ilgilidir. Ölüm ve zaman kavramları bağlamında ürettiği ve ilişki kurduğu işleri bir araya geldiği bu sergi, aslında bir anlamda Wim Wenders’in yarattığı dünya ve filmin senaryosunu birlikte yazdığı Peter Handke’nin edebiyatıyla organik bir bağ kurmaktadır. Bu metinde filmin kendisi ve filme dair gerçekleştirdiğim çağdaş sanat üretimleri, felsefe tarihi bağlamında Hegel, Camus ve Heidegger gibi felsefecilerin ölüm, an, şimdi kavramlarına yaklaşımları üzerinden incelenmektedir. Ayrıca çağdaş sanat üretimlerinde üretilmiş bir yapıtın kavramlarla ve felsefeyle kurduğu ilişkide olduğu gibi; bu kavramların sergideki işlerin üretim sürecinde nasıl bir zemin oluşturduğu ortaya konmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK MİTOLOJİSİNDE YER ALAN SEMBOLLERİN ÖZDEMİR YEMENCİOĞLU’ NUN ESERLERİNE YANSIMALARI</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55360</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55360</guid>
      <author>Gonca YAYAN,, Beyzanur KARAKUŞ</author>
      <description>Mitolojiler, toplumların sosyal yaşantı, kültür ve inançlarının yeni nesillere aktarımında oldukça önemli rollere sahiptir. Bu yönüyle mitolojinin, toplumların geçmiş belleğini oluşturduğu ve her toplumda; kültürlerin aktarılmasında, dini inanışlarında, yaşam biçimlerinde, efsanelerinde ve etik anlayışlarında önemli rolleri yanında sanattaki yeri ve sanatla olan bağları da tartışmasız kabul görmektedir. Plastik sanatların her alanında kullanılan bu mitolojik ögeler, çağdaş resim sanatının da tematik konuları arasında da yer bulmuştur. Özellikle geçmiş kültürlere ait olan mitolojik konuların çoğu çağdaş sanat bağlamında sanatçılar tarafından yeniden ele alınarak eserleriyle sanat alanında yeni bakış açılarını da beraberinde getirmişlerdir. Eserlerinde Türk mitolojisindeki sembolleri sıklıkla kullanan Özdemir Yemencioğlu’da eserlerinde kullandığı renk, sembol ve mitolojik unsurlarla yansıtmak istediği düşüncelerini çağdaş resim sanatı tekniklerini de kullanarak izleyicileriyle buluşturma yoluna gitmiş başarılı sanatçılarımızdan birisidir. Çalışmada sanatçının eserleri, mitler arasındaki ilişkilerinden yola çıkılarak incelenmeye çalışılmıştır. Ayrıca bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olan literatür tarama ve eser analizi ile sanatçının eserleri detaylı bir şekilde değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YÖNETİCİYE DUYULAN GÜVENİN ÖRGÜTSEL VATANDAŞLIK DAVRANIŞI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİ BELİRLEMEYE YÖNELİK GÖRGÜL BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55361</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55361</guid>
      <author>Mahmut ÖZDEMİR,, Mustafa TECİMEN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmada otel işletmelerinde istihdam edilen işgörenlerin yöneticiye duydukları güven ile örgütsel vatandaşlık davranışları arasındaki ilişkiyi belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Ankara ilinde faaliyet gösteren 4 ve 5 yıldızlı otel işletmelerinde istihdam edilen 459 işgörene anket aracılığıyla ulaşılmıştır. Anket aracılığıyla elde edilen veriler kullanılarak yöneticiye duyulan güven ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasındaki ilişkiyi belirlemek üzere korelasyon, demografik değişkenlere göre yöneticiye duyulan güven ve örgütsel vatandaşlık davranışı farklılaşmasını belirlemek amacıyla t testi ve ANOVA analizi uygulanmıştır. Yöneticiye duyulan güven ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik yapılan korelasyon analizi sonuçlarına göre yöneticiye duyulan güven ile örgütsel vatandaşlık davranışı alt boyutları arasında karşılıklı pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuca göre işgörenlerin yöneticilerine duydukları güven arttıkça örgütsel vatandaşlık davranışı sergilemeleri de artış göstermektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KOZAN (SİS)’DAKİ ULU CAMİLER VE OKUNAN KİTABELERİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55362</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55362</guid>
      <author>Aytül KAPLAN,; Oghız Nejmaldin Suliman SULİMAN; Khalil OROT , Nurcan ÖREN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Erken dönem İslam Medeniyeti’nde diğer kültürlerin mimari yapı ve öğelerinden etkilenilmiş ve İslami bir orjinallikle eser bırakılmıştır. Silah zoruyla fethedilen şehirlerde, öncelikle orada bulunan en büyük mabed (kilise, havra vs.) camie çevrilir ve hemen merkezi özellikte İslam sanatı doğrultusunda büyük bir cami inşa edilmeye başlanırdı. Böylece İslam şehirlerinde genelde Cuma namazlarının kılındığı büyük ve merkezi camiler yapılmış ve bunlara ulu camiler denilmiştir. Memlükler, Mısır’da kurulmuş olan bir Türk devletidir. Çukurova’nın Türkleşmesi Memlükler sayesinde olmuştur. Çukurova’da Memlük hakimiyetindeki sınır kenti Kozan (Sis)’dır. Kozan (Sis), Memlük yönetimindeyken, Halep naib-ü’saltanalığına bağlı naiblikler arasında yer almaktaydı. Bu statüsü doğrultusunda da merkezden gönderilen valiler (emirler) tarafından idare edilmektedir. Kozan’da Memlükler’in hakimiyet göstergesi olan ve “Hoşkadem Cami” veya halkın diliyle “Büyük Cami=Cami-i Kebîr” ismiyle bilinen bir ulu cami vardır. Çukurova’nın Osmanlılar tarafından fethinden sonra burada, “Büyük Cami” gibi bir Osmanlı ulu camisinin yapılması kaçınılmazdır. Bundan dolayı 1526 tarihinde halkın “Küçük Cami” adını verdiği cami yapılmıştır. Camilerin ikisi de, Türk-İslam mimarisi içinde önemli bir yer tutan mihrap önü kubbeli, ulu camiler sınıfında yer almaktadır. Doğudan batıya doğru dikdörtgen bir planda eğimli bir arazi üzerine inşa edilmişlerdir. Bu araştırmada, ülkemizin güneyinde, Suriye’ye açılan bir kapı özelliğindeki Adana İli’nin Kozan İlçesi’nde bulunan, ulu cami örneklerinden, Mısır Memlükleri zamanında inşa edilmiş, Hoşkadem Cami ve inşa kitabesi ile Osmanlı Devleti zamanına tarihlenen Küçük Cami ve kapı kitabesi ele alınmıştır. Kitabelerin özellikleri incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ANADOLU NEOLİTİK DÖNEM BOYALI SERAMİĞİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55367</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55367</guid>
      <author>Ebru ORAL,</author>
      <description>Anadolu ve Anadolu dışındaki farklı kültür bölgelerinde yaşayan toplumlar için Neolitik Dönem, toplumların yerleşik hayata geçtiği dönem olarak bilinmektedir. Toplumların yerleşik hayata geçmesi, sosyo-kültürel, ekonomik, dinsel ve sanatsal birtakım gelişmelerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Neolitik Dönem ile birlikte ortaya çıkan yerleşik hayat, dönemin toplumlarının, çanak çömlek üretimine ve kullanımına ihtiyaç duymasına sebep olmuştur. Anadolu’da Neolitik Dönem’de ortaya çıkan boyalı seramik geleneği ile ilgili arkeolojik buluntulara, Anadolu’nun çeşitli arkeolojik yerleşimlerinde yürütülen kazı çalışmaları sayesinde rastlamak mümkündür. Anadolu’da Neolitik Dönem ile birlikte ortaya çıkan boyalı seramik geleneğinin, farklı kültür bölgelerinde malzeme, üretim teknikleri ve sitil özellikleri bakımından farklılıklar gösterdiği anlaşılmaktadır. Çalışma kapsamında Anadolu’da Neolitik Dönem’de, Marmara Bölgesi, Orta Anadolu Bölgesi, Batı Anadolu Bölgesi ve Güney Anadolu Bölgesi’nde yürütülen arkeolojik kazılar sonucunda ortaya çıkartılan boyalı seramik buluntular hakkında bir değerlendirme yapılmaya çalışılacaktır. Çalışma kapsamında, Anadolu’nun önemli Neolitik Dönem yerleşimleri arasında yer alan; Demircihöyük, Kuruçay, Çatalhöyük (Doğu), Bademağacı ve Hacılar’da yürütülen arkeolojik kazılar sonucunda ortaya çıkartılan boyalı seramik buluntular hakkında bir değerlendirilme yapılmaya çalışılacaktır. Çalışma kapsamında Anadolu’da Neolitik Dönem’e tarihlendirilen arkeolojik yerleşimlerde ele geçen boyalı seramikler, malzeme, üretim teknikleri, formları ve sitil özellikleri dikkate alınarak değerlendirmeye çalışılacaktır. Anadolu’da Neolitik Dönem’e tarihlendirilen boyalı seramik buluntuların ele geçtiği arkeolojik yerleşimler, konumları, araştırma ve kazı tarihçeleri, stratigrafik özellikleri de dikkate alınarak değerlendirilmeye çalışılacaktır. Anadolu’da Neolitik Dönem boyalı seramik geleneği ile ilgili çalışma kapsamında, Anadolu’nun farklı kültür bölgelerinde arkeolojik kazılar sonucunda ele geçen boyalı seramiklerin yerli üretim teknikleri ve sanat anlayışları ile farklı kültür bölgeleri arasında kurulan çeşitli ekonomik,siyasi ve sosyo-kültürel ilişkiler sonucunda ortaya çıkan sanat anlayışları hakkında değerlendirme yapılmaya çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KORUNAN ALANLARDA ARAZİ KULLANIMINDA MEYDANA GELEN ZAMANSAL DEĞİŞİMİN UZAKTAN ALGILAMA YÖNTEMİYLE BEHRAM KÖYÜ VE YAKIN ÇEVRESİ ÖRNEĞİNDE İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55365</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55365</guid>
      <author>Burçak Büşra ŞAHİNOĞLU,, Tülay CENGİZ TAŞLI</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Günümüzde teknolojinin gelişmesi ile uydulardan elde edilen uzaktan algılama verileri ile bilgisayar temelli programlar ve görüntü işleme teknikleri kullanılarak mevcut arazi kullanımlarının tespiti yapılmaktadır. Bu kapsamda Çanakkale ili Ayvacık ilçesine bağlı korunan alan olan Behram Köyü ve yakın çevresi araştırma alanı olarak seçilmiştir. Araştırmada arazi kullanımı ve arazi örtüsündeki değişimlerin tespit edilebilmesi için 16 Ağustos 2005 Landsat 5 TM ve 23 Ağustos 2019 tarihli Landsat 8 OLI uydu görüntüleri kullanılmıştır. Bu görüntüler ARCGIS ve ERDAS yazılımlarında işlenmiştir. Görüntü işleme aşamasında görüntü zenginleştirme, geometrik ve radyometrik düzeltme, kontrollü sınıflandırma, değişim matrisi oluşturulması ve yorumlanması işlemleri gerçekleştirilmiştir. Doğal ve kültürel açıdan öneme sahip bu alanda meydana gelen zamansal değişimler görüntü işleme teknikleri ve kontrollü sınıflandırma yöntemi kullanılarak 8 sınıfa ayrılmıştır. Bu sınflar bitki örtüsü ile kaplı alanlar, çıplak alanlar, yerleşim alanları, sahil/kumsal alanları, tarım alanları, su yüzeyleri, tarihi alan ve zeytinliklerdir. Araştırma sonucunda 2005-2019 tarihleri arasında genel olarak yerleşim alanlarında yaklaşık % 5 lik bir artış olduğu buna rağmen bitki örtüsü ile kaplı alanlarda ve zeytinliklerde yaklaşık %8 lik bir azalma meydana geldiği analiz edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>A RESEARCH ON THE EFFECT OF ORGANIZATIONAL CULTURE THROUGH LEADER–MEMBER EXCHANGE (LMX) ON EMPLOYEES’ ATTITUDES TOWARD CHANGE</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55364</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55364</guid>
      <author>Emre NALÇACIGİL,, Ahmet Fatih ÖZYILMAZ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Sürekli değişim içerisinde olan ekonomik ve pazar koşullarında, kurumlar rekabet üstünlüklerini korumak için stratejik, yapısal ve iş yapma şekilleri gibi farklı alanlarda değişim uygulamaları gerçekleştirmektedirler. Kotter ve Schlesinger’e (1979) göre pek çok kurum her yıl orta düzeyde bir değişim gerçekleştirirken, dört-beş yıl içerisinde rekabet koşulları, teknolojik gelişmeler, büyüme ve iş gücündeki değişimler çerçevesinde büyük ölçekli bir değişim gerçekleştirmelidir. Bu araştırmada kurumsal değişimlerin daha başarılı sonuçlar elde etmesi için çalışanların değişime gösterdiği tepkiler ve bu tepkileri etkileyen örgütsel kültür unsurları ve Lider &amp;ndash; Üye Etkileşiminin kuruma güven aracılığıyla değişime dirence olan etkisi incelenmiştir. Ayrıca, örgütte inovatif örgüt kültürü oluşturmanın örgütte değişime direnç üzerinde etkisi irdelenmiştir. Bu çalışmaya farklı sanayi şirketlerinde çalışan yönetici ve ustabaşı düzeyinde çalışanlar katılmıştır. Analizlerin sonucunda lider üye etkileşiminin kalitesiyle kuruma güvenin ve iletişim ile inovatif örgüt kültürü arasında pozitif ilişki olduğu bulunmuştur. Diğer yandan, algılanan kurumsal değişimle yaratıcı örgütsel kültür arasında negatif bağlı ilişki olduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COVİD-19 VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55368</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55368</guid>
      <author>Furkan YEMİŞÇİ,</author>
      <description>The outbreak of Covid-19, which is emerging in a world that is more and more connected with each other, affects the social sphere widely, with its global effects and consequences. The aim of this study is to discuss the possible effects of the economic, social and political effects of the Covid-19 epidemic on the international system and the discipline of international relations. In a world that is more and more connected with each other in line with the developments in communication and transportation technologies, it is seen in a concrete way that the effects of the epidemic are also related to each other. Accordingly, it is envisaged that the economic consequences of the outbreak will both deepen the existing problems in the international system raise new problems and affect the discussion agenda of the international relations discipline. The economic problems caused by the outbreak will inevitably have social and political implications. For this reason, they economic consequences of the outbreak are evaluated and the possible shape of the international system in the post-epidemic process is discussed how the globalization process will take shape in the post-epidemic period, how the inequalities in the current structure will become, and what possible conflict elements may ocur in the international system. However, in the discipline of international relations, on the basis of national security and cyber sovereignty, the possibility of the formation of new discussion agendas in the post-epidemic process is evaluated as the possibility of the pre-existing discussion agendas coming to the fore. An outbreak that is felt in such a real way on a global scale and has tangible results has the potential to transform national security perceptions. However, given the attitudes of actors in the international system during the outbreak process, it is thought that existing understanding of cyber sovereignty differences between China and West has the potential to strongly influence discipline.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>VELAYETİN KALDIRILMASINI GEREKTİREN HALLER</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55369</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55369</guid>
      <author>Ayşe İpek ESKİTÜRK,</author>
      <description>Türk Medeni Kanununun İkinci Kitabının İkinci Kısmının Birinci Bölümünün Altıncı Ayrımında velayet kavramı düzenlenmiştir. Velayet kavramı; kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır ve evlilik birliği sürdüğü müddetçe eşler tarafından birlikte kullanılır. Velayet kavramı açısından asıl olan çocuğun yararının gözetilmesidir. Velayet, veli sıfatı taşıyan anne-babaya çocuğun kişiliği, temsili ve malvarlığı değerleri hususunda bazı görev ve yetkiler tanımaktadır. Türk hukukunda velayet hakkına mümkün olduğu ölçüce müdahale edilmemesi esası benimsenmiştir. Velayet hakkı aynı zamanda 1982 Anayasasının 41. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8. maddesinde düzenlenmiş olan aile hayatına saygı ilkesinin bir sonucudur. Velayetin kaldırılması ise hem anayasa ile hem de uluslararası sözleşme ile güvence altına alınmış olan bu hakka ağır bir müdahale oluşturduğundan zorunda kalınmadığı takdirde uygulanmaktan kaçınılması gereken bir tedbirdir. Diğer bir deyişle hakim öncelikli olarak çocuğun korunması için alabileceği diğer tedbirleri almalı, bu tedbirlerin yetersiz kalması ya da yetersiz kalacağının açık bir şekilde anlaşılması halinde velayetin kaldırılmasına karar vermelidir. Velayetin kaldırılmasını gerektiren haller Türk Medeni Kanununda tahdidi olarak sayılmıştır. Bu çalışma ile velayetin kaldırılmasını gerektiren haller sistematik bir şekilde incelenmeye gayret edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>JANDARMA TEŞKİLATINDA TALİM VE TERBİYE:1933</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55363</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55363</guid>
      <author>Yüksel YILDIRIM,</author>
      <description>Devletlerin oluşmasında, teşkilatlanmasında, bir güç haline gelmesinde jandarma teşkilatı önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle dünyada yaşanan gelişmeler ile birlikte devletler güç dengelerini korumu için jandarma eğitimine de önem vermektedir. Bu gelişmeler karşısında ülkemizde de jandarma teşkilatındaki eğitim sisteminde ıslah ve düzenleme çalışmaları bir süreklilik arz etmektedir. Bu çalışmanın odağında jandarma teşkilatının 1933 tarihinde yaptığı çalışmalar ve sonuçları hakkında bilgi veren rapor yer almaktadır. Literatür çerçevesinde jandarmanın talim ve terbiyesi hakkında hususlar ve bu hususların dayandığı kaynaklar birlikte değerlendirilmiştir. Böylelikle raporda verilen bilgiler ile Türkiye Cumhuriyeti Devletinde jandarma teşkilatının 1933 tarihine kadar geçirmiş olduğu gelişmeler araştırılmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İSLÂM AİLE HUKUKUNDA HİDÂNE MÜESSESESİ</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55366</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55366</guid>
      <author>Adnan ALGÜL,, Fevzi Yunus EMRE</author>
      <description>Toplumun temelini oluşturma ve neslin devamını sağlama noktasında en mühim rolü üstlenen sosyal yapı elbette ailedir. Bu sebeple geçmişten günümüze gerek din temelli gerekse insan temelli hukuk sistemleri aile kurumunu korumak ve toplumu sağlam temeller üzerine oturtmak adına birtakım kaideler belirlemişlerdir. İslâm hukukunda nikah akdi ile başlayan evlilik hayatının asıl amacı, karı-kocanın birlik ve beraberlik içerisinde hayatlarını sürdürmeleri ve evliliklerinin meyvesi olan çocuklarını ortak sorumluluk bilinciyle yetiştirmeleridir. Nitekim çocuğun sosyal ve psikolojik açıdan sağlıklı bir birey olarak toplum içerisinde var olması; anne-babasıyla birlikte, mutlu ve huzurlu bir aile ortamında yetişmiş olmasıyla yakından alakalıdır. Ne yazık ki günümüzde boşanmaların artması ve ailelerin dağılması çoğu zaman buna imkân tanımamakta, taraflardan birinin yanında kalmak mecburiyetinde bırakılan çocuğun mağduriyeti söz konusu olmaktadır. İşte hidâne müessesesi, daha çok böyle durumlarda çocuğun mağduriyetini gidermek, olayların onun üzerinde oluşturacağı olumsuz etkiyi en aza indirgemek ve onun mutlak menfaatini gözetmek adına gündeme gelmekle birlikte, anne-babanın çocukları için yerine getirmeleri gereken sorumlulukları da belirlemektedir. Biz bu çalışmamızda İslâm Aile Hukuku başlığı altında yer alan hidâne müessesesinin tanımı, mahiyeti ve kapsamı üzerinde durmaya çalışacağız.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YURTİÇİ EŞYA-KARGO TAŞIMACILIĞI (SRC4) SÜRÜCÜ MESLEKİ YETERLİLİK SINAVLARINA AİT BİR BAŞARI TESTİ GELİŞTİRİLMESİ: GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55370</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55370</guid>
      <author>Abdullah SÜSLÜ,, Şule ÖTKEN</author>
      <description>Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Özel Ulaştırma Hizmetleri Mesleki Eğitim ve Geliştirme Kursları Yönetmeliğine göre, özel mesleki yeterlilik sertifikası, özel ulaştırma hizmetleri mesleki eğitim ve geliştirme kursunda eğitimini tamamlayan ve eğitim sonunda yapılan sınavda başarılı olan kursiyerlere verilen sertifika anlamına gelmektedir. SRC4 türü, yurtiçi eşya-kargo taşımacılığı olup, kurslar tarafından verilen eğitim ve sınav sonucunda mesleki yeterlilik sertifikası almaya hak kazanan kursiyerlere düzenlenen sertifika türlerinden biridir. Bu çalışmanın amacı, Özel Ulaştırma Hizmetleri Mesleki Eğitim ve Geliştirme Kurslarında eğitimlerini tamamlamış olan kursiyerlere, Yurtiçi Eşya-Kargo Taşımacılığı (SRC4) Sürücü Mesleki Yeterlilik sertifikalarını düzenlemek üzere kullanılan çoktan seçmeli sorulardan oluşan bir başarı testi geliştirmektir. Başarı testine ait maddelerin güvenirlik ve geçerlik çalışmalarını yapmak amacıyla hazırlanan ön çalışma formu 210 kişiye pilot olarak yapılmıştır. Pilot uygulama sonucunda elde edilen veriler üzerine, maddelerin psikometrik özelliklerinin belirlenmesi için madde ayırıcılık gücü indeksleri ve maddelerin ölçütleri ortalama değer düzeyleri hesaplanmıştır. Madde ayırıcılık gücü indekslerinin belirlenmesinde; korelasyona dayalı analiz ve iç tutarlılık ölçütüne (t-testi) dayalı analiz teknikleri kullanılmıştır. Başarı testinin güvenirlik çalışmaları kapsamında KR 20 güvenirlik katsayısı hesaplanmış ve geçerlik çalışmaları ise kapsam ve yapı geçerliği olarak incelenmiştir. Geçerlik ve güvenirliği belirlemek için yapılan analizlerden sonra başarı testinin nihai formu oluşturularak 137 kişiye uygulanmıştır. Nihai uygulama sonucu elde edilen verilere doğrulayıcı faktör analizi yapılmış ve model ile veri arasındaki uyumun iyi olduğu görülmüştür. Sonuç olarak Yurtiçi Eşya-Kargo Taşımacılığı (SRC4) Sürücü Mesleki Yeterlilik sertifikalarını düzenlemek üzere kullanılan başarı testinin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MUHAFAZAKAR DÜŞÜNCEDE TOPLUMSAL DEĞERLER</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55371</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55371</guid>
      <author>Alp CAMIZ,</author>
      <description>Muhafazakar düşünce toplumu oluşturan ve ayakta tutan bir takım değerler olduğunu ve bunların mutlaka muhafaza edilmesi gerektiğini savunur. Bu değerlerden en önemlileri aile, düzen ve dindir. Muhafazakarlara göre Aydınlanma bu değerleri hiçe sayarak toplumu tehdit etmektedir. Aydınlanma düşüncesi yeni bir tarihi başlatmış, aklın yetkin ve her şeye hükmedebileceği fikri geçerlilik kazanmıştır. Din, kamusal hayattan çıkarılmaya çalışılmış ve dinin sosyal yönü Aydınlanma tarafından reddedilmiştir. Muhafazakar düşünce, yüzyıllardır ayakta duran ve tarihin sınamasından geçmiş geleneklerin bir kenara atılmasını reddetmiştir. Çalışmada, aile, toplumsal düzen, toplum ve din gibi olgu ve değerlerin muhafazakar düşünce açısından ifade ettiği önem ele alınmıştır. Aynı zamanda muhafazakar düşüncenin önemli düşünürlerinin görüşleri de bu vesileyle incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ERGENLİK DÖNEMİ KAYGI BOZUKLUĞUNDA PSİKOEĞİTİM YOLUYLA BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI YAKLAŞIM: BİR OLGU SUNUMU</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55372</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55372</guid>
      <author>Hatice YALÇIN,, Emine ERKOÇ</author>
      <description>Bu çalışmada, kaygı bozukluğu yaşayan on beş yaşında kız birey değerlendirilmiştir. Mutsuz ve sıkıntılı hissetme, akranlarıyla yakınlık kuramama, tekrarlayıcı depresif ataklar ve yoğun kaygı belirtileri bulunmaktadır. İlk değerlendirmelerin ardından Çocuklarda Anksiyete ve Depresyon Ölçeği-Yenilenmiş (ÇADÖ-Y) formu uygulanarak kaygı düzeyi belirlenmiştir. Çocuk ve ergen psikiyatri desteği de alınarak bilişsel davranışçı psikoterapi yöntemi uygulanmış, hem ergene hem de ailesine psikoeğitim verilerek yapılan uygulamalar pekiştirilmiştir. Düşünce-duygu-davranış üçgeni temel alınarak, detaylı inceleme ve müdahale yapılmıştır. Yapılan danışmanlık hizmetinde temel amaç, mevcut kök inançları çürütmeye çalışmak değil, alternatif düşünceler oluşturmasını sağlayarak düşüncelerinin duygularını, duygularının da davranışlarını etkilediği konusunda farkındalık geliştirmedir. Bu çalışmada ev ödevleri, farzet ki tekniği, alternatif bakış açısı, kendini açma, çifte standart tekniği, kanıt inceleme, arkadaşına ne tavsiye edersin tekniği gibi uygulamalar yapılmıştır. Çalışma sonucunda ergende karşıt gelme davranışlarının azaldığı, akademik başarısında artışın olduğu ve kaygı kontrolünü sağlayabildiği gözlemlenmiştir. Araştırma ile ergenlerde düşünce, duygu ve davranış etkileşimine odaklanan bir bilişsel davranışçı psikoeğitim programının, kaygı düzeyini azalttığı sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ARICILIKTA MALİYET UNSURLARI</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55373</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55373</guid>
      <author>Kurtuluş MERDAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;İnsanlığın varoluşundan beri süre gelen arıcılık faaliyeti günlük gıda ihtiyaçların karşılandığı zirai bir faaliyet olarak ortaya çıkmıştır. Zaman içerisinde arıların sağladığı birçok ürün ekonomik anlamda da değer kazanmaya başlamıştır. Günümüzde ise arıcılık beslenme aracı olmakla birlikte, işsizliğin çözümünde ve bitkilerin verimliliğinde önemli bir ekonomik faaliyet olarak karşımıza çıkmaktadır. Arıcılığın ekonomik unsurları girdi ve çıktı fiyatları arasındaki fark ile ölçülmektedir. Arıcılık faaliyetinin sürekliliği bu unsurlar arasındaki farkın her zaman pozitif olmasıyla mümkündür. Bu çalışma’da arıcılık faaliyetine 30 koloni ile başlayan bir üreticinin 5 yıllık süre içinde elde edeceği kazanç ve katlanacağı maliyetler ile 30 koloni ile başlayıp her yıl 10 koloni artıran üreticinin 5 yılsonunda elde edeceği kar/zarar tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada kovan sayısının aynı kaldığı, bal fiyatlarının %5 ve malzeme fiyatlarının her sene %10 oranında arttığı ve her yıl amortisman olarak 300 TL ayrıldığı ve yıllık bal veririmin ortalama 13,31 olduğu kabul edilmektedir. Tüm bu veriler ışığında 30 koloni ile arıcılık faaliyetine başlayan ve ürettiği bal miktarını arttırmayan bir işletme 5 yılın sonunda 11.978,60 TL toplam kar elde edebilmektedir. İşletme sahibi koloni sayısını her yıl 10 kovan artırdığı varsayımı altında, 5 yılın sonunda 4392,3 kg bal üretebilmekte ve kâr toplamı da 51.705,34TL’ye ulaşabilmektedir. Elde edilen bu bulgular ekseninde koloni sahiplerinin maliyeti minimize ve karı maksimize edebilmeleri için öncelikle koloni sayılarını artırmaları, daha sonra uzun vadede sabit yatırım giderlerini düşürmeleri, genç ve sağlıklı kolonilerle çalışılarak koloni başına bal verimini artırmaları, nektar akım dönemlerini değerlendirmeleri ve arıcılık ürünlerini çeşitlendirmeleri gerekmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DETERMINATION OF UNIVERSITY STUDENTS’ AWARENESS LEVEL OF ANGEL INVESTORS</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55374</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55374</guid>
      <author>Gözde MERTGözde MERT,</author>
      <description/>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Okul Rehberlik Hizmetlerinden Okul Yönetimi ve Öğretmenlerinin Beklentileri</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55375</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55375</guid>
      <author>Ceyhan AYTAÇ,, Erdoğan BOZKURT</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Araştırmanın amacı ilkokullarda okul müdürleri, müdür yardımcıları ve öğretmenlerin psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri servisi ile ilgili görüşlerinin ve beklentilerinin değerlendirilmesidir. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemi ve örneklem seçimi için amaçlı örnekleme tekniklerinden ölçüt örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Görüşme tekniklerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile Suluova ilçesine bulunan ilkokullarda görev yapan altı okul müdürü ve on sınıf öğretmeni ile yüz yüze görüşmeler yapılarak veriler toplanmış ve veriler doyuma ulaştığından görüşmeler sonlandırılmıştır. Yapılan analizlerin sonucunda; okul rehberlik hizmetlerinin eğitimi desteklediği, eğitimde tamamlayıcı rol oynadığı, yol gösteren bir servis olduğu, eğitimde başarının artışında ve sorunların çözümünde yardımcı olduğu, öğrencilerin hayata hazırlanmasında, sosyalleşmesinde ve kendine güven duyması konusunda etkili olduğu, yönlendiren bir servis olduğu, başarı başarısızlık gibi konularda bilgilendirme konumunda olduğu, ortaya çıkabilecek olumsuz durumlarda önlem alan konumda olduğu, sorunların tespit edilmesi konusunda etkili olduğu, öğrenciyi tanıma faaliyetlerinde yardımcı olduğu ve öğretmen veli idare ilişkilerinde işbirliği sağlayan pozisyonunda olduğu elde edilen verilerden ortaya çıkmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BORÇLAR HUKUKUNDA HUKUKA UYGUNLUK NEDENİ OLARAK ZARAR GÖRENİN RIZASI</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55376</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55376</guid>
      <author>Mehmet UZUN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Zarar görenin rızası, Türk Borçlar Kanununun 63. maddesinin 2. fıkrasında hukuka aykırılığı ortadan kaldıran bir hukuka uygunluk nedeni olarak düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanununun 24. maddesinin 2. fıkrasında da kişilik hakkı zedelenen kişinin rızasının, kişilik haklarına saldırıyı hukuka uygun hale getireceği belirtilmiştir. Rıza kavramının çeşitli mevzuat hükümlerinde yer verilmişse de, bu kavramın tanımı yahut hukuki niteliği mevzuatta düzenlenmemiştir. Bu çalışmada öncelikle rıza kavramının tanımı ve öğretideki görüşler de dikkate alınarak rıza kavramının hukuki niteliği incelenmiştir. Türk borçlar hukukunda kişinin malvarlığı haklarının ve belirli şahıs varlığı haklarının ihlal edilmesine rıza gösterebileceği, gösterilen bu rızanın ihlali ve fiili hukuka uygun hale getireceği düzenlenmiştir. Hukuka aykırılığı ortadan kaldıran hallerin gündeme gelebilmesi için ortada hukuka aykırı bir eylemin olması gerektiğinden ve genellikle bu eylem bir başkasının hakkını yahut kamu düzenini, milli güvenlik genel sağlık gibi çeşitli kategorileri ve menfaatleri ihlal ettiğinden çatışan menfaatler arasında denge kurulması oldukça önemli ve bir o kadar da tartışmalı bir konudur. Bu çalışmada rızanın bir hukuka uygunluk nedeni olarak geçerlilik arz edebilmesi için sağlaması gereken koşullara ve rıza için özellik arz eden bir kısım tartışmalar ele alınmıştır. Gerekli koşulları sağlayan ve geçerlilik taşıyan rıza, fiilin hukuka aykırılığını ortadan kaldıracaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OSMANLI MEDYASINDA BATILILAŞMA, DİN VE GELENEK</title>
      <link>https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55377</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55377</guid>
      <author>Naci ÖZSOY,</author>
      <description>Osmanlılarda Batılılaşma hareketi Tanzimat Dönemi’ne kadar sadece askeri alanlarda gerçekleşmiştir. Tanzimat Fermanı ile sosyal ve siyasi hayatta değişiklikler olmuş, Osmanlı kültürü yeni bir boyut ile karşılaşmış, o günün medyası da bu etkileşimin baş aktörlerinden biri olarak yerini almıştır. Osmanlı aydınlarının pek çoğu Batıya hayranlık duyuyor ve Avrupa'yı kendi toplumları ile kıyaslıyorlardı. Oradaki kurum, kuruluş ve hayat tarzını üstün tutup sürekli gündemde tutuyorlardı. Çok hızlı bir şekilde yayılan ve bazı Osmanlı devlet ricali ve etkin konumda olan tebaasını etkisi altına alan Batılılaşma dayatmasının önündeki en büyük engel ise “Din” olgusuydu. Bu düşüncede olan kişilerin düşüncesine göre Osmanlı Devleti’nin din, gelenek ve kültürü, tepeden inen bu Batılılaşma hareketi ve onun çığırtkanlığını üstlenen medya baskısı ile etkisini kaybedecekti. Batılılaşma girişimleri çoğu kez ya Batılı ülkelerin baskılarıyla ya da dolaylı baskılarla gerçekleştirildiğinden, sonuçları izlendiğinde onların çıkarları ile örtüşmüş, toplumun iç dinamiklerini, gelişme yönünde değil, bozulma ve gerileme yönünde etkilemiştir. Ayrıca o zamanki medyanın ve servetin sahibi olan azınlıklar, Osmanlı’da siyasal, ekonomik ve kültürel açıdan Batı çıkarlarının hamisi ve temsilcisi rolünü de üstlenmişlerdir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


